Yeni Yıl

30 Aralık 2011 Cuma

Bu
Yılbaşı
ağacımı
Hediyelerle
donatmak
yerine, her dalını
bir dostumun adı ile
süslemek istedim…
Yakın dostlar, uzakta olan
arkadaşlar. Eski arkadaşlar,
yeni dostlar. Her gün gördüklerim
ve ara sıra görüşebildiklerim. Hep
aklımda olanlar ve sıkca unuttuklarım…
Her zaman yanımda olanlar ile olamayanlar
Kötü gün dostlarım, hep destek olanlar...Istemeden
üzdüğüm dostlar ve istemeden beni üzenler. Cok yakınımda
olanlar, ulasamadiklarim, yıllardır görmediklerim, özlediklerim....
Vefa borcu olduklarım. Bir telefon uzaklığında olanlar. Alçak gönüllüler,
gönülden sevenler. Az yada cok hayatıma girmiş
tüm isimler…. Bu
agaçta hepsinin
kökleri sağlam,
dalları uzun ve
Güçlü olacak.
İsimleri daima
asılı kalacak…
Her yeni yıl, eskilerin yanına yenileri eklenecek.
Zor anlarda ağacımın gölgesi, dostları ve dostlukları
bir nefes serinletecek. Yeni yılla gelen tum yeni
umutların, yeni başlangıçlarn, dostların, bütün yeni
günlerinizi aydınlatması ve sizlerle daha güzel an' lar
paylaşmak dileğimle.....



 
 İYİ Kİ VARSINIZ ...
Hayatı tutabilmek, sevgiyi kaçırmamak, keşke dememek için düşlerinizi ikiyle çarpın bu yıl.. ve kendinize de onları gerçekleştirebilecek zamanı ayırmayı unutmayın lütfen.

Ömrünüzün Tek Tek Sayarak Geçen Yıllarla Değil, Her Anı Dolu Dolu Yaşanarak Geçen Yıllarla Dolu Olması Dileklerimle….İyi Yıllara…

 

26 Aralık 2011 Pazartesi




 Merhabalar hepinize, Her gününüz, her saatiniz sağlıklı neşeli ve sevgi ile dolu dolu geçsin....

Yılın son tarifi de tatlı birşeyler olsun. Sevgili arkadaşım Oya deneyip işyerine getirdiğinde  hepimizden de tam not alıncaya kadar bunun farkına varamamışım, meğer o defalarca denemiş ve tadanlardan her defasında tam not almış.Vallahi  ne yalan söyleyeyim tadıncaya kadar bu kadar lezzetli olabileceğine pek inanmamıştım,   yedikten sonra etimeğin krema içinde bu kadar güzel olabileceğine inanın çok şaşırdım. Ve takip eden hafta sonu hemen deneyip sizlere aktarmak istedim. Tarif sevgili Mutfak Günlüğüm den Özlem 'e ait. Bu kadar güzel ve pratik bir tarif nasıl gözümden kaçmış bilmiyorum. Teşekkürler Özlem'ciğim.

Malzemeler:
  • 1 paket tuzsuz etimek
  • 1 litre süt
  • 1 su bardağı un
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 1 paket vanilya
  • 1 tatlı kaşığı margarin
  • 1 paket krem şanti
  • 1 paket hazır çikolata sosu
  • 2,5 çay bardağı süt
Yapılışı:
Sütü, unu, şekeri ve vanilyayı tencereye koyup orta ateşte muhallebi kıvamına gelene kadar pişirin. Ocaktan almadan margarini ilave edip karıştırın. Ocaktan alın ve başka bir kaba aktarın. 10 dk ılınmasını bekledikten sonra mikser ile çırpın. Topak topak hali iyice giderene kadar 1o dk kadar çırpın. Krem şantiyi de ilave edip tekrar bi 5 dk daha çırpıp bırakın.
Etimekleri iri iri kırıp, dikdörtgen bir kaba yerleştirin. Üzerine muhallebiyi döküp hepsini karıştırın ve üzerini kaşık ile düzeltip düzleştirin. Son olarak çikolata sosunu 2,5 çay bardağı süt ile pişirin ve muhallebinin üzerine dökün.
İyice ılındıktan sonra birkaç saat buzdolabında bekletin. Servis yaparken  profiterol görüntüsü verebilmek için kaşık ile top top alıp tabaklara koyun. Üzerine hazır çikolata sos dökün.

Not: Hazır çikolata sosu olarak bende özlemin tavsiyesi üzerine "Kenton" markasını kullandım .
Ayrıca kalabalık bir grup için ölçüleri iki katı kullandım.

Afiyet olsun!

21 Aralık 2011 Çarşamba


Arkadaşlar, blogumdaki hediye çekilişi dün gece sonuçlandı. üç ayrı çekiliş yaptık, çok geç saatte halledebildiğim için burada sadece ilk çekilişi yayınlamayı becerebildim..
Kazanan 3 talihli arkadaşımız yersofrasi.org, Gülten, ve Tülin!
Tebrik ediyorum kendilerini...
Bana en kısa zamanda adres ve telefon bilgilerini mail atarlarsa , ben de  paketleri gönderirim. Hediyelerini
güle güle kullansınlar..

Çekilişe katılan herkese çok teşekkür ediyorum!
Şimdiden mutlu yıllar!

