15 Kasım 2010 Pazartesi
12 Kasım 2010 Cuma
12 Kasım 2010 Cuma
14 - Kek ve Kurabiyeler
11 yorum
Merhabalar sevgili okurlarım, sizlere bugün çok güzel bir kek tarifi vermek istiyorum. Beni tanıyanlar bilir ki zorunlu olmadıkça kek yapmam, özel istek üzerine veya minik kalıplarda yapmayı tercih ederim..Sebebine gelince bir çok blog arkadaşlarımın yaptığı pofidik kekleri bloglarında görünce biraz tırsmam ve de her zaman keki tutturamama korkum.. Çok şükür yapınca da tutmadığı olmuyor ama nedense ben kek yapmayı çok fazla sevmiyorum.. Belkide çay yanında kekten ziyade tuzluların, böreklerin ve salataların rağbet görmesinden kaynaklanıyor..Denemelerimde beğenilen tarifler ne yapılıyor? blogta sizlerle paylaşılıyor. Hadi paylaşalım öyleyse.
1 Su bard.hindistan cevizi
3 Su bard. un
3 Yumurta (oda sıcaklığında)
2 Su bard. toz şeker (2 parmak fazla şeker ilavesiyle tam tadında olacaktır)
1 Tutam tuz
1 Kahve fincanı sıvı yağ ( ben sadece salataya gezdirir gibi çok az ilave ediyorum)
1 Su bard. ılık süt
1 Tatlı kaşığı silme karbonat
3 Yemek kaşığı kakao
1 Kase kıyılmış ceviz
Hazırlanışı:
1- Kuru malzemeleri karıştırın.
2- Süt ve yumurtaları cam bir kasede köpükleşene kadar çırpın.
3- Kuru malzemeleri yumurtalı karışıma ilave edip tekrar çırpın ama çok değil homojen olması yeterlidir.
Bu esnada kıyılmış cevi,zi ilave edip karıştırın.
4- Karışımı en büyük boy diktörgen borcamda veya büyük kek kalıbında hafif unlayarak pişirin. Malzememiz diğer kalıplarda fazla gelip taşabilir (veya tarifteki öçüleri yarım ölçü azaltabilirsiniz)
5- 175 ' de önceden ısıtılmış fırında kapağını açmadan 35-40 dakika pişirin. kürdan testiyle kortrol ederek pişip pişmediğine bakıp fırından 10 dakika sonra çıkartıp soğutun.
6-Karelere kesip üzerine 1 su bard.soğuk süt veya biraz kıvamı inceltilmiş frambuaz sos gezdirin çok yakışıyor ve yerken damağınızda umuşacık bir doku ve tat oluşuyor.Afiyet olsun.
Not:
-Dilerseniz kek dilimlerinin üzerine kiraz şekerlemesi veya krema ile süsleme yapabilirsiniz.
-İşyerindeki arkadaşlarım için ben verdiğim ölçülerde yaptım, yazdığım gibi siz yarım ölçü azaltıp daha küçük kek kalıbında da yapabilirsiniz. denenmiştir.
-Bu kek malzemesini ikiye bölüp yarısına kırmızı gıda boyası karıştırak pişirebilirsiniz ortaya nefis bir görüntü çıkıyor, veya tamamını yine kırmızı gıda boyası ile hazırlayıp kalp şeklinde bir kalıpla pişirip sevdiklerinizi şımartabilirsiniz.
9 Kasım 2010 Salı
9 Kasım 2010 Salı
5 yorum
Mustafa Kemal Atatürk, Anadolu ve Türkiye'de, neredeyse bir yüzyıldır yaşanan toplumsal, siyasal ve ekonomik devrimci bir sürecin, ayrılmaz ve belki de en önemli parçası oldu. Bir sonbahar günü kaybettik Mustafa Kemal Atatürk'ü.
Cumhuriyetin aydınlık insanları onu fikirleriyle yaşatmayı hep sürdürecektir. Ruhu şadolsun.
