Yeni Yıl

14 Nisan 2010 Çarşamba


Merhabalar , bugün size Home Tv'de her zaman takip ettiğim ünlü şef Emeril Lagasse' nin yaptığı bir tarifi vermek istiyorum. Ünlü şef şovlarında çok pratik ve enfes tarifler hazırlıyor. O kadar da güzel yapıyor ki o anda karnınız tok olsa bile canınız çekiyor. Ben, aklıma yatan ve çok lezzetli olacağına inandığım tariflerini not alarak fırsat buldukça denemeye çalışıyorum. Bu tarifin de güzel olacağına inanarak ve evde de malzemem varken denemeye karar verdim Biz ailece çok beğendik. Hatta akşam yemeğinde tavuk göğsü ile hazırladığım yalancı midyenin yanına da çok yakıştı. Beğendiğim tarifleri biliyorsunuz ki sizlerle paylaşmak beni mutlu ediyor..
Közlenmiş kırmızı biberin kendine has aromasıyla nohut ve diğer bahartaların karışımı hoş bir lezzeti ortaya çıkartıyor, bence sizde denmelisiniz.. Siz ister dip sos olarak ister meze olarak hazırlayın ve tadına bakın..

Malzemeler:
2 kase haşlanmış nohut
2 adet iri közlenmiş biber
2 diş sarımsak, limon
zeytinyağı, tuz, karabiber pulbiber ve bolca kimyon
Hazırlanışı:
Tüm malzemeyi robotta parçalayın ve tuzunu baharatını azar azar ilave ederek tadını ayarlayın.Servis yapın..Bu kadar..Afiyet olsun..
Not:

Kimyonu diğer baharatlara göre biraz daha fazla kullandım.  Çünkü nohutlu tariflere çok yakışıyor.
Evde daha önce hazırladığım  sarımsaklı köz biberlerimden kullandım.
Dilerseniz çok az miktarda tehin ekleyebilirsiniz..

7 Nisan 2010 Çarşamba



Güzel kızım beni mimlemiş.. Böyle mim gelince ben kalakalıyorum arkadaşlar yaaa... Düşündüm taşındım ve aklıma gelenleri şöyle bir sıraladım..

1- Çiğ köfte (eskiden her gördüğüm yerde sarkardım )
2- Tereyağlı kuru fasulye + pilav
3- İçine tereyağı köy peyniri konmuş sıcacık pide
4- Konya' nın meşhur tandırı
5- Türk kahvesi

Ben de adet yerini bulsun diye yemekle arası hiç ama hiç olmayan çoook
Sevgili Gönül'ü
Sevgili Tatesal'ı ve
Damak-Tad 'ı  mimledim...

6 Nisan 2010 Salı

Merhabalar  önceki hafta sonu ablamlar ve yeğenlerle yaptığımız kahvaltı soframızdan görüntüler.. Her ne kadar o gün saatlerin ileri alınmasından kaynaklanan kahvaltı saati öğleyi bulsa da geç saatlere kadar oturup sohbet ettik  diyebiliriz.. Canım annemler de vardı ve salona iki masa hazırladım. Aslında çok uğraşıp ta yaptığım yeni bir taif yok ama daha önce sizlerle paylaştığım ekmek hamurumdan bu sefer minik ekmekler yaptım.

 Isıya dayanıklı oval tabaklarımda biberli, domates soslu sucuk güveçleri yaptım.


Bir hafta önce Eskişehir gezisinden aldığım ve derin dondurucuda bekleyen haşhaşlı cevizli katmer vardı.

Bir de eşimin Çanakkale seyahatinde aldığı Bozcaada yapımı nefis domates reçeli vardı , gerçekten harika bir lezzet... Diğerleri malum kahvaltılıklardan ibaret. Biz fırsat buldukça kahvaltıda buluşup uzun uzun sohbetleri seviyoruz. Daha sonrasında, işi olan varsa onlar içinde zamanımız kalıyor..Bir dahaki kahvaltı büyük olasılıkla bahçemizde olacak çünkü ;bahçenin artık tadı gelmeye başladı...Sevgiler..