15 Aralık 2011 Perşembe

Evet evet hediyeler hazırlar, torbalarına yerleştirildiler ve sahiplerini bekliyorlar. Son gün 20 Aralık 2011..



Duramadım üçüncü hediyemizde lavanta keseleri. Bunlar ENGLİSH HOME dan alındılar. Dolaplarınızdaki giysileriniz mis gibi lavanta koksunlar diye..  



Bir Sürpriz daha...
Hep Noel Baba hediye dağıtmaz değil mi? 

Hediye almakta vermek te beni çooook mutlu eder, ya siz? Eminim sizlerde çok mutlu olursunuz. O halde diğer bloğum Mor Kadife Koltuğa da bir gezinti yapın ve yorumlarınızı  bırakın güzel ve zarif bir hediye de oradan kazanın.. Bu hediyeninde sevdiğinizle karşılıklı güzel sohbetlerde kullanacağınız bir çift  porselen obje olduğunu söylesem..yok yok daha da açıklamayayım bu gerçekten sürpriz olmalı .

Yine son gün 20 aralık 2011..

13 Aralık 2011 Salı


Yeni yıl nedeniyle özellikle çocuklar için çok önceleri hazırlayıp beklettiğim kargoları bu sabah nihayet postaya verdim. Bunlardan birisi Şanlıurfa- Siverek' e bağlı Karakoyun İlköğretim okulundaki Özlem öğretmenin öğrencilerine talebi üzerine gönderildi.

Diğeri anne babası yaşadığı halde ayrıldıkları için babaanne ve dedeyle  yaşayan güzel bir kız çocuğuna gitti. Bu devamlı gülümseyen tatlı kızımız aynı zamanda zihinsel özürlüler okuluna gidiyor.

Bu arada dün yayınladığım post üzerine yine bir kargoda acilen Lösev'e gönderildi. Lösev' e gönderdiğim kitapların bir bölümü MaviBulut Yayınevine... ait sağolsunlar kızım için kocaman bir koli kitap gelmişti.

     Bildiğiniz gibi  kızım, Kitap kurduyum ben bloğunda her hafta kura sonucu kitap hediye ediyor. Bu konuda bir çok kitabevinden de destek alıyor. Kitapların bir kısmını Lösev' e göndermemi istedi bende seve seve kabul ettim.















Şimdi sırada daha önce bahsettiğim sizlere göndermek istediğim Yeniyıl hediyelerim var. Biraz geciktiğini düşünenler olabilir ama bugün yarın tamamlanacaklar ve bloğumda çekiliş sonucu üç kişiye üç farklı hediye olarak ulaşacaklar. Sizden öyle şartlar istemiyorum açıkçası beni severek takip edenler, her gün okuduğunu bildiğim halde hiç yorum yazmayan ama yüzyüze görüştüğümüzde bana bloğumu çok beğendiğini belirten sezsiz  takipçilerimin sevdiklerine arkadaşlarına veya takip ettikleri blogerlere söylemeleri yeterli.. Kurayı yorum yazanların arasından seçeceğim. Yorum yazmayı bilmeyenler için postun altında bulunan bu şıklardan yararlanarak yorum bırakabilirler.



OpenID LiveJournal WordPress TypePad AOL



Yorumunuzu Yayınlayın

 Hediye edeceğim ürünler den elişi runnerleri kendi zevkime göre hazırlamaya özen gösteriyorum. Ham İpek kumaş kullandım, uçlarında kristal boncuk püskülleri olacak bir diğer hediye İKEA dan aldığım farklı boyutta olan kağıt muffin kalıpları.. Üçüncü seçenek ise sürpriz. Bu konsepte uygun olduğunu söylesem yeterli mi? 
Hepinize kış güneşinin sımsıcak ısıtttığı, parlak aydınlık güzel bir hafta daha diliyorum. sağlıkla neşeyle kalın..

12 Aralık 2011 Pazartesi

  • 12 Aralık 2011 Pazartesi
  • 3 yorum




Postu biraz geç farketim ama henüz daha vakit var. Ufak tefek bir çok hediyeler ve özellikle kitaplar almıştım 
bunları elbet verecek çocuklar olur diye bundan daha güzel fırsat olur mu ?  Çocukları sevindirmek hele de lösemili çocukları.. bence lütfen okuyup es geçmeyelim. Mutlaka sizinde alıp hediye edebileceğiniz bir şeyler olacaktır..Çok teşekkürler sevgili Nilgün Hn. Sevim Hn.ve Colette ..


Bu yılbaşı sevdiklerimiz için hediye paketleri hazırlarken, lösemili çocuklarımıza bir tebessüm daha hediye edelim mi ? Ne dersiniz ?

Onlar bir tek kalemle, bir kitapla, bir çift çorap ya da çamaşırla bile öyle mutlu oluyorlar ki.
Aslında hediyemizin sevgimiz, duamız,yumuşacık şevkatimiz olduğunu biliyorlar çünkü.

Onları hiç unutmadık aslında.
Nasıl unuturuz?
Onlar bizim lösemili çocuklarımız.

 Lösev'in adresine yollayabilirsiniz.

Son tarih 20 Aralık olsun mu?

