Yeni Yıl

26 Haziran 2014 Perşembe

     Ağzınızın tadı hiç bozulmasın diyerek kahvaltıların belkide en gösterişlisi olan reçellerden bahsedeceğim. Aslında bizde çok reçel tüketilmesede mutlaka hafta sonu masada yerlerini alırlar.
     Bunlardan turunç reçelini en son Kıbrıs'a gittiğimizde can arkadaşımız sevgili Ayten hanım hediye vermişti. Ayten hanımın turunç reçelinin tarifi sahrap hanımın tarifiyle birebir olunca ben de temin ettiğim turunçları aynı tarifle denedim. Kendine özgü tadı ve aromasıyla çok lezzetli bir reçel, turunç temin ederseniz mutlaka denemenizi öneririm.    


Turunç Reçeli ( Sahrap soysal'ın tarifiyle denedim)

Malzemeler: 


  • 10 adet orta boy turunç
  • 1 kg tozşeker
  • ½ limonun suyu
  • Nohut büyüklüğünde 1 adet limon tuzu
  • 5 su bardağı su 
 Yapılışı
  • Portakala benzeyen bir Akdeniz meyvesi olan turuncun reçeli çok lezzetli olur.
  • Turunçları yıkayıp uzunlamasına altı eşit parçaya böldükten sonra parçaları portakal soyar gibi soyun.
  • Bir yorgan iğnesine kalın ip geçirin. Turunç kabuklarını rulo yapıp rolular açılmasın diye iğneyle ortalarından ip geçirin. Ipleri uçlarından sıkıca düğümleyin.
  • Ipe dizdiğiniz turunç kabuğu rulolarını büyük bir tencerede kaynamakta olan suda 20 dakika kadar haşlayın.
  • Hafifçe yumuşayan kabukları süzüp üzerlerine 10 santim kadar çıkacak soğuk suda bekletin. Kabukların suyunu her gün değiştirerek 3 gün kadar bekletin. Bu işlem acı tadın gitmesini sağlayacaktır.
  • Dördüncü gün sudan çıkardığınız kabukları süzün.
  • Diğer taraftan, suyu ve tozşekeri geniş bir tencereye aktarıp orta ısılı ateşte, arada sırada karıştırarak kaynatın.
  • Kaynamaya başlayan şerbete turunç kabuklarını aktarın. Kabukları kısık ateşte yaklaşık 40-50 dakika kadar pişirin. Reçelin kıvamına bakmak için bir çay kaşığı kadar alıp porselen bir tabağa damlatın. Akıcılığını kaybetmişse pişmiş demektir, hala akıcıysa kaynatmaya devam edin
  • Kıvama geldikten sonra limon suyunu ve limon tuzunu da ilave edip 5 dakika daha kaynatarak ocaktan alın. Ilık hale gelen reçelin üzerine kağıt peçete yayın ve elinizle hafifçe bastırın. Böylece reçelin üzerindeki köpükler kağıt peçeteye yapışacaktır. Kağıt peçetenin bir ucundan tutarak yana doğru yavaşça kaldırın ; köpüklerin peçeteyle birlikte kalktığını göreceksiniz. Bu işlemi birkaç kez daha tekrarlayarak reçelin üzerinde kalan köpükleri de temizleyin.
  • Reçel soğuduktan sonra kabuklarındaki ipleri çıkarıp kavanozlara doldurun ve serin bir yerde muhafaza edin. 





Gül Reçeli



Gül Reçeli yapımı

Malzemeler:

Büyük bir kase kokulu reçellik gül yaprakları( yaklaşık 250 gr.)
3,5 su bard. su
1 kg. toz şeker
1 adet limon suyu

Hazırlanışı:
Öncelikle gülün kullanılacak yaprakları alınıp bir tencereye doğranarak konur.
Üzerine toz şeker ve limon suyu eklenir ve çatal yardımıyla harmanlanır.
Bir gece bu şekilde üzeri kapakla kapatılarak bekletilir 
Bir tencereye su konur beklettiğimiz şekerli gül yaprakları eklenir ve ocağın altı açılır.
hafif ateşte taşırmadan ara sıra karıştırarak kaynatılır.
Çok fazla ezilmemeleri için kısa bir süre sonra ocaktan alınıp soğumaya bırakılır ve temiz kavanozlara doldurulur. Reçeller serin bir yerde saklanır. 

