Yeni Yıl

13 Eylül 2011 Salı

Yazıma ilişkin sonradan eklenmiş  önemli Not:
Sevgili Bloger arkadaşım http://hayatcemresi2.blogspot.com/ bu konuya değinmiş, ben hem arkadaşımın paylaşımını, hem de Fatih Altaylının  Milliyetteki yazısını alıntılayıp burada bahsetmek istedim.  Fakat alıntımın adresini belirtmeyi ne yazıkki büyük bir dalgınlıkla unutmuşum. Beni bu konuda uyardığı için çok teşekkür ederim. Hiç bir art niyet olmadığını belirtir, benimde böyle konularda ne kadar duyarlı olduğumu takip edenler bilir .


Bu yazıya lütfen kulak verelim. Günlük yaşamımızda  bilinçsiz bir şekilde kullandığüımız bir çok ürün gibi maalesef bunuda kullanıyoruz. Plastiklerin, naylon poşetlerin, pet şişelerin hayatımızdaki yerini düşünürsek tehlikenin boyutunu da görebiliriz.
Milliyet gazetesinde Fatih altaylı nın yazısı bizi birkez  daha bu konuda duyarlı olmamızın artık elzem olduğunu vurguluyor. Doğrusu ben artık kesinlikle buna dikkat edeceğim.
"Önceki gün, bir yakınımın ameliyatı için, Türkiye’nin önemli hastanelerinden birindeydim. Ameliyat sonrası, alanında Türkiye’nin değil, dünyanın en iyilerinden biri ve çok da eski dostum olan doktorumuz geldi. Ameliyatla ilgili bilgi vermek üzere. Konuşurken, önümdeki masada duran “pet” şişeyi alıp açtım ve bardağıma su doldurmaya başladım. Profesör doktor uzandı. Elimden pet şişeyi aldı. Suyu doldurduğum bardağı aldı. Görevliyi çağırdı. Pet şişeyi çöpe atmasını, bardağı da lavaboya boşaltmasını söyledi. “Benim dolabımdan cam şişede bir su getirin” dedi.

“Ne oldu hocam, sular zehirli de bizim haberimiz mi yok” dedim şaşkınlıkla. “Keşke zehirli olsa. Panzehiri olur, ilacı olur. Bunlar zehirden beter” dedi ve anlattı. “Son yıllarda kanser olaylarında büyük patlama yaşanıyor. Çok ileri yaşlarda ortaya çıkması gereken bazı kanser türleri, çok erken yaşlarda görünür oldu. Yaşlılarda görülecek lenfomalar, gencecik insanlarda peydahlanıyor. Kemik kanserleri, kemik iliği tümörleri sık sık karşımıza çıkıyor.” “Biliyoruz hocam. Çevre koşulları, hormonlu gıdalar. Her şey kanserojen” dedim. “Evet” dedi. “Bu pet şişeler hepsinden daha kanserojen.” “Bütün dünya kullanıyor” dedim. “Medeni ülkeler giderek daha az kullanıyor” dedi. “Bu pet şişelerdeki sular 2 haftadan uzun süre şişede kaldığı zaman, şişenin içindeki zararlı maddeleri çözüyor ve suya karışmasına neden oluyor. Bunlar hücre yapılarına çok ağır zararlar veriyorlar. Her gün yavaş yavaş bozuyorlar.

Pet şişelerin ömrü iki hafta

Eğer iki haftalıktan daha yeniyse bunun içindeki su, iç. Ama iki haftalıktan daha eski ise içme.” Hemen önümdeki açılmamış pet şişeyi aldım. 2 aylıktı ve son kullanma tarihi olarak 10 ay sonrayı gösteriyordu. “Bu şişeler kısa süreli saklama için uygun. Ama uzun süreli saklamalarda çok zararlı.” “Peki ne yapacağız?” dedim. “Cam şişe kullanacağız. Cam şişede su alacağız. Her türlü gıdayı cam şişe içinde talep edeceğiz.

Hem çevreye daha az zararlı, hem de sağlığımıza.” “Maliyeti yüksek ama” dedim. “Kanserin tedavi maliyeti daha mı düşük? Aksine çok daha yüksek. Bütün hayatın boyunca cam şişe kullansan, bir kanser tedavisinin onda biri maliyeti bulmaz. Artık kanserleri büyük ölçüde tedavi edebiliyoruz ama yüksek maliyetli oluyor. Hastayı da harap ediyor.” “Hadi küçük şişeleri cam şişede hallettik, ya damacanaları ne yapacağız.