Lösev
Reşit Galip Cad.İlk Adım Sokak No 14
06700 GOP/Ankara

6 Aralık 2011 Salı

Güzelliklerle dolu bir hafta diliyorum hepinize. Bu sıralar yemeklere iyice ara verdim, daha doğrusu yemek yapılıyor ama geçen hafta sonu yaşadığımız zehirlenme olayından dolayı yaptığımız yemekler çok da bloğa yazılacak türden değil malum.Kızların ve benim midelerimiz o kadar hassaslaştı ki hala diyet yemeklerine  devam ediyoruz.. 

Yeni yıl sürpizim hazırlanıyor merak etmeyin, ayrıca tam üç kişiye bu sürpriz gidecek haberiniz olsun..Az daha sabırlı olun..Bende sizin kadar heyecanlanmaya başladım..








Bu arada sizlere yeni yılda hediye seçenekleri için fikir olması açısından diğer bloğuma Tepe Home' dan ve Boyner'den bir çok fotolar yükledim. Hep birlikte gezmek bu arada bir kahvemi içmek istemez misiniz. Hadi buradan buyrun o zaman..

1 Aralık 2011 Perşembe


Merhabalar herkese, umarım Aralık ayı hepimize sağlık, neşe ve güzel günler getirir. Eski yılın son ayı, yeni yılın ise umutlarla bakıldığı bu ayda ailece  evimizi süslemeyi çok seviyoruz. Sevdiklerimize hediyeler hazırlamayı vitrinlerdeki rengarenk yeniyıl çoşkusunu gezip dolaşmak çok hoşumuza gidiyor. Bunlarla ilgili yine  yeniyıl fotolarını dekorasyon bloğumda sizlerle paylaşacağım. Eminim hem fikir edineceksiniz hem de keyifli dakikalar geçireceksiniz. 

    






Ayrıca yeni yıl için sizlere minicik bir sürprizim olacak şimdiden haberiniz olsun..    



    Bu tarifi de bayramda deneyip çok beğenildiği için sizlerle paylaşmak üzere arşivime almıştım ve sonrasında defalarca yapmıştım. 
Bayram da gelen misafirlerin yaşını, sağlık problemlerini veya damak zevklerini de göz önünde bulundurmak, sonra ikramlık getirmek gerekir diye düşünüyorum. Özellikle de şeker hastası veya diyet yapan eşe dosta tatlı yanında tuzlu birşeylerin de olması benim çok hoşuma gidiyor.

Bu düşünce ile hazırladığım Arnavut baklavası, peynirli patatesli gül börekler, susamlı mahlepli simit seçenekleri yanında havuçlu bulgur köfteleri çok beğenildi. (Arnavut baklavası ve mahlepli simit tarifini en kısa zamanda yayınlayacağım)

Lezzeti muhteşemdi ve gelen misafirlere de önceden hazırlanan köfteleri kızartıp sıcak sıcak ikram etmiş olmanın kolaylığı beni son derece mutlu etti.

Hani bazen biz bloggerler şiddetle tavsiye ederim deriz ya işte öyle bir lezzet ..





Sevgili zeliha' nın bloğunda daha önce görüp ilk fırsatta  yapmayı istediğim köfteleri bayram arefesinde bir kaç değişiklikle hazırladım, tepsiye dizdim, üzerlerini streç folyo ile kaplayıp dolaba kızartılmak üzere kaldırdım

Tarifte bir iki değişiklik yaptım.
1- İçine konan galeta ununu sadece köfteleri bulamak için kullandım.

2-Bir adet kuru soğanı, bir yemek kaşığı domates ve hafif acılı biber salçası ile soteleyip içine ilave ettim.

3- ikinci denememde sadece bir kuru soğanı soteleyip ilave ettim her iki türlüde çok lezzetli oldu açıkçası.
 tercih sizin.

4- Başka bir denemem de yine aynı yöntemle hazırlayıp köftelerin üzerlerine ayrıca sprey sıvı yağ püskürterek mikro dalganın pişirme ayarında pişirdim.

Püf noktası: köftelerin dağılmaması için malzemesinin iyice yoğrulmuş olması gerekiyor.

Tarif için çok teşekkür ederim sevgili Zeliha..

Havuçlu Bulgur Köftesi : (tarif burada orijinal haliyle verildi)

Malzemeler:
2 ,5 çay bardağı ince bulgur

3 adet hav
1 adet yumurta
tuz,karabiber
bir tutam maydonoz
yeterince galeta unu

Hazırlanması:Bulguru üzerini geçecek kadar kaynamış su ile ıslatıp üzerini kapatarak şişmesini bekliyoruz.
  1. Havuçlarımızın kabuğunu incecik soyup,derin bir kap içerisine rendeliyoruz.
  2. Şişen bulgurları havuçların olduğu kaba alıp,üzerine yumurtayı kırıp,tuz ve karabiberini ekleyip,incecik maydonozları doğradıktan sonra karıştırıyoruz.
  3. Bu karışıma azar azar galeta unu ilave ederek,iyice yoğuruyoruz.
  4. Tam bir hamur kıvamını aldığı zaman,cevizden küçük parçalar kopartıp yuvarlayarak,kızgın yağda kızartıyoruz..
Afiyet olsun...

