Yeni Yıl
nohut mayalı ekmek sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
nohut mayalı ekmek sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

5 Mart 2010 Cuma

Türk Mutfağı'ndaki Geleneksel Ekmek Çeşitleri


Ekmek, genellikle tahıl ununa su, tuz karıştırılarak hazırlanan mayalı veya mayasız hamurun şekillendirilerek pişirilmesinden elde edilen bir besindir.

Çoğunlukla buğday unu kullanılmakla beraber mısır, çavdar gibi tahıl unlarından da ekmek yapılmaktadır. Ekmek, genellikle bir başka besinle birlikte tüketilir. Yanında katık olmaksızın tüketildiğinde yavan ekmek ifadesi kullanılır.

“Ekmek” sözünün eski Türkçede “etmek”, bazı bölgelerde ise “ötmek” şeklinde söylendiği, Osmanlıcada etmek olarak yazıldığı, ekmek şeklinde telaffuz edildiği, kaynaklarda görülmektedir. Divan-ı Lügat-it Türk’te “etmek” şeklinde geçer.

Türkler, öğüttükleri buğdaydan çok çeşitli ekmek yapmışlar ve bu ürüne bazen pişiriliş tarzına, bazen biçimine göre değişik isimler vermişlerdir.

Geleneksel ekmek, evlerde çoğunlukla tinürü (tandır) adı verilen fırınlarda pişirilmekteydi.

Bayram günlerinde yağ, baharat ve kokulu otlar eklenerek değişik lezzette ekmekler elde edildiği belirtilmektedir.

Tuz, kimyon, çörek otu, rezene otu, safran, susam, hardal, karpuz çekirdeği eklenen maddeler arasındadır.
Yörelerin kendine has meşhur olmuş ekmeği vardır.

Yufka ekmeğinin benzeri lavaş ekmektir.
İnce pide, Azeri ve Çağatay Türkçesinde yufka olarak geçmektedir. Bu ekmeklerden başka mısır, arpa, darı ve buğday unlarından mayalı-mayasız, yağlı-yağsız, ince-kalın, şekerli-şekersiz, sacta pişirilen ekmek türleri vardır.
Yufkadan başka bazlamaçın da Selçuklular devrinde yapıldığı bilinmektedir. Mayalı hamurun içinde ceviz, fındık, susam, bazen kıyma, bazen de üzüm konan yağlı, şekerli, şekersiz olarak yapılan, nokul-lokul adı verilen çöreklere, Selçuklu devri yiyecekleri arasında rastlanmıştır. Bu çeşitlerin hepsinin Anadolu’ya Türkmenlerle beraber geldiği sanılmaktadır.

Ekmeğin Türk mutfağında önemi büyüktür. Toplumun temel besin maddesidir. Ekmeğin türü ne olursa olsun öncelikle günlük ekmeğin nasıl karşılanacağı düşünülür. Öyle ki para kazanmanın, çalışmanın karşılığı “ekmek parası” olarak ifade edilir. Bu da ekmeğin, günlük hayatta ne denli önemli olduğunu açıklamaktadır.

Ucuz enerji kaynağı olan ekmek, fakir halkın beslenmesinde önem taşımaktadır. Ekmek sadece doyurucu olmayıp, halkın protein ihtiyacının önemli kısmını karşılayan bir besindir.

Ekmekler yapılışlarına göre genel olarak mayalı ve mayasız olmak üzere iki grupta incelenebilir.

Mayalı Ekmekler
Mayalı ekmekler, una, su, tuz ve maya katılarak yoğrulan hamurun mayalandırılması ve şekil verilerek çeşitli araçlarda pişirilmesinden elde edilen ekmeklerdir.

Bazlama (Bazlamaç, Bezdirme, Bezirme)
Bazlama Anadolu’da özellikle de Orta Anadolu’da yaygın olarak yapılır. Daire şeklinde 20-25 cm kadar çaplı, 1 cm kadar kalınlıkta açılan hamurlar sac veya tandırda pişirilir. Bazı yörelerde (Niğde-Elazığ) çok ince 2-3 mm kalınlıkta açılır.
Bazlamanın pişmiş kalınlığının 1,5-2 cm, renginin unun randımanına göre esmer veya beyaz olduğu belirtilmiştir.
Bazlama Denizli’de mısır ve buğday unu karıştırılarak yapılmaktadır.
Bazlamaya Eskişehir’de “tapıl,” Aydın’da “bezdirme,” Isparta’da ve Denizli’de “bazdırma” denilmektedir.