Not:
kıvamının gelip gelmediğini ise ocak yanına koyduğumuz bir tabağa bir çay kaşığı reçelden alıp tabağı hafifçe eğin, eğer tabaktan belli bir kıvamda akıyorsa tamamdır. çok cıvıksa az daha kaynatıp indirin.









Erik reçeli yapımı( mükemmel bir tada sahip)

MALZEMELER

1 kg şeker
1 kg kırmızı iri erik
 1 adet limonun suyu

HAZIRLANIŞI

Erikler bol suda iyice yıkanır.ikiye kesilip çekirdekleri zedelemeden çıkartılır dilimlenir. 
Bir tencereye erikler ve toz şeker  kat kat konur ve bir gece bekletilerek sulanması sağlanır.
Üzerini biraz aşacak kadar kadar oldukça az su ekleyip hafif  ateşte yumuşayıncaya kadar kaynatılır kaşıkla zaman zaman karıştırılarak taşması önlenir.
Pişen erikler bir başka kaba alınarak kalan suya yarım limon suyu eklenerek bir süre daha kaynatılır. erikler tekrar tencereye alınıp bir taşım sonra ocaktan alınıp soğutulur. temiz bir kavanoza doldurulur. 











23 Haziran 2014 Pazartesi






Elmalı turtayı geçen pazar günü yaptık . İki kız ve ben pazar gününü tam bir hamur günü ilan ettik. Kimin canı ne istediyse onu yaptı, denedi.. Kimini yedik kimiin ise dolaba daha sonra tüketmek üzere kaldırdık.
O gün yapılanlar :




Elmalı cavizli turtayı ben yaptım. hamuru blogdaki  elmalı kurabiyemin tarifiyle aynı hamur ikiye bölündü, yarısı tabanı oluşturdu diğer yarısı kalp şeklinde kalıpla kesilip üzerine yerleştirildi..






Zeytinyağlı lahana sarması (sezon sonu lahanası)

                                                       
                                                                    Tortellini  



Hamuruna 3 adet beziye 3 adet iri yumurta kırıldı. on dakika bekletildi ve hamur açma veya makarna  makinasında bir keç defa geçirilerek yufkalar elde edildi. kalpla kesilip içine bir adet yumurta akı eklenen taze beyaz peynir kondu


.Derya' ya bir dükkan mı açsam ne dersiniz? Bakar mısınız fabrikasyon gibi üretim oldu. 

         
                        Poğaçalar Canan a ait.. Gözü döndü,  2 çeşit yaptı.





11 Haziran 2014 Çarşamba





Müge'ye ait bir tarif.. Fotoğrafların kaliteli olmadığına bakmayın siz bu böreği mutlaka deneyin arkadaşlar. Bu tarif içinde çok teşekkürler canım ..

Malzemeler:
( verilen ölçüler 1 tepsi için)
1/4 paket yaş maya
3 çorba kasesi un
tuz ve su

İç malzemesi :
 1 adet irice kuru Soğan
1 çay kaşığı Tuz
1 çay kaşığı Toz kırmızı biber
500 gr. orta yağlı Kıyma
kıyılmış 1/2 demet Maydonoz

Ara malzemesi:
Tereyağ+ tahin (1 su bard kadar)