30 Kasım 2011 Çarşamba

Merhabalar hepinize, pazar gününden beridir çok berbat günler geçirdik maalesef. Pazar günü sabah  Canan' da,  akşama doğru bende ve gece yarısı da Derya 'da şiddetli bulantı kusma ile başladı. O gece soluğu hastanede aldık hemen kan tahlilleri alındı ve serum takıldı. kusmamız o kadar yoğun ve sıklaştı ki artık ne ayakta duracak halimiz ne de içimizde çıkartacak birşey kalmıştı. Canan serumla toparladı ama ben hala ayağa kalkamadım ve geri yatırıp farklı bir ilaçla müdahale ettiler. Evde Derya ve Can bebek kalmıştı eve gece yarısı geldiğimizde artık Derya da da kusma ve isal fazlalaşmıştı.O kadar halsizdik ki Can Bebeği tutacak halimiz yoktu. O günün sabahında da babamız Deryayı yakınımızda bulunan bir hastaneye götürdü ve ona da aşağı yukarı aynı işlemler yapıldı bu arada tek babamız sağlam kaldı çok şükür derken O' da Deryayı beklerken ani tansiyon düşüklüğünden fenalaşmamış bu sefer Derya'nın yanına onu da yatırıp bir serum da ona verip tansiyonunu düzenlemeye çalışmışlar. Öyle çok düşmüş ki tansiyonu alamamışlar. Bize yapılan tahlillerde net bir gıda ismi veremediler maalesef ama ince bağırsak enfeksiyonu olduğu söylendi. Bir gün önce evde pişirip yediğimiz tavuktan olabilir demiştik ama içtiğimiz sudan geçebilen bir mikrop olduğu anlaşıldı. Normalde Erikli marka hazır su kullanıyoruz fakat Derya ve ben özellikle ara sıra da musluk suyunu da içtiğimiz oluyordu. Artık nasıl ve neden kaynaklandı tam olarak ta anlayamadık. Bir şey yiyemeden durmadan aşırı kusmak üçümüzü de perişan etti midelerimiz isyan etti, üçümüzü de mide koruyucu ve antibiyotik tedavisi verdiler. Şu saatlerde(çarşamba akşamı) ancak birazcık hafif yemek yiyebildik. Çok şükür şu an hepimiz az da olsa toparlandık eşimin tansiyonu normale döndü. Bu arada arayan herkese çok teşekkür ederim. Bloğuma inşallah kaldığımız yerden devam edeceğiz. Şimdilik hepinize sevgiler..

25 Kasım 2011 Cuma


Umarım bu konuda ciddi çözüm yolları araştırılır ve uygulamaya konur..

Hürriyet Gazetesi ve Birleşmiş Milletler Dünya Nüfus Fonu’nun (UNFPA) birlikte düzenlediği, “Aile İçi Şiddete Son–Gökyüzü Herkesindir” konferansı, bugün İstanbul Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Yerleşkesi’nde gerçekleştirilecek.
Konferansta, kadına yönelik şiddetle mücadelenin yolları tartışılacak. Başbakan 'ın önceki gün ilk imzayı attığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun, “Biz de varız” bildirgesi de erkeklerin imzasına açılacak.
Konferansta, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Hürriyet Yönetim Kurulu Başkanı Doğan Vuslat Sabancı, UNFPA Türkiye Temsilcisi Dr. Zahidul Huque ile Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şenay Yalçın birer konuşma yapacak.

Sizde katılmak istiyorsanız bu linki tıklayın.

http://bilgiedinme.sydgm.gov.tr/bildirge/Default.aspx

23 Kasım 2011 Çarşamba

  • 23 Kasım 2011 Çarşamba
  • 1 yorum
Merhabalar güzel  dostlar, umarım hepiniz iyisinizdir. Bu aralar yemek tariflerine biraz ara vermek istedim . sebebine gelince arşivde bekleyen fotoğrafların bloğa aktarılacak hale henüz getirilememiş olması. bu arada  sizlere yeni bloğumda işinize yarayacak çok güzel görseller ve tüyolar paylaştım ee hadi o zaman oraya bir uğrayalım mı..

18 Kasım 2011 Cuma

Gönlü sevgi dolu dostlara günaydınlar,

Tatlı yiyelim tatlı talı bir hafta sonu geçirelim...
Yine basit ama bir o kadar lezzetli marmelatlı çöreklerle geldim. Sizde de olur mu bilmem ? Bazen akşam evde çay yanında şiddetle tatlı bir şeyler aranırız bu ailece bizde mevcut. İşte böyle zamanlarda evdeki malzemelerden ne bulunursa hemen yapılır pişirilir ve hooop mideye bir güzel indirilir.
Bu gördüğünüz marmelatlı milföy bohçacıklarda bu şekilde yapılıp lüpletildiler. Tarife gerek duymasamda genel hatlarıyla kısaca anlatayım.

 Oda sıcaklığında yumuşayan her milföye bir tatlı kaşığı sevdiğiniz marmelattan koyup dört ucunu bohça gibi tepede birleştirip yapıştırıyorsunuz gerekirse çırpılmış yumurta sürüyorsunuz. tepsiye  direk veya muffin kalıplı tepsi kullanarak her yuvaya bir tane yerleştiriyorsunuz üzerlerine yumurta sarısı sürüp nar gibi pişiriyorsunuz. servis esnasında bol pudra şekeri serpiştiriyorsunuz. sıcak sıcak nefis bir tatlı, kurabiye, çörek ne derseniz deyin adına ..Afiyet olsun.. 

Not: Ani gelecek misafirleriniz için çay demleninceye kadar yapıp hazır edebileceğiniz pratiklikte. Ayrıca marmelat yerine peynirli içle de tuzlularını deneyebilirsiniz.  Gerisi sizin yaratıcılığınıza kalmış. Fırınınızı ısıtırken aynı anda milföylerinizi de yumuşatabilirsiniz.