Ebeleme
Mayalı hamurun bezelere ayrılarak yufka gibi açılıp sac üzerinde pişirilmesinden elde edilir. Piştikten sonra altı ve üstü yağlanır. Bu ekmek Ankara civarında yapılmaktadır.

Lavaş (Lavaj Ekmeği)
Mayalı hamurdan yapılan yufkaların kızgın tandır duvarlarına yapıştırılmasıyla pişirilen ekmek türüdür. Sivas civarında fırınlarda pişirilmektedir. Lavaş ekmek genellikle Erzurum, Kars, Muş, Konya (Yunak), Erzincan gibi yörelerde yapılır.
Lavaş piştikten sonra çoğunlukla 30-40 cm uzunluğunda 15-20 cm genişliğinde 1-1,5 cm kalınlığında elips şeklinde olmaktaysa da bazen büyüklüğü değişmektedir.
Lavaş ekmek, Elazığ yöresinde "tandır ekmeği" olarak bilinmektedir

Sac Ekmeği
Urfa (Hilvan) da açık ekmek denilir. Mayalanmış hamurdan 2- 3 mm kalınlıkta açılarak elips ve daire şekli verilen hamur sac üzerinde pişirilir. Pişirilen ekmeğin kalınlığının 3- 4 mm veya daha kalın olduğu belirtilmiştir.

Sivas yöresinde, mayalanan hamurdan el ya da oklava ile 15- 20 cm çapında 1 cm kalınlıkta açılan hamurun sacta pişirilmesiyle elde edilen ekmek türüdür. Taze veya bir kaç günlük tüketilmektedir.

Somun
Her yerde görülen ve herkesce bilinen somun, yuvarlak, üstü kabarık ve kenarları daha ince ekmek çeşididir. Mayalanan hamurdan 2- 3 cm kalınlığında yuvarlak ekmekler yapılır. Bazı yörelerde hamura haşlanmış patates katılır
Evlerde ya da mahalle fırınlarında pişirilebilir.
Pişen ekmeğin kalınlığı 5- 6 cm, çapı ise 15- 20 cm kadardır. Rengi, kullanılan unun randımanına göre esmer ya da beyaz olur.

Tandır Ekmeği
Tandır, yere çukur kazılarak yapılan bir tür fırın şeklinde tanımlanabilir. Tandır ekmeği, gömme tandır denilen tandırlarda yapılır.
Gömme tandır, pişmiş topraktan yapılmış, tabanı geniş ve düz, ağzı dar yarım koni biçiminde büyük bir küpe benzer. Evlerde bahçe ya da sekilere gömülür. Altında hava alması için “kulle” denilen bir delik bulunur.

Ateş tandırın taban kısmında yakılarak duvarları ısınır. Hamur tandırın duvarında düşmeden kalabiliyor ise tandır tavında demektir. Tandır ekmeği, lavaş, çörek vb. tandırda yapılır.

Tepsi Ekmeği
Mayalı hamur yağlanmış sini ve kenarları yüksek dört köşe tavalara konur ve fırında pişirilir. Bu ekmek türü Niğde’de yaşayan Rumeli muhacirleri tarafından yapılmaktadır.

Tepsi ekmeği, Ege bölgesinde fırın ya da ev ekmeği olarak bilinmektedir. Evde hazırlanan mayalı hamurun tepsi ya da sinilere dökülerek fırında (çarşıda-evde) pişirildiği belirtilmiştir. Aydın’da nohut mayası kullanıldığı belirtilmiştir.

Mayasız Ekmekler
Mayasız ekmekler çeşitli unlara su, tuz katılarak yoğrulup oklava ile açılarak ya da şekil verilerek pişirilmesinden elde edilen türlerdir.

Bazlama
Un, su, tuz ile hazırlanan hamurla yapılan, sacta pişirilen ekmektir. Bazı yörelerde mayasız olarak yufkadan biraz daha kalın ve küçük hazırlanan, sacta pişirilen ekmek türü olarak belirtilmiştir.

Kömeç (Kömme, Kömbe)
Külde pişirilen mayasız ekmeğe Trabzon ve Zonguldak’ta "kömeç" denir.Kömeçin, Zonguldak yöresinde tuzsuz yapıldığı belirtilmiştir.

Balıkesir’de “kömme” adı verilen bir ekmek türü vardır. Bu da yeni sönmüş ocağın kıvılcımlı küllü ateşine gömülerek pişirilen ekmek olarak belirtilmiştir. Mayalı ya da mayasız olduğu belirtilmemiştir.