4 Nisan 2010 Pazar

Geçenlerde bir arkadaşıma havuçlu kek yapıp götürmüş ve tarifini sizinle paylaşmıştım. Sevgili arkadaşım da tabağımı boş vermemek için bu çok lezzetli  simitleri yapıp bana göndermişti. Simitler o kadar lezzetliydi ki bu hafta ben de denemeye karar verdim ve hemen sizlerle de paylaşayım dedim.

Not:
Simitler ne oldu diye sorarsanız büyük bir kısmı Canan' cığımla İstanbul a gittiler..

Malzemeler:
1 yk. mahlep
1 paket yumuşamış margarin
1 çb. sıvı yağ
Yarım sb. suyun içine 1 yk. sirke ya da yarım limonun suyu(ben limon suyu koydum)
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı toz şeker
1 adet yumurta ( akı, simitlerin üzeri için ayrılır)
4-5 sb. un
1 tatlı kaşığı kabartma tozu

Üzeri için:
Yumurta beyazı
Susam


Yapılışı:

Yağlar, yumurta sarısı, su, mahlep, tuz ve şeker karıştırılır. Un ve kabartma tozu bu karışıma eklenerek yoğrulur. Bu hamurdan yuvarlak simitler yapılır. Simitler önce iyice çırpılmış yumurta akına sonra susama bulanarak tepsiye dizilir. Önceden ısıtılmış fırında 180 derecede üzerleri hafif pembeleşene kadar pişirilir. Afiyet olsun

27 Mart 2010 Cumartesi

Sevgili Cintoş, beni Yaratıcı Blogger Ödülüne layık görmüş,saolsun,kendisine çok teşekkür ediyorum burada. Yalnız bu ödülün birkaç güzel kuralı varmış. Bunlar;

Sizi ödüllendirene teşekkür edin
Sizi ödüllendirenin bloguna bağlantı verin
Ödülün  logosunu yayınlayın
7 yaratıcı blogcuyu da siz ödül verin ve bloglarına bağlantı verin
Ödüllendirdiklerinizi haberdar edin
Kendiniz hakkında 7 ilginç şey yazın

Son maddeden başlayarak yazmaya başlayayım.

Kendimle ilgili 7 ilginç özelliğimi yazmam gerekiyormuş.Bence ilginç olan 7 özelliğim hakkında bilmem siz ne düşünürsünüz:

1. Bir program veya evde yemekli misafirim olacağı zaman çok kısa sürede birçok çeşit yiyecek hazırlayabilirim. Gerçi bunda buzdolabında dondurulmuş olarak pişirmeye hazır bulunan stoklarımın olmasının da rol var. Fakat herkes her zaman  bu özelliğmi takdir etmiş ve nasıl bu kadar pratik ve aynı anda 3-4 işi birden yaptığıma hayran kalmışlardır. Aslında bu özelliğim benim için ilginç olmuyor fakat çevremdekilerin verdikleri tepkiler şaşırtıcı olduğu için sizlerle paylaşayım istedim.

2. Tam bir teknoloji özürlüyümdür. Örneğin cep telefonunda basit bir işlemi veya en güzel örneği blog yazılarının çoğunu ve eklenecek fotoğrafları hala küçük kızım yapıyor benim yerime (bu yazı da dahil :))

3. Yapacağım en ufak bir iş için bile küçük de olsa notlar tutar,listeler yaparım. Bu özelliğim sayesinde yapılacak,hazırlanacak, götürülecek şeylerin unutulması gibi bir durum söz konusu olmaz.