16 Kasım 2011 Çarşamba

  • 16 Kasım 2011 Çarşamba
  • 7 yorum
Merhabalar!
Uzun zamandır sizlerle burada yemek tariflerimi paylaşıyorum, siz de beni yorumlarınızla destekliyor, yalnız bırakmıyorsunuz. Blogum yemek üzerine olduğu için diğer ilgi alanlarımdan burada çok fazla bahsetmiyorum ama aslında yemek yapmak kadar çok sevdiğim bir başka konu da dekorasyon. Uzun zamandır bu konuda da yazmak istiyordum ama nasıl yapacağıma karar veremiyordum. Sonunda dekorasyon üzerine bir blog oluşturmaya karar verdim.Hatta oluşturdum ve yazmaya bile başladım! Tabi hal eksiklikler var ve gidermeye çaılışıyorum.
Yeni blogum Mor Kadife Koltuk.Uzun süredir  üzerinde çalıştığım blogumda, sizlerle dekorasyon ürünlerini, fikirlerini elimden geldiğince paylaşacağım. Arada bir kendi evimden de bir kaç görsel olacak. Bazen bir terasta, bazen sıcacık bir oturma köşesinde, bazen yemyeşil bir bahçede,  bazen de rengarenk bir atmosferde sizleri bekliyor olacağım. Eğer beni orada da yalnız bırakmazsanız çok sevinirim.

Hemen bir göz atmak istemez misiniz? Buyrun Mor Kadife Koltuk 'a...

14 Kasım 2011 Pazartesi





Hepinize güzel bir hafta diliyorum arkadaşlar,
Bu çörekleri Rumma nın bloğunda gördüğümde öncelikle hem mayalı hem milföylü oluşları ilgimi çekti, birde üzerine dökülen süt reçelini ben açıkçası ilk defa duydum. 
 Tarifi okuduğumda her zamanki gibi hemen evdeki malzemeleri gözümün önünden geçirdim. O akşam evde sütün sadece hamura yetecek miktarda olmasının dışında denememem için engel yoktu bende süt reçelini daha sonraya erteleyerek başladım hazırlıklara. Rummanın tarifinde anlamadığım noktaları sağolsun bana en kısa zamanda yazmıştı ama ben o sırada işe çoktan koyulmuştum. Farklılıklar getirmek gibi bir adetim olduğundan mıdır nedir yine ufak değişikliklerle çok lezzetli kurabiyeler çıktı ortaya. Bu hamurla aslında hem tuzlu hem az tatlı lezzetler yapılabilir. çünkü içine konan pudra ölçüsüyle hamur, şekeri belli belirsiz bir tatlılıkta oluyor. bu yüzden bence tuzlu yapmak istenirse hamuruna bir kaşık pudra şekeri yeterli olacaktır ve iç malzeme olarak ta cevizli peynirli iç kullanılarak pek ala da tuzlu denenebilir. Yaptığım farklılığa gelince ben hamuru iki eşit parçaya ayırıp 4 adet milföyü yanyana dizdim her kat arasına üst malzemesini ( yumurta sarısı, süt)sürdüm ve bol bol dövülmüş cevizi gezdirdim. Diğer hamuru aynı ebatta açıp kapak olarak serdim ve birlikte 20x40 ebatlarında dikkatlice dikdörtgen açtım  (itiraf ediyorum ben böyle anlamışım) yine tarifteki gibi şeritler halinde kesip spiral olarak her şeriti kendi etrafında kıvırdım .
Pişirme kağıdı serili tepsiye aralıklı dizdim. 200 derecede pişirdim. Üzerine de tarifteki süt reçelini yapmadığım için bol bol pudra şekeri serpişitirip ılık servis yaptım. yapamadım aslında kapan götürdü..

Gelelim tarife: (her zamanki gibi ben aldığım tarifleri orijinal olarak vermeye özen gösteriyorum.) süt reçeli tarifini rumma bloğunda ayrıntılı olarak vermiş.

Mayalı Hamuru:
42 gr. yaş maya
3 su brd. un
1 çay kaşığı tuz
1/2 su brd.pudra şekeri
100 gr. tereyağ
1 yumurta
1/2 su brd.süt

İç Malzemesi:
6 adet milföy yaprağı

Üst Malzemesi:
1 yumurta sarısı
2 çorba kaşığı süt
dövülmüş ceviz veya badem

Yapılışı:
Mayayı ılık şekerli sütte eritin. Diğer malzemeleri ilave edip kulak memesi yumuşaklığında bir hamur hazırlayın. 40 dakika kadar üzerini örterek mayalanması için bir kenarda bekletin.
Hamuru merdane ile dikdörgen şeklinde açın ortasına milföyleri yerleştirin. kenarlarını milföyleri kapatacak şekilde katlayın. Şeritler halinde 12 eşit parçaya kesin.
her şeriti rulo sarın ve tepside 200 derecede pişirin. üzerine süt reçeli veya pudra şekeri serpiştirip ılıkken servis yapın

10 Kasım 2011 Perşembe

     Bu tarifi nette bir çok kaynakta görmüştüm.  İçine konan malzemelerden dolayı lazanyayla çok  benzerlik göstermesinin yanında görselliği açısından çok hoşuma gitmişti. Kullanılan malzemeler her tarifte farklı farklı. Açıkcası ben kendimize uygun olanını tercih ettim.
    Makarnanın bu çeşitini  Çağdaş markette bulabildim. 
Tarifi, hem malzemelerini hem de yapılış sırasını takip ederek vermeye çalıştım.