ATATÜRK’TEN SON MEKTUP
Siz beni hâlâ anlayamadınız,
Ve anlayamayacaksınız çağlarca da,
Hep tutturmuş “yıl 1919, Mayısın 19′u” diyorsunuz,
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övünüyorsunuz.
Mustafa Kemal’i anlamak bu değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.
Bırakın o altın yaprağı artık,
Bırakın rahat etsin anılarda şehitler,
Siz bana neler yaptınız ondan haber verin,
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin,
Mustafa Kemal’i anlamak yerinde saymak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.
Bana muştular getirin bir daha,
Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan;
Kuru söz değil iş istiyorum sizden anladınız mı,
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı,
Mustafa Kemal’i anlamak avunmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil
Hâlâ o acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
Hâlâ oturmuş 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz,
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın,
Uluslar, fethine çıkıyor uzak dünyaların.
Görüyorum ki hâlâ aynı yerdesiniz hiç
Birbirinize düşmüşsünüz halka eğilmek
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız
Mustafa Kemal’i anlamak göz boyamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil
Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız,
Laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil,
Bilim ağartsın saçlarınızı, kitaplar,
Ancak böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar.
Mustafa Kemal’i anlamak ağlamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.
Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü
Görüyorum ki hâlâ aynı yerdesiniz hiç
ilerlememiş;
Birbirinize düşmüşsünüz halka eğilmek
dururken,
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız
gülen,
Mustafa Kemal'i anlamak itişmek değil
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.
Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla
Bu vatan, bu canim vatan sizden çalışmak ister
Paydos övünmeye, paydos avunmaya, yeter yeter
Mustafa Kemal'i anlamak aldatmak değil
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.
Halim Yağcıoğlu
Mustafa Kemal'i anlamak itişmek değil
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.
Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla
Bu vatan, bu canim vatan sizden çalışmak ister
Paydos övünmeye, paydos avunmaya, yeter yeter
Mustafa Kemal'i anlamak aldatmak değil
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.
Halim Yağcıoğlu
5 Kasım 2010 Cuma
5 Kasım 2010 Cuma
3 yorum
Ispanak - LÖSEV
Ve LÖSEV'e bağışta bulunabileceğiniz yolların tümü bu adreste.
Sizin için küçük bir hareket, çocuklar için çok değerli bir katkı olacaktır. Hele de tüketim dayatmasının tavan yaptığı günümüzde, herkesin cebinde, hesabında, kurumlara bağışta bulunacak bir miktar parası mutlaka vardır.
Lütfen ertelemeden katkıda bulunalım.
Sevgili bembi 'ye bu dıuyarlılığından dolayı çok teşekkür ederim. Bloğunda duyurusunu görüp hemen benimde yayınlamam gerektiğini düşündüm. Eminim hepimiz bloglarımızda bizi yakından ilgilendiren böyle sosyal içerikli konuları duyurarak daha geniş kitlelere ulaşırız. bu bile bir katkıdır.. Bütün duyarlı arkadaşlarıma buradan sevgiler..
Kurban Bayramı yaklaşıyor. Çeşitli kurumlara bağışta bulunabilirsiniz. LÖSEV de bunlardan biri. LÖSEV'in satış sitesi olan Ispanak'tan dilerseniz sevdikleriniz için hediyelik veya kendiniz için kullanışlı ürünler satın alarak da katkıda bulunabilirsiniz. İşte Ispanak'ın 2010 sonbahar e-bülteni;
Ve LÖSEV'e bağışta bulunabileceğiniz yolların tümü bu adreste.
Sizin için küçük bir hareket, çocuklar için çok değerli bir katkı olacaktır. Hele de tüketim dayatmasının tavan yaptığı günümüzde, herkesin cebinde, hesabında, kurumlara bağışta bulunacak bir miktar parası mutlaka vardır.
Lütfen ertelemeden katkıda bulunalım.