4. Aldığım bir ürüne mutlaka yaratıcılığımdan birşey eklemeyi severim ve özellikle giysilere işleme yaparım

5. Pullu, payetli, janjanlı, yılan derisi desenli veya gri renk deri hiçbir giysi ve aksesuvardan hoşlanmam,giymem,kullanmam.

6. Herhangi birşeyin ölüçüsünü alırken veya bana bir ölçü sorulduğunda aşağı yukarı ölçüyü ufak bir farkla veya tamı tamına tahmin ederim. Örneğin giysi alışverişinde başkasın için tahmini aldığım giysiler o kişinin üzerine tam olur.

7. Çok samimi  ve girişken bir kişiliğim olmasına karşın bulunduğum bazı ortamlarda asla bu özelliğimi gösteremem.

 Ben de bu ödülü çok sevgili 7 blog sahibi arkaşıma veriyorum:

Begonvilli ev
Bir dilim bir tutam
Burçin'in denemeleri
Damak tadı
Misket limonu
Disal'in gözünden mutfak
Sevim'in sayfası

Sevgiler...

26 Mart 2010 Cuma

Bazen kendim için bir şeylere zaman ayıramadığıma hayıflanır dururum.. Yine böyle yorgun bir hafta sonunda kuzenimdeki günümüzde ablam ve arkadaşları hızlı trenden gidiş dönüş bilet aldıklarını, salı günü günübirlik Eskişehir'i gezip döneceklerini söylediler ve benim de izin alabilirsem gelmem konusunda israr ettiler..Tabi bunun üzerine kızım ve yeğenim hemen internetten bana gidiş dönüş biletini aldılar bile..Geriye bana işyerinden izin almak kalmıştı. o hafta anneme iki gün bakıcısının işi olması sebebiyle bakmam gerektiğinden zaten izin de almıştım. Pazartesi evde biraz ( biraz değil oldukça) yoruldum. Salı sabahı arkadaşlarla Ankara'da garda buluşup  Eskişehir -Ankara arasında bir yıldır çalışan hızlı trendeki yerlerimizi aldık.. Tren çok konforluydu ve biz 1 saat 40 dakikada Eskişehir'e indik.. Çay ve kahve eşliğinde yolculuk çok keyifliydi. Daha önce giden bir arkadaşımız bize rehberlik edecekti.. Hemen meşhur Porsuk çayı kenarından şehir merkezine doğru yürüdük ve gezinti teknesiyle  oradaki  Porsuk çayı gezi sezonunu  da açmış olduk..

Daha sonra acıktığımız için nerede çiğ börek yiyebileceğimizi öğrenip  adrese gittik Biz birer tane çiğ börek alalımda duruma göre devam ederiz dedik ama bize birer porsiyon hesabıyla beşer adet orta boy börekler geldi.. Vallahi ablam ve benim dışımdakiler tabakları sislip süpürdü desem yeridir. Bizimde aslında midemiz doydu ama gözümüz  doymamıştı yine de rahatsız oluruz diye korkumuzdan birer adet bıraktık..
Daha sonra şehir merkezinde bol bol dolaşıp oraya özgü lüle taşı sergilerini , Restore edilen rengarenk evler bulunan Oduncular Mahallesini vs. gezdik, yorulunca bir han içinde demleme çaylarımızı içerken bir soluk dinlenmeye çalıştık.. 

Yeniden gezilecek ismini bilemediğim bir çok yerleri keşfettik.. Daha sonra yeniden Porsuk çayı civarında güzel bir cafede cam çay bardaklarında çay istedik..
Burada da günün yorgunluğunu birazcık attıktan sonra dönüş için trende yerlerimizi aldık Aslında ben bileti sonra aldığım için farklı yerde oturmam gerekirdi ama birisiyle yer değiştirip yine bir arada yolculuk yapıp günübirlik geziyi tamamladık.. Çok yorulmamıza rağmen çok eğlendik ve bizim için güzel bir gün oldu.. Size de zaman ayrıp bu güzel şehri  görmenizi öneririm:.Belediye başkanının yaptığı hizmetler gerçekten kayda değer.. Eminim havalar daha da ısındığında hem ziyaretçisi artacak hemde henüz daha yavaş yavaş hareketlenmeye başlayan Porsuk çayı ve civarı canlılık gösterecektir.    