Malzemeler:  (6 kişilik)

1 paket Rigatoni makarna

Büyük boy tencereye su koyup kaynatın.
Tuzu ve makarnaları ekleyip 7 -8 dakika kadar haşlayın, soğuk sudan geçirin ve süzün.
Yapışmaması için üzerlerine çok az sıvı yağ gezdirip harmanlayın.
Makarnaları yağlanmış kelepçeli kalıba dikey olarak dizin.Bir kenarda bekletin.


Üzeri için:
1 su brd. rende kaşar peyniri

Beşamel Sos:
2 yemek kaşığı sıvıyağ
2 yemek kaşığı un
2 su bardağı süt
Tuz, Karabiber  
Muskat rendesi

Hazırlanışı:
Bir tavada beşamel sos için sıvıyağı ve unu kavurun kokusu çıkınca,
sütü azar azar ekleyerek topaklanmamasına dikkat ederek devamlı karıştırmak suretiyle pişirin. Tuz, karabiber ve muskatı ekleyin.

Kıymalı harç:

250 gr  kıyma
1adet kuru soğan
1 yemek kaşığı sıvıyağ
1 yemek kaşığı salça
1 tane domates
2 dil sarımsak 
Tuz, Karabiber

Hazırlanışı:
Bir tavada incecik kıyılmış soğanı ve sarımsağı hafif kavurun.
Kıymayı ekleyin rengi dönene kadar birkaç dakika kavurun.
Rendelediğiniz domatesi, salçayı ve 1 çay bard. sıcak su ekleyin pişirin. Tuzunu, baharatını ayarlayın.

Pastanın hazırlanışı:

Kalıba dizdiğiniz makarnaların içlerini beşamel sos ve kıymalı harç ile sırayla doldurmaya çalışın ne çok dolu ne de boş olsunlar.
Besamel sosu üzerine gezdirin.
Kalan kıymalı sosu da üzerine dökün,
Rende kaşar peynirini de sosun üzerine serpiştirin.
Fırının orta rafında 180 derecede pişirin. Biraz dinlendirdikten sonra
Dikkatlica kalıbın kelepçesini açın ve dilimleyerek sıcak servis yapın.

Afiyetler olsun efendim..






Not:
Marta Stewart  tarifinde hem mozarelle hem de parmesan kullanmış.
Ayrıca domuz ,hindi veya dana kıymasından herhangi birinin  kullanılabileceği belirtilmiş. tarifte farklı olarak sarımsak da vardı  ben de kıymalı sosta 2 diş kullandım.




 
Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır.
y.Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyyen yaşayacaktır.BeBenim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen 
Sizler yani genç Türkiye nin yeni evlatları,mSizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dSizlerahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.

MmMBenim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır.


Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktrnim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır.

Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır.

4 Kasım 2011 Cuma



 Hepinize sağlık ve neşe dolu nice bayramlar, ağzınızın tadı hiç ama hiç bozulmasın..

Bu bayram, her bayramda olduğu gibi zorda olanlara yardım elimizi uzatmayı, küçükleri minicik hediyelerle, büyükleri ziyaretlerimizle sevindirmeyi lütfen ihmal etmeyelim.

2 Kasım 2011 Çarşamba








Sizlere hiç bahsettim mi hatırlamıyorum. Kızlarımın ikisi de benim gibi birer blog sahibi. Küçük kızım moda üzerine yazıyor, büyük kızım ise en büyük tutkusu kitaplar üzerine. Kitap okumaya o kadar düşkün ki, elinden hiçbir zaman  kitap düşmez. Her yerde, her zaman okur, bana da verir beğendiklerini, ben de okurum.
İşte benim kitapkurdu kızım Canan, Kitap Kurduyum Ben adlı blogunda bir etkinlik başlattı. Blogunu takip edenlere, ayda 2 kere çekilişle kitap hediye ediyor. Üstelik epey de ilerletti bu etkinliği, yayınevleri de kitap göndererek ona destek olmaya başladı.
Siz de kitap çekilişine katılmak ve birbirinden güzel kitaplar kazanmak istemez misiniz? Hem de ayda 2 defa!
O zaman hadi buyrun Kitap Kurduyum Ben bloguna!

31 Ekim 2011 Pazartesi


Kahvaltıda denediğim diğer güzel lezzetin tarifini yazacağıma söz vermiştim.

 Kahvaltıdan sonra kahvelerimizle ikram ettiğimiz ve bir gün önceden hazırlanan Hindistan cevizi toplu çikolatalı kek de tam da kahveye uygun bir kek oldu. 
Tarif sevgili Filiz 'e ait. Bütün tarifleri gibi bu da beni yanıltmadı, çoook teşekkürler canım.