Hazırlanışı:
- İç harcını klasik kıymalı iç gibi pişirip ılımaya bırakın.
-Mayayı unun ortasına ezerek koyun tuzunu ekleyin ılıkça olan suyu azar azar ekleyerek yumuşak bir hamur yoğurun.
-Bekletmeden hamuru 2 bezeye ayırın her birini açabildiğiniz kadar açın.
-Üzerine eritilmiş tereyağ + tahin karışımından  sürün. 
-Yufkanın tam ortasından parmağınızla bir delik açın ve dışa doğru kıvırarak deliği genişleterek  yufkayı kıvrılmış bir halka haline getirin. Sonra sararak spiral yapın  ucunu açılmaması için yapıştırın 
-Oklava ile hafifçe kullanacağınız yuvarlak bir tepsi ebadında açın, ve tepsiye yerleştirin . 
-Arasına  ılınmış olan kıymalı harcı yayın ikinci  yufkayı da aynı şeklide hazırlayıp üzerine yerleştirin
-Üzerine çırpılmış yumurta sarısı sürün dilerseniz çörekotu vs serpiştirin fırında nar gibi kızarana kadar pişirin.
-Dilimleyerek servis edin.. 




27 Mayıs 2014 Salı


     Hepinize merhabalar, çok güzel geçsin gününüz..Ağzınızın tadı hiç bozulmasın..

Çilekli magnolia da bizim genelde tercih ettiğimiz tarz tatlılardan birisi..Hem sütlü tatlı , hem meyveli, hem hafif, üstelik çok basit malzemelerle çok kısa sürede yapabileceğiniz görsel bir şölen.. 


Malzemeler:
2 paket burçak bisküvi
4 su bard. süt
2 adet yumurta sarısı
1 kutu krema (200 ml.)
1 su bard. toz şeker
2 yemek kaşığı un
2 yemek kaşığı mısır nişastası
1 paket vanilya
8-10 adet tazecik çilekler

Hazırlanışı:
 -Öncelikle bisküvileri rondodan geçirin
 -Yumurta ve şekeri, şeker eriyip karışımın rengi beyazlaşıncaya kadar aralıklı olarak iyice çırpın.
 -Un ve nişastayı birlikte eleyin, karışıma ekleyin. sütü ilave edip tekrar çırpın.
-Birlikte kısık ateşte devamlı karıştırarak  muhallebi gibi pişirin.
 Ocaktan alınca içine vanilyayı ekleyin tekrar karıştırın.
-Muhallebiniz soğuyunca içine bir kutu kremayı ekleyip tekrar çırpın.
-Kup bardaklarınıza rondodan çekilmiş bisküviden iki yemek kaşığı olarak pay edin. 
-Üzerlerine bardakların kenarlarından görünecek şekilde dilimlenmiş çilekleri yerleştirin.
-Muhallebinizden çileklerin üzerine ikişer yemek kaşığı paylaştırın.( ölçüleri kendi kup bardaklarınıza göre ayarlamayı unutmayın)tekrar çilek, muhallebi ve bisküvi ile  işlemi tamamlayın.
-Üzerlerini dilimlediğiniz bir adet çilekle süsleyin Buzdolabınızda en az 2 saat kadar dinlendirin. sonra servis edin. Afiyetler olsun..
 -


23 Mayıs 2014 Cuma

Taze fasulye mevsimi geldi bile, tezgahlarda kendisini göstermeye başladı. Bu vesile ile güzel tarifimi paylaşmak isterim..



Zeytinyağlı Taze fasulyeyi  böyle hazırlayıp sunmak bir ayrı keyif veriyor bana..Tadı kadar görsellikte önemli. Bol kuru soğan, sarımsak, domates ve zeytinyağı..Tek yapmanız sabırla düdüklü tencerenize bu şekilde dizmeniz.. Üzerine 1/2 çay bard. sıcak su ve zeytinyağı gezdirerek 10 dakika kadar pişirmeniz yeterli olacaktır. Biraz  ılınınca dikkatlice kenarlı bir servis tabağına ters çevirin.
 Afiyetler olsun efendim..Çok güzel geçsin hafta sonunuz.




20 Mayıs 2014 Salı




Soma faciasının acısı henüz yüreklerimizdeyken 19 Mayıs Atatürk' ü anma, Gençlik ve Spor Bayramımızı da buruk ta olsa kutladık. Dün torunumla kızlarımla ve eşimle yine Anıtkabir' deydik.. 