Kömme-Gömbe “Anadolu’nun birçok yerinde mayalı ya da mayasız, yağlı ya da yağsız olarak yapılan bir çeşit kül pidesidir,” şeklinde açıklanmıştır. Sinop civarında kömbeye kete ve bazlamaya sac ketesi denir.

"Kömbe" adı ile Sivas’ta mayasız çok yağlı su ile yapılan hamurdan ekmek yapılmaktadır.

Hamur tepsiye yayılır, parmak veya kaşıkla nakış yapılır. Üzerine sıcak küllü saç kapatılarak pişirilir.

Mısır Ekmeği
Genellikle Karadeniz Bölgesinde yapılan ekmek türüdür. Mısır unu, tuz ve su ile hamur yapılır. Genelde mayasız yapılır. Bazı yörelerde (Sinop-Türkeli, Trabzon-Arsin, Kastamonu İnebolu) mayalı olarak yapıldığı belirtilmiştir.

Yufka
Anadolu’da yaygın olarak yapılan yufka geleneksel Türk mutfağının önemli ekmeklerindendir. Türkmen dilinde yufka her şeyin incesi demektir.
Yufka bazı yörelerde şebit-sepit-Şipit (Tekirdağ-Malkara), “İşkefe” (Tokat-Artova), “Gardalaç” (Tokat- Eskişehir-Ankara) buğday veya (Bolu-Kastamonu-Sivas) mısır unu ile yapılır.

Şipit Denizli’de kalın yufka olarak belirtilmiştir.
Mayasız olarak yoğrulan hamur bezelere ayrılır. Bezeler oklava ile 1-2 mm kalınlıkta, 50-100 cm çapında daire şeklinde açılıp, kızgın sac üzerinde pişirilir.

Günümüzde, eskiden yapılan lezzetli ekmekleri bulmak zordur. Köylerde bulunabilir belki; ama şehirlerde evinde ekmek yapanlar azınlıkta, belki de hiç yoktur.


Geleneksel Türk Mutfağında yer alan ekmeklerin yaşatılması için özellikle şehirlerde lokantacılar bu konuya önem verebilirler. Yöresel ekmeklerden kendi ihtiyacı kadarını kendi tesisinde yaparak tandır, fırın veya sacta pişirebilirler. Fırınlarda da yöresel ekmeklerin yapılmasına yer verilmelidir. Ayrıca evlerde ekmek yapımı özendirilmeli, bunun için fabrikaların, evlerde iyi sonuç verebilecek ekmeklik unlar imal edip piyasaya sürmeleri önerilebilir.

Kaynak^ gıdacılar.net

28 Nisan 2009 Salı

















Bu tarif, İzmir Tire'deki arkadaşım Huriye Hanım'a ait.Annesinin yaptığı bu nefis ekmeği bizimle paylaştığı için çok teşekkür ederim.
Tarifin resimleri Huriye Hanım'ın annesinin yaptığı ekmekten alınmış orijinal resimler.Ancak bizler evimizdeki imkanlarla yapabileceğimiz için, tarifi de ona göre verdik.Orijinal resimleri için tıklayın:1.2.3.
Eskilerin çok kullandığı bir mayaymış nohut mayası.Hazır mayalar icat olunup mertlik bozukmadan önce, Anadolu kadınının elinin altındaki en temel malzemeler olan nohut ve unla yaptığı bu maya, hazırlanması için sizden istediği birazcık sabra ve vakte oranla inanılmaz bir lezzet sunar ve inanın bu zahmete fazlasıyla değer...

Açıklama: Yorum kutusuna adsız tarafından bırakılan notta bu tarifin sibelin kahvesine ait olduğu belirtilmiş,  hemen düzeltmeyi eklemek istedim, Arkadaşımın bunu bana belirtmesi gerekirdi benim de bu gaflete düşmem tabiki hata ..eminim anneside aynı yöntemle yaptığı için detaylı tarifi buradan alıp bana yollamış..Bir art niyet olmadığını hassasiyetle belirtmek isterim çünkü bir tarifi eğer birisinden almışsam mutlaka linkini de  veriyorum.