Sevgili bembi 'ye bu dıuyarlılığından dolayı çok teşekkür ederim. Bloğunda duyurusunu görüp hemen benimde yayınlamam gerektiğini düşündüm. Eminim hepimiz bloglarımızda bizi yakından ilgilendiren böyle sosyal içerikli konuları duyurarak daha geniş kitlelere ulaşırız. bu bile bir katkıdır.. Bütün duyarlı arkadaşlarıma buradan sevgiler..
2 Kasım 2010 Salı
2 Kasım 2010 Salı
08 - Deniz Mahsulleri
17 yorum
Merhabalar, balık mevsimi başladı çoktan, fırsat buldukça haftada en az bir kere balık yememiz öneriliyor. Bizde yemeğe özen gösteriyoruz. Bu balıklar dip balıkları olmamalı. Somon veya yüzey balığı (küçük balıklardan)olmalı deniyor.
Ankara'lılar turna balığını çoğunlukla bilmezler oysa o kadar lezzetli bir balıktır ki anlatamam. Balıkçım her geldiğinde mutlaka haber verir ve gider alırım.. Bu balığı önceleri normal karabiber ve tuzla tatlandırıp una bulayarak klasik şekilde kızartırdım ama bu tarifi bulalı hep böyle yapıyorum. Gerçekten de kalamar tadında dışı çıtır içi yumuşak dokulu bir balık yiyorsunuz. Denediğinizde göreceksiniz.
Not: bu sosla sardalya da yapabilirsiniz.
Tarifi:
1 kg. turna balığı
Sos için:
2yumurta sarısı
1 yemek kaşığı salça
1 şişe meden suyu
pul biber,tuz,
1 çay kaşığı karbonat
Hazırlanışı:
Turna balıklarını balıkçınıza fleto yaptırın veya temizletip çizikler atmasını rica edin..
Sos malzemesini iyice çırpın yayvan bir kaba alın ve balıkları bu sosa yatırın, üzerini örtüp 5 dakika bekletin.
Sostan çıkarıp fazla suyunu süzdürerek hafifçe gerekirse kağıt havlu ile kurulayarak una bulayın, önce deri kısmı alta gelecek şekilde kızgın yağa atın, kızaran deri kısmı içini actığı an ters cevrilip iç kısmnı kızartın..
(deri kısmının ilk atılması cizik kısımların iyice acılmasını sağlayacak)
Balık piştikten sonra tavadan cıkartıp fazla yağını emmesi için kağıt havlu üzerinde tutulup bol yeşil salata ile servis edin. Afiyet olsun.
1 Kasım 2010 Pazartesi
1 Kasım 2010 Pazartesi
13 yorum
Hepinize güzel bir hafta diliyorum. Bugün raporum bitti ve işime başladım şaka maka özlemişim masamı ve sevdiklerimi, iş ortamını dahası sizleri.. Kolay değil bunca sene birebir çalışmışız özleniyor ve ben çalıştığımda hayatıma ve kendime daha çok özenli davranıyorum Daha planlı programlı oluyorum..Kızımın da daha önce belirttiği gibi ameliyatım başarılı geçti çok şükür ve sonuçlar temiz çıktı. Değerli doktorum ve klinikteki ekibine ne kadar teşekkür etsem azdır. Bana çok özel bir insanmışım duygusunu hissettirdiler. Onlara çok şey borçluyum.. Herşeyin para olmadığını ben onlarda gördüm. Genelde ameliyat dendiği zaman mutlaka bir iki doktorun da fikri alınır ya ben bunu bu sefer yapmak gereği bile duymadım ve doktoruma güvenip gözü kapalı gittim ameliyata. Ameliyet sonrası ilk haftam çok zor geçti çünkü narkozu atmam zor oldu ve midem çok ağrı yaptı hiç bir şey yiyemedim ve midem için tedavi uyguladılar bir haftadan sonra yavaş yavaş kalkabildim ve yemek yemeğe başladım.. Allah kimseye dermansız dert vermesin, herşeyin başı sağlık söznü boşuna dememişler..