15 Mart 2010 Pazartesi

Sevgili bolg severler, cumartesi günü özellikle Ankara'da oturanların pasta malzemelerini  bulabilecekleri bir adresteydim. Ben daha önceleri eksik malzemelerimi  İstanbul 'a gittiğimde temin etmeye çalışıyordum. Artık burada hem de kolay bir adreste böylesine zengin malzeme ve aparatların bulunduğu bir yer var. Batıkent'te Ostim girişinde .. Koskocaman bir mağaza.. Pastacılık Dünyası  
Sizlerinde bilgi edinmeniz amacıyla mağazadan  birçok  resim çektim. Her rafın önünde uzun uzun baktım hayran kalmamak elde değil. Özellikle büyük imalathanelerde kullanılan devasa el mikserleri, pasta stantları,dondurma küvetleri,.. Bunun yanında  her ebatta kek kalıpları, boy boy rendeler ve turta çemberleri, maşalar, spatulalar,tepsiler, duy çeşitler,mevcut. Gıda boyaları, kremalar, meyva esansları, glazürler kağıt kalıplar kapsüller daha neler neler...


















Mağazadan içeri girince karşınıza mağaza boyunca uzanan arkalı önlü üç büyük raf sizi karşılıyor.  Sağınızda bu fotoğrafta görülen boy boy mikserler ister üretici olun ister evinizde kendi pastanızı yapıyor olun her türlü ihtiyaca hitap ediyor.
Arka raflarda ise gıda saklamak için kullanılan metal küvetler ve pasta altlıklar, çay makinleri,semaverler ve tepsiler bulunmakta.



















 Mağazaya girince sol tarafta ise karşınıza bu devasa fırınlar ve pastanaelerden de tanıdık olduğumuz pasta stantları çıkıyor. Ayrıca pasta üretiminde kullanılan ve ismini bilmediğim birçok ekipman da bulunmakta.



Mağazanın büyük bir bölümünü kaplayan raflarda ise ürünler cinslerine ve kullanım alanlarına göre özenle yerleştirilmiş. Şekerlemeler, şeker hamuları,jöleler,kremalar,kakao gibi toz malzemeler, meyve konserveleri toptan ve perakende satışlar için farklı boyutlar ve sayılarda bulunuyor.
Bir diğer rafta, kek ve tart kalıplar,süzgeçler, ölçü kürekleri ve tepsi gibi metal malzemeler ile cam ve ahşap ekipmanlar bulunuyor.
3. rafta ise pasta süsleme araçları, silikon,kağıt ve metal kek ve muffin kalıpları ve merdaneler var.
Burada her malzemenin ismini tek tek sizlerle paylaşmam tabi ki mümkün değil ancak mağazada bulunan raflardan çektiğimi fotoğrafları sizinle paylaşabilirim.


















Şeker hamurları ve Jöleler


                                                

















Farklı şekil ve boylarda silikon kek kalıpları



                                        

















Teraziler ve pasta spatulaları

                                            

Şekerlemeler

Farklı şekil ve boyutlarda metal kurabiye kalıpları

Pasta süsleme aparatları

Metal kek kalıpları ve merdaneler

Metal süzgeçler,tavalar ve tepsiler

Pasta üstü süslemeleri

Pasta sunum stantları

Ayrıca çeşitli meyve esansları, tava yağlama spreyleri, pasta üzerinde kullanılan inciler ve harf şeklinde mumların bulunduğu bir raf da ilgi çekmeyecek gibi değil.