Onlar da pet benzeri bir madde değil mi?” Profesör doktor daha da kötü konuştu. “Oradaki sorun daha büyük. O damacanalar birden fazla kez kullanılıyor. Ve onları temizlemek için, deterjanla yıkanıyor genelde. İçinde kalan deterjanı temizlemek için en az üç damacana su kullanmak gerek. Sen o damacanaların üç damacana suyla yıkandığını düşünüyor musun?” diye sordu. “Düşünmüyorum” dedim. “Demek ki damacanadaki suyla birlikte deterjan da içiyoruz” dedi. Çocukluğumu hatırladım. İstanbul’da hasıra sarılmış cam damacanalar içinde Beykoz’dan gelme sular satılırdı. “Eskiden vardı cam damacanalar” dedim.

Tek çare cam şişeye dönmek

“Talep edelim yine olur. Cama dönmekten başka çare yok. Yoksa her gün kendimizi bile bile öldürüyoruz. Sigara içme kanser olursun kampanyaları yapılıyor. Bunların yanında sigara masum kalır” dedi. İçim karardı doğrusu. Ama artık eve pet şişe sokmama kararı aldım. Bu kararı da sizinle paylaşmam gerektiğini düşündüm. Hepimizin çocukları için."
Fatih Altaylı
*****************************************
Aynı konu ile bir de şu yazıyı okuyalım...

Pet şişe ve metal kutular kalbe zararlı

Metal içecek kutularının, pet şişelerin, biberonların yapımında, gıdaların paketlenmesinde kullanılan Bisfenol A adlı maddenin kalp hastalıkları başta olmak üzere pek çok rahatsızlığa yol açtığı ortaya çıktı.
Pet şişelerin, metal içecek kutularının ve biberonların, kalp hastalığı riskini 2 kat artırabileceği açıklandı.
İngiltere’de yaklaşık 1500 kişi üzerinde yapılan araştırmada, gıda sektöründe paketlemede kullanılan Bisfenol A (BPA) adlı maddenin kanda normal seviyenin üzerinde bulunmasının kalp problemlerini artırabildiği belirlendi.
Şişelerin ve kutuların kaplamasında kullanılan bu kimyasalın şeker hastalığı riskini de yükseltebildiği belirtildi.
BPA ayrıca plastik çatal-bıçaklarda, CD kaplarında ve diş dolgularında da kullanılıyor.
Bu son araştırmayla, paketlemede kullanılan BPA’nın sağlığı doğrudan olumsuz etkileyebildiğinin görüldüğü bildirildi.
Yağ biriktiriyor
Vücutta kadınlık hormonu östrojen biçimine girebilen BPA’yla ilgili hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda, bu maddenin meme kanseri, karaciğerde hasar, obezite, şeker hastalığı, erkeklerde kısırlık, gençlerde ise gelişme sorunlarına yol açabildiği görülmüştü.
Bilim adamları, BPA’nın kimyasalın damarlarda daha çok yağ birikmesine yol açtığı, insülinin işlenmesi sürecine müdahale edebildiği tahmininde bulunuyor.
(Milliyet)

15 yorum:

Begonvilli Ev dedi ki...

Gerçekten de çok önemli bir konu. Asla hafife alınmamalı. Zaten hiç sevmiyordum pet şişeleri. O kadar aşırıya kaçıyoruz ki, korkunç bir kullanım alanı var ülkemizde.Bugün bir kaç cam su kabı daha aldım. Çok güzel bir uyarı yazısı olmuş. Teşekkürler.. Ben de aynı konuyu mutlaka işleyeceğim sayfamda.

ÖRGÜÇANTAM dedi ki...

offf yaaa yaygın halde kullanıma sunulan herşey böyle niye insan sağlığı 2. plandaki:((((

hatırlıyorum da Mehmet Öz de amerikadaki odasında devamlı su içtiğini anlatıyordu ve onunda şişeleri pet şielerdendi bizlerde onların bile kullandığını görünce alıp kullanıyoruz:((
teşekkürler arkadaşım paylaşımın için

nesrin dedi ki...

Daha önce de duymustum. Artik ciddiye almanin zamanin geldi galiba. Paylasimin icin tesekkürler Sükran abla.