Hindistan Ceviz Toplu Kek

Malzemeler:

Kek malzemesi:

3 yumurta
200 gr  oda ısısında tereyagı
150 gr krema
Yarım su bardağı şeker
2 bardak un
3 yemek kaşığı kakao

H. cevizli top malz:
 
10 yemek kasigi hindistan cevizi
1 yumurta sarısı
6 yemek  kaşığı krem peynir
3 yemek kaşıgı şeker


Üst krema...
1 paket vanilyalı puding
500 gr sut,

2 yemek kasigi seker
3 yemek kaşığı tereyağı


Hazırlanısı..
Hindistan cevizi topları  hazırlamak icin  bütün malzeme karışır gerekirse  tekrar hindistan cevizi eklenir, Karısım ceviz kadar toplara ayrılır yuvarlanır bir kaba dizilir buzdolabına kaldırılır.
Kek  malzemeleri sırası ile kakao haric karıstırılır  ve ikiye bölünür. Borcam hafif yaglanır beyaz karısım boşalılır. Diger karışıma kakao eklenir karıstırılır kalıptaki beyaz hamurun üzerine dikkatlice konur. Kakaolu hamurun üzerine  hindistancevizli toplar dizilir 180c fırında pisirilir.
Krema malzemeleri pisirilir  fırından cıkan soğumus kekin uzerine dökülür.dökülür  soğuyunca servis yapılır.

Not:
Malzemeyi 30x30 cm lik borcamda denedim .Topları ceviz den çok az küçük olacak şekilde yuvarlayıp aralıklı olarak 4x4 olmak üzere 16 adet olarak yerleştirdim.  180 derece ısıda orta rafta pişirdim.Üzerine evde bulunan renkli pasta süslerinden serpiştirdim. .


27 Ekim 2011 Perşembe

Hepinize merhabalar, son günlerde üstüste yaşanan acılar yüreğimizi dağladı. Gencecik fidanlarımızı toprağa verdik, daha onun acısı dinmeden Van ilimizde olan depremle yeniden sarsıldık, oradaki vatandaşlarımızın ölenleri için hep birlikte onlarla ağladık, arada birde olsa sevindirici olaylarla  sevinç gözyaşları döktük ama bakın umutla umutsuzluğu aynı anda yaşarayak yine yavaş yavaş normal yaşama dönmekteyiz hayat devam ediyor edecekte. Bu arada gündemde depremin ağır bilançosu varken yine genç fidanlarımız şehit düştü, yaşamlarının baharında  sessiz sedasız onlarıda toprağa verdik. Hepimizin başı sağolsun onların mekanı cennet, toprakları bol olsun, geride kalan yakınlarına Allah sabırlar versin, onların sayesinde sıcacık yataklarımızda uyuyabiliyoruz. Van' daki depremde  tam bir koordinasyon sağlanamamış olunsa da,  milletce önceki yaşananlardan daha bir duyarlı olduk. Herkes gücünün yettiğince elinden geleni yapmaya çalıştı çalışıyorda, oradaki vatandaşlarımıza din dil mezhep ırk  ayırımı yapmadan tek yürek olarak yardım elimizi uzattık. İnsan olmanın erdemi olarak bunları görmek çok güzel şeyler. Arada bir ayrık otları olmadı değil ama bence onlarda artık hadlerinin çok geçmeden  bildirileceğinin farkındalar.. Bloglarımızda bizde bize düşeni yapmaya çalıştık birbirimiz arasında aynı mahallenin can dostları gibi manevi bir sanal yardım zinciri oluşturduk, duyan duymayana haber verdi. Acılarımız varken gündemin dışında post yayınlamamaya çalıştık. Ben kendi adıma hepinize içten teşekkürler ediyorum. Sağolun, varolun iyi ki varsınız. .




29  Ekim 2011 cumartesi günü  buruk bir Cumhuriyet bayramı kutlayacağız..Bu vesile ile hepinizin Cumhuriyet bayramını en içten duygularımla kutlar, acı ve üzüntülerin bir daha yaşanmamasını dilerim. Bugün  arşivimde bu yüzden  beklettiğim pazar kahvaltısı yazımı yayınlayıp en azından Cumhuriyet Bayramınızı bir nebze de olsa güneşli bir gün gibi aydınlık ve umut dolu gülen gözlerle barış içinde geçirmenizi istedim.  Hepinize kucak dolusu sevgi ve selamlar.. 




Merhabalar, haftasonu nihayet sevdiklerimizi kahvaltıya alabildik.Yaz boyunca her hafta ayarlamaya çalıştıkça ertelenen, ertelendikçe de araya giren başka  işler, uğraşlar oldu..Nihayet bu hafta bir araya gelebildik.
Daha önceden biliyorsunuz ablamlar, yeğenler eşleri çocukları ile kocaman bir aile oluşturuyoruz .Artık küçük bir erkek olarak Can' da bu sofrada yerini almaya başladı ufaktan ufaktan. Hafta sonu yapılacaklar listesinden çok fazla olacağı düşüncesiyle bir iki tarifi çıkarmam istendi, zaten o kadar çok yiyecek içecek olmuştu ki kahvaltı bitiminde gerçektende yerinde bir karar almığımızı gördük. Bu sofrada aynı zamanda epeydir yapmayı planladığım iki yeni tarifi denemiş oldum her ikisi de tahminimden çok çok güzel ve lezzetli oldular. özellikle kahvaltı saatine sıcak sıcak servis yaptığımız dizmana çok lezzetliydi. tarifini internetten bir çok kaynakta okudum . linkini verdiğim bölümdeki tariften ufak değişiklikler yaparak uyarladım.   