ve son olarak pastacılığın olmazsa olmaz malzemelerinden olan krema sıkma torbaları ve ona uygun çeşit çeşit duylar bulunuyor.
Pastacılık Dünyası'ında uygun fiyatlarla hem toptan hem de perakende alış veriş yapabilirsiniz. En kısa sürede ziyaret etmenizi tavsiye ediyor ve bunun için mağazanın adresini sizlerle paylaşıyorum:

Bağdat Caddesi No.365 Ostim Ankara
Tel: 3863435-36-37

9 Mart 2010 Salı


Merhabalar sevgili blog okuyucuları, Size çok önceleri defterime tarifini kaydettiğim ve defalarca yapmama rağmen nedense bloğuma eklemeyi ihmal ettiğim havuçlu kek tarifini vereceğim Bu tarif sevgili Müge'nin (hünerli bayanlar) anneciğine ait.. Geçen hafta çok sevdiğim bir arkadaşım çocuklarına havuçlu kek yapmak istediğini ama bloğumda tarif göremediğini söylemişti ..Hakikaten yazmamışım hemen o akşam keki tekrar yapıp ertesi günü arkadaşıma hediye olarak getirdim ve ona'' keki beğenirsen resmini hazır çekmişken bloğa da yazayım dedim. Arkadaşım bir sonraki gün ailece çok beğendiklerini ve gözü kapalı yazabileceğimi söyleyince bende  artık buraya eklemek istedim.. Keki daha önceleri yaptığımda herkes çok beğenmişti zaten Müge nin bloğundaki yorumlardan da  anlaşılacaktır. Birebir tarifi uygulamanızı tavsiye ederim.. Müge kekin malzemesi fazlaca olduğu için gerçekten büyük bir kek kalıbında pişirmenizi öneriyor ..Ben genelde büyük boy borcamda yapıyordum , bu sefer büyükçe bir kek kalıbım olmadığı için  4/3 yuvarlak kek kalıbında 4/1 ini ise küçük kalp şeklinde kek kalıbında pişirdim Fırınımı taşıpta batırmasından korkmuştum ama aslında kek kalıbımda tamamını alabilirmiş. Sizlerinde bu tarifi denemenizi  öneririm.. Sevgili Müge nin annesinin ellerinden öpüyor ve teşekkürler ediyorum.. Orijinal tarifi burada..

5 Mart 2010 Cuma

Türk Mutfağı'ndaki Geleneksel Ekmek Çeşitleri


Ekmek, genellikle tahıl ununa su, tuz karıştırılarak hazırlanan mayalı veya mayasız hamurun şekillendirilerek pişirilmesinden elde edilen bir besindir.

Çoğunlukla buğday unu kullanılmakla beraber mısır, çavdar gibi tahıl unlarından da ekmek yapılmaktadır. Ekmek, genellikle bir başka besinle birlikte tüketilir. Yanında katık olmaksızın tüketildiğinde yavan ekmek ifadesi kullanılır.

“Ekmek” sözünün eski Türkçede “etmek”, bazı bölgelerde ise “ötmek” şeklinde söylendiği, Osmanlıcada etmek olarak yazıldığı, ekmek şeklinde telaffuz edildiği, kaynaklarda görülmektedir. Divan-ı Lügat-it Türk’te “etmek” şeklinde geçer.

Türkler, öğüttükleri buğdaydan çok çeşitli ekmek yapmışlar ve bu ürüne bazen pişiriliş tarzına, bazen biçimine göre değişik isimler vermişlerdir.

Geleneksel ekmek, evlerde çoğunlukla tinürü (tandır) adı verilen fırınlarda pişirilmekteydi.

Bayram günlerinde yağ, baharat ve kokulu otlar eklenerek değişik lezzette ekmekler elde edildiği belirtilmektedir.

Tuz, kimyon, çörek otu, rezene otu, safran, susam, hardal, karpuz çekirdeği eklenen maddeler arasındadır.
Yörelerin kendine has meşhur olmuş ekmeği vardır.