Evdeyken genelde zorunlu istirahat ettim ve canım komşularım, akrabalarım ve arkadaşlarım hiç yalnız bırakmadılar..Sevgili Suna' cığım, Selma'cığım güzel börek çörekleriyle beni ihya ettiler yetmedi ziyaretime gelenler misafirlerime de yapııp getirdiler ve ikram ettiler. Diğerleri de yalnız bırakmadı her fırsatta uğradılar sağolsunlar.. Bunları görmek elbette insanı çok mutlu ediyor. Buradan onları çoook öpüyorum.. Evdeyken yazamadım bloğuma birazcık tarifler birikti artık fırsat buldukça sizlerle paylaşacağımı biliyorsunuz .. Bu arada raporun biteceği son hafta çok önceden planlanıp kesinleştirdiğimiz iki günlük Ilgaz Mountain Resort te iki günlük kısacık bir tatil yaptık tabiki doktorumun kesin talimatlarına uymak şartıyla.. Herşey çok güzeldi nefis bir çam ormanı ve herşeyin düşünüldüğü bir devremülk +otel hizmeti. Yemekleri çok lezzettliydi belitmeliyim.. Tam bir dağ havası ve bol sis vardı çekebildiğimiz kadar resim çekmeye çalıştık, zira genellikle sisten göz gözü görmez oluyordu. Bu eşsiz doğa güzelliğini fırsat yaratıp görmenizi tavsiye ederim..Bu mevsim biraz ölü sezondu ama yine de hafta sonu tıklım tıklım oldu. Eminim yazın o bunaltıcı sıcaklarda buraya kaçmak veya tam kayak yapılacak kış mevsiminde çok daha keyif alınacaktır..Hadi resimlere bakalım..
Mücadele yıllarında vatan için canını seve seve vermiş olan şehit Şerife Bacı' nın anıtı bizi çok duygulandırdı görmenizi isterim..Bu mekanda o yıllara özgü bir çok fotoğrafta otelin her yerinde sergileniyor ..Kurtuluş Savaşı’nda eli silah tutanların cephede olduğu sıralarda İnebolu’ya çıkarılan silah ve cephanelerin Kastamonu üzerinden Ankara’ya ulaştırılmasında yaşlı erkeklerle kadınların da insanüstü çalışmaları olmuş, tarihe geçmişlerdir. Bu tarihe geçen kadınlarımızdan biri de Seydilerli Şehit Şerife Bacı’dır. Şerife Bacı 1921 yılının çetin kış şartlarının hüküm sürdüğü Aralık ayında sırtında çocuğu, önünde kağnısı ile İnebolu’dan Kastamonu’ya cephane taşırken, Kastamonu Kışlası önüne kadar gelmiş, mermileri ve çocuğunu korumak uğruna donarak şehit olmuştur.
Şehit Şerife Bacı Anıtı
İnebolu sahilinde Kastamonu yolunun başladığı yerde arnavut kaldırımı döşeli bir parkın içindeki Şehit Şerife Bacı Anıtı bulunmaktadır. Anıtın plaketinde “Bu anıt İstiklal Savaşı şehitlerinden Şerife Bacı’nın anısını Cumhuriyet çocuklarına anlatmak için Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman tarafından armağan edilmiştir. 4 Aralık 2001″ yazılıdır.
Sisin en yoğun olduğu saatlerde insan bambaşka duygular hissediyor oralarda..
Kapalı yüzme havuzuna doktorum izin vermediği için maalesef giremedim .
Mantarlar yumurta gibi her adım başı topraktan başlarını güneşe uzatmışlar..
Gözünüzün görebildiği en son uzaklıkta bile çam ormanı mevcut.