Pastane'den dedi ki...

çok faydalı bir yazı ve çok doğru hepimizin dikkat etmesi gerekiyor pet şişelere,damacana sulara
paylaşımın için sağol Şükran abla
öpüyorum seni

öykü dedi ki...

çok fena

musluk suyu ıcın denıyor alternatıf olarak

ama onu da ıcerek
mutasyon gecırmekten korkuyorum:)

mine dedi ki...

cam şişeyi arıyoruz ama samsunda bulmak zor ist.da aranırsa bulunabiliyor bakkalından şurdan burdan : )

Hayatcemresi dedi ki...

Şükran hanım,iki gün önce araştırıp iki farklı yerden alıntılar yaparak hazırladığım yazıyı,giriş kısmını değiştirerek ve aynı resimle kendiniz hazırlamış gibi yayınlamışsınız,

ben bu şekilde bir yazı hazırlasam mutlaka alıntıladığım arkadaşıma saygı gereği linkini verir teşekkür ederim,sizin tavrınız ise bu açıdan hiç şık olmamış :(

mügepolat dedi ki...

Gerçekten çok önemli bir konu paylaşımınız için teşekkürler. Ben de paylaşıyorum bu yazısı blogumda. Ne kadar çok duyurulursa o kadar iyi..

ZELİHA dedi ki...

Çok teşekkürler canım paylaşım için..
Dikkat etmek lazım kesinlikle..
Bende mimin var,kabul eder misin :)

evatolyesi dedi ki...

Dikkat edilmesi gereken bir husus ama sular cam şişelerde satılmayınca bizler ne yapabiliriz:((((

ŞÜKRAN dedi ki...

Yazım yayınlanır yayıonlanmaz rahatsızlandım ve raporluydum arkadaşlar, gecikmiş teşekkürlerimi hepinize ayrı ayrı yazamadığım için beni bağışlayın. sevgiler. her fırsatta tüm dostlarıma tek tek cevap vermeye özen gösteriyorum.

evcilik dedi ki...

Bende duymuştum bu tehlikeyi,özellikle dışarıya sıra sıra dizili marketlerden almıyorum,direk güneş ışınına maruz kaldığında çok daha tehlikeli oluyormuş,arabada falan cam kenarına koymak son derece yanlışmış,dikkat etmeye çalışıyoruz ama dünyamız okadar kirlendiki hangisinden arındırsak bilemiyorum...

Şehnaz dedi ki...

şükran hanımcım,öncelikle söylediklerinize tamamen katılıyorum..hepimiz birbirimizden birşeyler öğreniyoruz..keşke bende sizin resminizi görebilseydim..belkide ben hatırlardım..dünya küçüktür..belki biryerlerde karşılaşmışızdır..sizin ankaralı olduğunuzu okudum ben adanalıyım..ve hep burada yaşadım..ankara bize çok uzak oldu yıllarca yani herhengi bir akraba durumumuz orada olmadığı için haliylede pek gittiğimiz bir şehir değil...ama belki sizin adanayla akrabaloğınız vardır..bilemedim..şükran hanımcım ancak bu kadar kendimi tanıtabildim..bloğunuzu hemen ekleyip sizi takibe alıyorum.. çünkü tariflerini,z bir harika..sevgiler..

ZELİHA dedi ki...

Canım arkadaşım büyük geçmiş olsun,Rabbim acil şifalar versin..
Hepimizin heran O'na şiddetle ihtiyacımız var..
Keşke elimden daha fazlası gelse de yapabilsem..
Ne zaman,ne istersen alabilir,kopyalayabilir hatta,eğer ki beğenirsen paylaşabilirsin..
Biz kardeşiz..
Kızmak mı?
Kızabilir miyim hiç,senin canın sağolsun Şükran'cım..
Dua ve muhabbetle..

Oglak Kizlari dedi ki...

Bu konuyu bende işledim. Beklerim blog uma.

Kolay gele.
Endişeli anne Çiğdem

CAFEDERYA

CAFEDERYA
Tasarım pastalar,kurabiyeler, cupcakeler. Ayrıca Ev yapımı hamur işleri, tatlılar, mezeler, yöresel lezzetler...

Atam İzindeyiz

Atam İzindeyiz

Blogroll

free counters

Popüper Yazılar

Blog Arşivi

Google+ Followers

Yukarı