Bir göçmen pidesi olan Dizmana


Pişerken nasılda kabardılar..



                                                Son hali..

 Dizmana 
 


Malzemeler :

Hamuru İçin :
3 su bard elenmiş un,
1,5 tatlı kaşığı kuru maya ( Veya 2 küp yaş maya )
1 su bard. ılık süt
1 tatlı kaşığı toz şeker
1/2 su bard.bardağı sıvı yağ
2 tatlı kaşığı tuz,

Üzeri İçin :
1 Su bardağı yoğurt
1 küçük kase kaymak ( 1 kutu sıvı krema kullandım )
Yarım kg. yağlı lor ( kırık taze peynirde olur)
2 Yumurta ( tarifte 1 yumurtaydı)
1/2 su bardağı sıvıyağ
Bir fiske tuz, 3 yemek k. çörekotu

Yapılışı :
Unu derince bir kaba alıp ortasını havuz haline getirin. üzerine tuzunu serpiştirin.
Bir kenarda ılık süt içerisinde şekeri, bir kaşık unu, kuru mayayı karıştırın kabarması için 5-10 dakika kadar bekletin
Sıvı malzemeyi havuzun ortasına alın. sıvı yağı ekleyin.
Yavaş yavaş yedirerek hamuru yoğurmaya başlayın.
Yumuşakça bir hamur elde edeceksiniz.
Ilık bir yerde 30 dakika kadar mayalanması için bekletin.
Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopartın.Yağlanmış tepsiye yanyana yerleştirin. 
Bezelerin ortasını üç parmağınızla derince iz bırakacak şekilde bastırın. 
Tepsiyi üzerine bez örterek en az 1 saat dinlenmeye alın.
Ayrı bir kapta üzeri için ayırdığınız malzemeleri güzelce çırpıp üzerine yayın.
Altı üstü nar gibi kızarıncaya kadar fırında pişirin. 
her beze zaten kesilecek bölmelere ayrılacaktır bıçakla kesin
Sıcak olarak servis yapın.


Not:
Aşağıdaki bu bilgiyi bulduğumda; çocukluğumda memlekete gittiğimizde anneannemlerin ambarlarındaki erzak dolabında taze kaymakları hiç eksik olmazdı. Genellikle boşnak böreğinde, kabaklı börekte, kahvaltı sofrasında taze peynirin üzerine ve dizmana için kullandıklarını  şimdi daha net hatırlıyorum.

Dizmana özellikle Selanik ve Rodop göçmenlerince Trakya mutfağına taşınmış bir çeşit göçmen pidesidir. Yumuşak pamuk gibi ve çokça yapılan bir hamur işidir. Göçmenlerin yerleştirildiği yerlerde etkileşimler sebebiyle değişik adlar alsa da en geleneksel adı olan "dızmana"nın kullanılması tercih edilmelidir. Zira farklı farklı yerlerden gelen göçmenlerin yemek kültürüyle yöreye taşıdıkları mutfak ürünleri, aralarındaki nüans farklarına bakılmaksızın kolaylık olsun diye başına "göçmen" ibaresi konularak bir başlık altında toplanmaktadır. Bu örnekte olduğu gibi; "Göçmen pidesi" diye de anılan bir çok pide-börek yapılıyor olsa da, onu geleneksel adıyla yöre mutfağında isimlendirmek diğerlerinden ayrıştıracak ve nüansları ortaya çıkaracaktır.
Üzerine yoğurtlu kaymak sürülmesi esastır. Buna karşılık kaymak bulmak konusunda sıkıntı yaşandığında yerine süt katılmaya başlanmıştır. Emek yoğun köy sofralarında öğün karşılamak için dahi sofraya gelen dızmana yaz aylarında ayran veya hoşaf ile, kış aylarında ise özellikle pekmez ile yenilmektedir. Sıcak olarak servis edilir.
Üzerine yoğurtlu kaymak sürülmesi esastır. Buna karşılık kaymak bulmak konusunda sıkıntı yaşandığında yerine süt katılmaya başlanmıştır. Emek yoğun köy sofralarında öğün karşılamak için dahi sofraya gelen dızmana yaz aylarında ayran veya hoşaf ile, kış aylarında ise özellikle pekmez ile yenilmektedir. Sıcak olarak servis edilir.

Kaynak:
http://www.trakyagezi.com/trakya-mutfagi/hamur-isleri/302-dizmana.html


Kahvaltı Mönüsü:

Dizmana
Sucuk Tava
Peynir tabakları (tulum, ezine ve dil peyniri)
Çeri domates
Baharatlı tereyağ
Baharatlı sızma zeytinyağ
Bal, atıştırmalık tabağı
yeşil -siyah zeytin
Haşhaşlı milföy çubuklar
kahvaltılık sos
çilek ve şeftali reçeli
Taze nane maydonoz,
Çay

Kahve yanında:

Hindistan ceviz toplu kek (tarifi gelecek)
Şöbiyet

haşhaşlı milföyler


Baharatlı tereyağlar

kahvaltılık sos













CAFEDERYA

CAFEDERYA
Tasarım pastalar,kurabiyeler, cupcakeler. Ayrıca Ev yapımı hamur işleri, tatlılar, mezeler, yöresel lezzetler...

Atam İzindeyiz

Atam İzindeyiz

Blogroll

free counters

Popüper Yazılar

Blog Arşivi

Google+ Followers

Yukarı