Evdeyken genelde zorunlu istirahat ettim ve canım komşularım, akrabalarım ve arkadaşlarım hiç yalnız bırakmadılar..Sevgili Suna' cığım, Selma'cığım güzel börek çörekleriyle beni ihya ettiler yetmedi ziyaretime gelenler misafirlerime de yapııp getirdiler ve ikram ettiler. Diğerleri de yalnız bırakmadı her fırsatta uğradılar sağolsunlar.. Bunları görmek elbette insanı çok mutlu ediyor. Buradan onları çoook öpüyorum.. Evdeyken yazamadım bloğuma birazcık tarifler birikti artık fırsat buldukça sizlerle paylaşacağımı biliyorsunuz .. Bu arada raporun biteceği son hafta çok önceden planlanıp kesinleştirdiğimiz iki günlük Ilgaz Mountain Resort te iki günlük kısacık bir tatil yaptık tabiki doktorumun kesin talimatlarına uymak şartıyla.. Herşey çok güzeldi nefis bir çam ormanı ve herşeyin düşünüldüğü bir devremülk +otel hizmeti. Yemekleri çok lezzettliydi belitmeliyim.. Tam bir dağ havası ve bol sis vardı çekebildiğimiz kadar resim çekmeye çalıştık, zira genellikle sisten göz gözü görmez oluyordu. Bu eşsiz doğa güzelliğini fırsat yaratıp görmenizi tavsiye ederim..Bu mevsim biraz ölü sezondu ama yine de hafta sonu tıklım tıklım oldu. Eminim yazın o bunaltıcı sıcaklarda buraya kaçmak veya tam kayak yapılacak kış mevsiminde çok daha keyif alınacaktır..Hadi resimlere bakalım..
Şehit Şerife Bacı Anıtı
İnebolu sahilinde Kastamonu yolunun başladığı yerde arnavut kaldırımı döşeli bir parkın içindeki Şehit Şerife Bacı Anıtı bulunmaktadır. Anıtın plaketinde “Bu anıt İstiklal Savaşı şehitlerinden Şerife Bacı’nın anısını Cumhuriyet çocuklarına anlatmak için Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman tarafından armağan edilmiştir. 4 Aralık 2001″ yazılıdır.
Sisin en yoğun olduğu saatlerde insan bambaşka duygular hissediyor oralarda..
Lobinin başka bir köşesi, bu koltukları çok şık buldum
Lobideki şömine akşam saatlerinde yanınca çok keyifli oluyordu.. Hemen önündeki U şeklinde dizilmiş oturma sedirine geçip sıcak çayımızı yudumluyorduk..Lobinin sabah saatlerinde biraz soğuk olmasının dışında beni rahatsız eden bir şey olmadı açıkcası...Lokanta kısmı çok ferah ve herşey tertemizdi. Ayrıca yemeklerini biz inanılmaz derecede lezzetli bulduk ve özellikle aşçılarına bizzat teşekkür ettik..Hafta sonu akşamı canlı müzik vardı ve herkes çok güzel eğlendi..
Bu mevsimde çiğdem olur mu olurmuş.!!
Bunu dönüşde otobüsten çekmiştim..
28 Ekim 2010 Perşembe
20 Ekim 2010 Çarşamba
20 Ekim 2010 Çarşamba
15 - Pastalar ve Tatlılar
17 yorum
Sevgili dostlar, en kısa zamanda sizlerle olmayı diliyorum..Hepinizi çok özledim . Henüz masaya oturup klavyeyi kullanamıyorum ama size kısacık bir tatlı tarifiyle olsun merhaba demek istedim. Bu arada yorum yazan dostlara çok teşekkür ederim..
Armutları tatlı krizim tuttuğunda çok uğraştırmayacağı için yaptım..Şekerle soyulmuş ve çekirdek yatakları temizlenmiş armutları pişirdim içine karanfil atmayı ihmal etmedim ve soğuyunca kaymakla ve kavrulmuş fındık tozuyla kendime servis ettim.. çok da güzel ve hafif bir tatlı oluverdi.. Ağzınızın tadı hiç bozulmasın.. sevgiyle kalın..