Malzemeler:
Bir avuç kuru nohut
biraz kırmızı mercimek
mümkünse demir bir havan
büyükçe bir kavanoz
bolca un (tercih ederseniz kepekli un, tam buğday unu veya 2-3 avuç kepek)

Yapılışı:

1.Aşama:
Bir avuş nohutu ve mercimeği, bu iş için kullanmak üzere ayırdığınız bir mutfak bezinin içine koyup, bezin üstünden demir bir havanın sapıyla (yoksa iri bir taş da olur, ya da kabuklu yemişleri kırdığınız aletle) vurarak kırın.Bez muhtemelen yırtılıp delinecek, kıymetli bir örtüyü bu iş için kullanmayın.Nohut ve mercimeği sağa sola dağıtmadan kırmanın tek yolu havanın içinde kırmak.İyice un ufak etmeniz gerekmiyor, ikiye ayrılmaları bile yeterli olacaktır.
Daha sonra kırık nohutları büyükçe bir kavanoza koyun.İçine 1-2 avuç un ve bir fiske tuz atın.Kavanozu yaklaşık yarısına kadar sıcak suyla doldurun.Suyun ısısı hissedilmeli ama elinizi de yakmamalı.Malzemenizi kaşıkla karıştırın ve kapağını kapatın.Daha sonra kavanozu tercihen battaniye gibi sıcak tutacak bir örtüyle örtüp bir kenara kaldırın (yoğurt mayalar gibi).

Püf Noktası:Bu işlemi öğleden sonra ya da akşama doğru yapmanız zamanlama açısından iyi olacaktır.Gece yatmadan önce kavanoza 1 çay bardağı sıcak su ekleyin ve tekrar iyice sarıp üzerini örtün.Böylece mayanızın tutması daha garanti olacak.

2.Aşama:
Ertesi sabah mayanız çok büyük ihtimalle gelmiş olur.Bunu, kapağa kadar çıkan köpüklerden anlarsınız.Bir de malesef kokusundan:)Bu maya pek hoş kokmaz, kokusunu önemsemeyin ya da bozulduğunu düşünmeyin.Ekmeğiniz piştiğinde kokudan eser kalmayacak, kesinlikle maya değil, mis gibi ekmek kokacak.
Kavanozun kapağına kadar köpürmesi şart değildir, 1-2 parmak suyun üzerinde köpük varsa o da yeterlidir.Ancak hiç köpüklenme göremezseniz mayanız tutmadı demektir, bu da çok nadir olur.Özellikle sıcak günlerde mayanın tutmaması imaknsız gibi birşey.
Kavanozdaki ılık mayayı -nohutlarını süzgeçten geçirip atarak- demlikte kaynatıp ılıttığınız suyla birlikte yoğurma kabınıza aktarın.

3.Aşama:
Artık hamurunuzu yoğurmaya başlayabilirsiniz.Başlangıç olarak 1/2 kg. kadar un ile bir hamur yapın.Hamur oldukça yumuşak, hafif cıvık bir kıvamda olmalı.Kepekli un kullanacak olsanız bile, bu ilk aşamada beyaz un kullanın.
Yoğurma kabınızın üzerini örtüp (yine battaniye tavsiye ederim) sıcak bir ortamda iki katı kadar kabarmasını bekleyin.Kışın sıcaklık yeterli gelmeyebilir.Bu durumda garanti mayalanma için, yoğurma kabını sıcak su dolu bir başka kap üzerine koyup üzerini örterek, buhar desteğinden faydalanabilirsiniz (ancak kabı sıcak suyun içine oturtmayın).Yazın güneşte de bekletebilirsiniz, çok daha çabuk mayalanır.

Püf Noktası:Bu ilk mayalı hamyrdan yaklaşık 3 tepsi ekmek çıkacaktır.Bu miktar size fazlaysa, 2.yoğurma aşamasına geçmeden önce (mayalandıktan sonra tabii) hamuru bölün, bir kısmını komşunuza verebilir ya da buzlukta saklayabilirsiniz.

4.Aşama:
Mayalanan hamurunuza bir miktar tuz serpip yavaş yavaş un ekleyerek yoğurmaya devam edin.Artık kepekli un ya da 2-3 avuç kepek kullanabilir, ekmeğinizi kepekli yapabilirsiniz.Tamamen kepekli un kullanmak kabarmasını engelleyebilir.Dilerseniz bu aşamada hamura keten tohumu da katabilirsiniz.Sonra poğaça hamuru yumuşaklığında bir elde edin.

5.Aşama:
Pişirmek için kullanacağınız fırın tepsisini bolca yağlayın.Hamuru tepsiye boşaltın, üzerini elinizle hafifçe düzeltin.Hamurun tepsinin yarısını biraz geçmesi idealdir.Son bekletme aşamasında tekrar kabarıp, resimdeki gibi tepsiyle bir olacak.Hamurunuz bu şekilde kabarıncaya kadar bekleyin.