Yufka ekmeğinin benzeri lavaş ekmektir.
İnce pide, Azeri ve Çağatay Türkçesinde yufka olarak geçmektedir. Bu ekmeklerden başka mısır, arpa, darı ve buğday unlarından mayalı-mayasız, yağlı-yağsız, ince-kalın, şekerli-şekersiz, sacta pişirilen ekmek türleri vardır.
Yufkadan başka bazlamaçın da Selçuklular devrinde yapıldığı bilinmektedir. Mayalı hamurun içinde ceviz, fındık, susam, bazen kıyma, bazen de üzüm konan yağlı, şekerli, şekersiz olarak yapılan, nokul-lokul adı verilen çöreklere, Selçuklu devri yiyecekleri arasında rastlanmıştır. Bu çeşitlerin hepsinin Anadolu’ya Türkmenlerle beraber geldiği sanılmaktadır.

Ekmeğin Türk mutfağında önemi büyüktür. Toplumun temel besin maddesidir. Ekmeğin türü ne olursa olsun öncelikle günlük ekmeğin nasıl karşılanacağı düşünülür. Öyle ki para kazanmanın, çalışmanın karşılığı “ekmek parası” olarak ifade edilir. Bu da ekmeğin, günlük hayatta ne denli önemli olduğunu açıklamaktadır.

Ucuz enerji kaynağı olan ekmek, fakir halkın beslenmesinde önem taşımaktadır. Ekmek sadece doyurucu olmayıp, halkın protein ihtiyacının önemli kısmını karşılayan bir besindir.

Ekmekler yapılışlarına göre genel olarak mayalı ve mayasız olmak üzere iki grupta incelenebilir.

Mayalı Ekmekler
Mayalı ekmekler, una, su, tuz ve maya katılarak yoğrulan hamurun mayalandırılması ve şekil verilerek çeşitli araçlarda pişirilmesinden elde edilen ekmeklerdir.

Bazlama (Bazlamaç, Bezdirme, Bezirme)
Bazlama Anadolu’da özellikle de Orta Anadolu’da yaygın olarak yapılır. Daire şeklinde 20-25 cm kadar çaplı, 1 cm kadar kalınlıkta açılan hamurlar sac veya tandırda pişirilir. Bazı yörelerde (Niğde-Elazığ) çok ince 2-3 mm kalınlıkta açılır.
Bazlamanın pişmiş kalınlığının 1,5-2 cm, renginin unun randımanına göre esmer veya beyaz olduğu belirtilmiştir.
Bazlama Denizli’de mısır ve buğday unu karıştırılarak yapılmaktadır.
Bazlamaya Eskişehir’de “tapıl,” Aydın’da “bezdirme,” Isparta’da ve Denizli’de “bazdırma” denilmektedir.

Ebeleme
Mayalı hamurun bezelere ayrılarak yufka gibi açılıp sac üzerinde pişirilmesinden elde edilir. Piştikten sonra altı ve üstü yağlanır. Bu ekmek Ankara civarında yapılmaktadır.

Lavaş (Lavaj Ekmeği)
Mayalı hamurdan yapılan yufkaların kızgın tandır duvarlarına yapıştırılmasıyla pişirilen ekmek türüdür. Sivas civarında fırınlarda pişirilmektedir. Lavaş ekmek genellikle Erzurum, Kars, Muş, Konya (Yunak), Erzincan gibi yörelerde yapılır.
Lavaş piştikten sonra çoğunlukla 30-40 cm uzunluğunda 15-20 cm genişliğinde 1-1,5 cm kalınlığında elips şeklinde olmaktaysa da bazen büyüklüğü değişmektedir.
Lavaş ekmek, Elazığ yöresinde "tandır ekmeği" olarak bilinmektedir

Sac Ekmeği
Urfa (Hilvan) da açık ekmek denilir. Mayalanmış hamurdan 2- 3 mm kalınlıkta açılarak elips ve daire şekli verilen hamur sac üzerinde pişirilir. Pişirilen ekmeğin kalınlığının 3- 4 mm veya daha kalın olduğu belirtilmiştir.