7 Ekim 2010 Perşembe
7 Ekim 2010 Perşembe
39 yorum
Sevgili anneciğim yerine sizlere ben ,yani Derya, merhaba diyeyim istedim. Çünkü annem, geçtiğimiz pazartesi günü planlanmamış bir şekilde hastaneye yattı ve ameliyat oldu. Sizleri meraklandırmayayım ve olayı kısaca anlatayım. Cuma günü başlayan hafif kasık ağrısının pazartesi günü şiddetlenmesi üzerine annem, jinekoloğuna kontrole gitmeye karar vermiş ve iş çıkışı doğru doktorun yolunu tutmuş, bu sırada babam da ona eşlik etmiş. Ben de okuldan çıkıp eve gittim ve yemekleri,sofrayı hazırlayıp başladım bizimkilerin eve dönmesini beklemeye. Doktora gideceğinden haberim vardı tabi ki ama olumsuz bir durum olabileceği hiç aklıma gelmemişti doğal olarak. Saat 20:30 gibi babamdan telefon geldi. Acil hastaneye gittiklerini ve annemin ameliyat olması gerektiğini söyledi. Doktor, kontroller sonucu yaklaşık 8 cm. çapında bir kist tespit etmiş ve acil ameliyatla alınması gerektiğini, zaman kaybedilirse patlama riski olduğunu söylemiş. Annem ve babam da doktordan doğru Ankara Medicana Hastanesi'ne gitmişler ve yarım saat kadar sonra da annem ameliyata alınmış. Yaklaşık 1 saat süren başarılı bir operasyon ile annemin sevgili doktoru Dr. Abdullah Çandar, annemin durumunun iyi olduğunu söylemiş. Ben de evde,babamdan haber bekliyordum sabırsızlıkla. Neyse, o gece annemin yanında refakatçi olarak teyzem kaldı ve babam da eve geldi. Tabi ikimiz de hala olayın şaşkınlığını atamamıştık. Çünkü annemin henüz ağustos ayında yaptırdığı rutin jinekolojik kontrolünde hiçbir kist vb. tespit edilmemişken yaklaşık 1,5 ay içinde bu kadar büyük bir kistin oluşup hem de bu derece riski bir hale gelmesi bizi çok şaşırtmıştı.
Hastanede geçen 3 gecenin ardından bugün annem taburcu oldu ve şu an evde dinleniyor.Durumu çok iyi. 2 hafta raporlu ve ben de bu sürede ona bakıcılık yapacağım :) Siz de kendinize iyi bakın. En kısa sürede annem tekrar sizlerle olacak inşallah...
6 Ekim 2010 Çarşamba
6 Ekim 2010 Çarşamba
15 - Pastalar ve Tatlılar
3 yorum
Arkadaşlar kolay ve çabuk olduğu kadar ağızda hemen eriyen bir kıvamda helva yapmak isterseniz bu tarifim tam size göre. 15-20 dakika arasında hazırlayıp misafinize bile ikram ederek güzel iltifatları alacaksınız emin olun.. Lokum tadında ve yumuşacık bir helva oluyor. Siz kişi sayısına göre ölçülerde gerekli ayarlamayı yapabilirsiniz..
Malzemeler:
2 su brd.irmik
1 su brd. toz şeker
200 gr. margarin veya yarı yarıya sıvı+ yağ tereyağı
1 su brd. süt
1 su brd. su
2 yemek kaşığı badem
Hazırlanışı:
Su ve şeker ile bir şerbet hazırlayın.
Yayvan ve geniş bir tencereye margarini koyup ısıtın bu arada kabuksuz çiğ bademleri ilave edip 5 dakika kavurun. İrmiği de ilave edip 15 dakika kadar orta ateşte devamlı karıştırarak ( irmiğin ve bademlerin hafifçe rengi dönene kadar)
kavurun .
Ocağın altını kısın veya kapatın helvaya şerbeti ve ılık sütü ilave edip karıştırın.
Tekrar ocağa alıp yüzeyi suluca kalıncaya kadar tutun ve tekrar karıştırıp demlenmeye bırakın
Ilınınca şekil verip dilerseniz toz tarçın serperek servis yapın.
Afiyet olsun..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




