6.Aşama:
Tepsiyi 175 derecede önceden ısıtılmış fırına sürün.Yarım saat sonra 200 dereceye çıkarın.Toplam yaklaşık 1 saat boyunca pişirin.
Tepsiyi fırından alınca bir müddet bekletin, hafifçe terlemesi için bezle sarabilirsiniz.Daha sonra çok bekletmeden tepsiden çıkarın.Tepsinizi iyice yağladıysanız sorunsuz olara çıkacaktır ancak çıkmazsa üzülmeyin, bir süre daha bezle kapatıp bekletin.
Artık 1 bardak çay ve en sevdiğiniz peynir ya da biber salçası eşliğinde mis kokulu ekmeğinizin sıcak sıcak tadını çıkarabilirsiniz.Ertesi gün buzdolabına kaldırın, gerektikçe çıkarıp ısıtarak ya da kızartarak yiyin.Bu ekmeğin esas tadı kızartılınca çıkıyor, söylemedi demeyin...
Afiyet olsun...

7 Mayıs 2009 Perşembe

Dün sevgili arkadaşım, can dostum bana kocaman bir kargo yollamış...İçinde neler var neler...Kargo paketini açtığımda duyduğum sevinci sizlerle paylaşmak istedim.Belki içinizden bazılarına tuhaf gelebilir, "bunlar için de bu kadar sevinilir mi'' diye...Bazen yüreğimiz küçücük mutlulukları o kadar çok özler ki ve onu yakaladığında nasıl da çırpınır!Ben bu kargo paketinde yollanan sebzelerin arasında samimiyeti, emeği ve en önemlisi candan arkadaşlığı da buldum...Onun için sevgili HURİYE'ye çok ama çok teşekkür ederim.Sosyal ilişkilerimizde artık gittikçe azalan, hatta yok denecek kadar eksilen içten davranışlarımızı yapmaktan utanmayalım, hatta yapabilmek için fırsatlar kollayalım...
Kargodan çıkanlar aslında Ankara'da da bulunan şeyler ama arkadaşımın benim mutlu olacağımı düşünerek pazarlarından ve bahçesinden emek verip bu paketi hazırlaması çok ama çok anlamlı...
Gelelim kargodan çıkanlara...

12 adet tazecik enginar
















yeşil inci taneleri gibi bezelyeler
















kadife yüzeyli bakla
mis kokulu taze kekik
















asma yaprağı
maydonoz
nohut mayalı kocaman bir ekmek

Enginarların dört tanesini soyup da etli kısmının körpeliğini görünce, hemen taze bakladan bir avuç ayıklayarak soğan, sarımsak, zeytinyağı, şeker ve limon ilavesi ile 10 dakika düdüklü tencerede lokum gibi pişirdim.
















Diğerlerini dış yapraklarıyla tüketmek üzere dörde böldüm, ılık bol limonlu suda bekleterek kurulayıp yine limonlayarak derin dondurucuya kaldırdım.
















Bezelyeleri kaynar suda 2 dakika haşlayıp buzlu suya attım.Bu yöntemle hem şoklamış oluyorsunuz hem de renkleri yemyeşil kalıyor ve oradan, kurulama bezi serili tepside suyunun süzülmesini sağlayarak saklama kapları ile yine derin dondurucuya kaldırdım.
















Baklaları, hafta sonu anne ziyaretinde onlara ve bize pişirmek üzere buzdolabına kaldırdım.Asma yaprakları sarılmak üzere yine saplarından ayıklanıp dolaba kaldırıldı.
Taze kekikler ve maydonoz da ayıklandı (bu arada tüm evi yoğun kekik kokusu doldurdu).Kağıt havlu arasında kapaklı bir kutu ile et ve salatalarda tüketilmek üzere dolaba kaldırıldı.
Ekmekler de dilimlenip talimat üzerine naylon poşetlerle paketlenip azar azar tüketilmek üzere yine derin dondurucuya kalktı.

Beni hem çok mutlu, hem de çok mahcup eden sevgili arkadaşıma buradan çok ama çok teşekkür ederim...HAKKINI NASIL ÖDEYECEĞİM...

CAFEDERYA

CAFEDERYA
Tasarım pastalar,kurabiyeler, cupcakeler. Ayrıca Ev yapımı hamur işleri, tatlılar, mezeler, yöresel lezzetler...

Atam İzindeyiz

Atam İzindeyiz

Blogroll

free counters

Popüper Yazılar

Blog Arşivi

Yukarı