Sivas yöresinde, mayalanan hamurdan el ya da oklava ile 15- 20 cm çapında 1 cm kalınlıkta açılan hamurun sacta pişirilmesiyle elde edilen ekmek türüdür. Taze veya bir kaç günlük tüketilmektedir.

Somun
Her yerde görülen ve herkesce bilinen somun, yuvarlak, üstü kabarık ve kenarları daha ince ekmek çeşididir. Mayalanan hamurdan 2- 3 cm kalınlığında yuvarlak ekmekler yapılır. Bazı yörelerde hamura haşlanmış patates katılır
Evlerde ya da mahalle fırınlarında pişirilebilir.
Pişen ekmeğin kalınlığı 5- 6 cm, çapı ise 15- 20 cm kadardır. Rengi, kullanılan unun randımanına göre esmer ya da beyaz olur.

Tandır Ekmeği
Tandır, yere çukur kazılarak yapılan bir tür fırın şeklinde tanımlanabilir. Tandır ekmeği, gömme tandır denilen tandırlarda yapılır.
Gömme tandır, pişmiş topraktan yapılmış, tabanı geniş ve düz, ağzı dar yarım koni biçiminde büyük bir küpe benzer. Evlerde bahçe ya da sekilere gömülür. Altında hava alması için “kulle” denilen bir delik bulunur.

Ateş tandırın taban kısmında yakılarak duvarları ısınır. Hamur tandırın duvarında düşmeden kalabiliyor ise tandır tavında demektir. Tandır ekmeği, lavaş, çörek vb. tandırda yapılır.

Tepsi Ekmeği
Mayalı hamur yağlanmış sini ve kenarları yüksek dört köşe tavalara konur ve fırında pişirilir. Bu ekmek türü Niğde’de yaşayan Rumeli muhacirleri tarafından yapılmaktadır.

Tepsi ekmeği, Ege bölgesinde fırın ya da ev ekmeği olarak bilinmektedir. Evde hazırlanan mayalı hamurun tepsi ya da sinilere dökülerek fırında (çarşıda-evde) pişirildiği belirtilmiştir. Aydın’da nohut mayası kullanıldığı belirtilmiştir.

Mayasız Ekmekler
Mayasız ekmekler çeşitli unlara su, tuz katılarak yoğrulup oklava ile açılarak ya da şekil verilerek pişirilmesinden elde edilen türlerdir.

Bazlama
Un, su, tuz ile hazırlanan hamurla yapılan, sacta pişirilen ekmektir. Bazı yörelerde mayasız olarak yufkadan biraz daha kalın ve küçük hazırlanan, sacta pişirilen ekmek türü olarak belirtilmiştir.

Kömeç (Kömme, Kömbe)
Külde pişirilen mayasız ekmeğe Trabzon ve Zonguldak’ta "kömeç" denir.Kömeçin, Zonguldak yöresinde tuzsuz yapıldığı belirtilmiştir.

Balıkesir’de “kömme” adı verilen bir ekmek türü vardır. Bu da yeni sönmüş ocağın kıvılcımlı küllü ateşine gömülerek pişirilen ekmek olarak belirtilmiştir. Mayalı ya da mayasız olduğu belirtilmemiştir.

Kömme-Gömbe “Anadolu’nun birçok yerinde mayalı ya da mayasız, yağlı ya da yağsız olarak yapılan bir çeşit kül pidesidir,” şeklinde açıklanmıştır. Sinop civarında kömbeye kete ve bazlamaya sac ketesi denir.

"Kömbe" adı ile Sivas’ta mayasız çok yağlı su ile yapılan hamurdan ekmek yapılmaktadır.

Hamur tepsiye yayılır, parmak veya kaşıkla nakış yapılır. Üzerine sıcak küllü saç kapatılarak pişirilir.

Mısır Ekmeği
Genellikle Karadeniz Bölgesinde yapılan ekmek türüdür. Mısır unu, tuz ve su ile hamur yapılır. Genelde mayasız yapılır. Bazı yörelerde (Sinop-Türkeli, Trabzon-Arsin, Kastamonu İnebolu) mayalı olarak yapıldığı belirtilmiştir.

Yufka
Anadolu’da yaygın olarak yapılan yufka geleneksel Türk mutfağının önemli ekmeklerindendir. Türkmen dilinde yufka her şeyin incesi demektir.
Yufka bazı yörelerde şebit-sepit-Şipit (Tekirdağ-Malkara), “İşkefe” (Tokat-Artova), “Gardalaç” (Tokat- Eskişehir-Ankara) buğday veya (Bolu-Kastamonu-Sivas) mısır unu ile yapılır.

Şipit Denizli’de kalın yufka olarak belirtilmiştir.
Mayasız olarak yoğrulan hamur bezelere ayrılır. Bezeler oklava ile 1-2 mm kalınlıkta, 50-100 cm çapında daire şeklinde açılıp, kızgın sac üzerinde pişirilir.

Günümüzde, eskiden yapılan lezzetli ekmekleri bulmak zordur. Köylerde bulunabilir belki; ama şehirlerde evinde ekmek yapanlar azınlıkta, belki de hiç yoktur.


Geleneksel Türk Mutfağında yer alan ekmeklerin yaşatılması için özellikle şehirlerde lokantacılar bu konuya önem verebilirler. Yöresel ekmeklerden kendi ihtiyacı kadarını kendi tesisinde yaparak tandır, fırın veya sacta pişirebilirler. Fırınlarda da yöresel ekmeklerin yapılmasına yer verilmelidir. Ayrıca evlerde ekmek yapımı özendirilmeli, bunun için fabrikaların, evlerde iyi sonuç verebilecek ekmeklik unlar imal edip piyasaya sürmeleri önerilebilir.

Kaynak^ gıdacılar.net

1 Mart 2010 Pazartesi

Hellim peynirli ve cevizli ekmekler


Malzemeler::   (bu ölçüyle iki adet normal ebatta ekmek oluyor)

yarım paket yaşmaya
 3 su bard. kepekli un
1,5 su bard. normal un
1 yemek kaşığı sıvıyağ
2 yemek kaşığı toz şeker
bir tutam tuz
ceviz ve bir kase ufak doğranmış hellim peyniri
Hazırlanışı:
Maya ,bir kasede şeker ve bir tutam un ile ılık suya karıştırılıp kabartılır ceviz ve peynir hariç diğer malzemeler ilave edlip oldukça ele yapışan bir hamıur yoğrulup üzeri örtülerek mayasının gelmesi sağlanır. Ben cevizli olanı klasilk kek kalıbımda, peynirli olanı  oval ısıya dayanıklı toprak tabakta pişirdim.. Hamur mayalanınca yağlanmış kek kalıbına bir kısmını ceviz ilave ederek yerleştirdim. diğerine ise küp küp doğradığım hellim peynirlerini hamuru koyduktan sonra üzerine gelişigüzel batırarak yaptım. üzerlerine yumurta sarısı, susam ve çörekotu serpiştirdim ve 190-200 derece arasında pişirdim..Biz çok beğendik. Eminim sizde denediğinizde bana hak vereceksiniz... Afiyetler olsun..

CAFEDERYA

CAFEDERYA
Tasarım pastalar,kurabiyeler, cupcakeler. Ayrıca Ev yapımı hamur işleri, tatlılar, mezeler, yöresel lezzetler...

Atam İzindeyiz

Atam İzindeyiz

Blogroll

free counters

Popüper Yazılar

Blog Arşivi

Yukarı