15 Mayıs 2014 Perşembe






Kara kuyular derindir

Burda kalir madenciler
Ücreti bir aferindir
Zehir solur madenciler

Bir de kara yüzleri var
Yasamdan hayli uzak
Kömür gibi kadere bak
Bilmem n'olur madenciler

Grizu gelir uykuda
Nice canlar yuta yuta
Biz cennet'te, o uykuda
Toptan ölür madenciler

Dile kolay kuyu dibi
Salinir gezer sag gibi
Bin senelik maden gibi
Fosil olur madenciler

Yeryüzünde sevda güzel
Derinlerden selam eder
Bu dünyadan kömür gider
Duman gelir madenciler

Der Mahzuni kuyu dardir
Bize kolay o'na zordur
Bir onurlu teri vardir
Bunu bilir madenciler

Kaynak: Asik Mahzuni Serif

14 Mayıs 2014 Çarşamba

  • 14 Mayıs 2014 Çarşamba
  • 1 yorum

Ne söylesek ne kadar haykırsak ,ne kadar lanet okusak neyi değiştirebiliyoruz ki..Çok merak ediyorum bunların katilleri yataklarında gerçektende rahat uyuyabiliyorlar mı? 

13 Mayıs 2014 Salı


Kayseri ziyaretimizden arşivimde kalanları da yayınlayayım çünkü fazlasıyla hak ediyorlar değil mi? 
Sevgiyle kalın..




Bol bol anılardan bahsettiğimiz ayrıca fasıl yaptığımız Akşam yemeği

 Masadakiler:

Izgara Balık
Yoğurtlu semizotu -cacık
Tulum peyniri
 Meyva tabağı
Kuru börülce salatası
Z. barbunya
Köz biber ve patlıcan salatası
Humus
Pastırma
Kuruyemiş





Kahvaltı masası:

İçli pide
Söğüş domates salatalık
Bal- tereyağ- kaymak
Tahin -pekmez-reçel
Pastırma-salam-ceviz
Peynir - zeytin çeşitleri
Tarçınlı kurbiye
Patates kızartması




11 Mayıs 2014 Pazar


Tüm annelerin anneler günü kutlu olsun ben bu gün kutlamak istemedim annemin mezarına gidip elimden geldiğince dua ettim. Size  tanıdığim üç annenin  hayatından kısa kesitlerlerle hikâyesini yazmaya çalıştım..

Ayşe Hanım;
Ayşe hanım, köyde doğup büyümüş.  13 bilemedin 14 yaşında ise  yaşı büyütülüp evlendirilmiş. Çok da iyi bir kocası varmış Osman bey, Osman bey 1960 lı yıllarda  Ankara ya gelip önce A. O. Çiftliğinde sonrada devlet işine girip çalışmaya başlamış.  En kısa zamanda da eşini  getirmiş bu arada 2 kız 1 erkek çocukları olmuş. Ankara nın kenar semtlerinin birinde yokuşun başına bir gecekondu yaptırabilmişler . O zamanlar en az maliyete getirebilmek için kendileri taşımışlar yokuşun tepesine  kerpici çimentoyu suyu . Ayşe hanım köyden alışıkmış sırtında yük taşımaya hiç gocunmamış bile..Derken bir gün büyük kız menenjit hastalığına yakalanmış,  hastalık teşhisi konana kadar Ayşe hanım sırtında banliyö treniyle getirip götürmüş hastaneye.. Kızı ölmeden önce erkek kardeşini çok özlediğini, görmek istediğini söylemiş anneciğine o da hiç kırmamış yeterki kızı istesin.. almış oğlunu sırtına tutmuş yine banliyö trenin yolunu göstermiş hastane bahçesinden kızının oda penceresinden bakan solgun yüzüne. Kız kurtulamamış. 12 yaşında hayatının baharında veda etmiş sevdiklerine.. Baba ve komşuları cenazeyi alıp kendilerince o zamanın parasızlığından mıdır yoksa cahillikten midir bilinmez Asri mezarlıkta gösterilen kimsesizler bölümüne defnetmişler. Yıllarca  Osman bey Ayşe hanımı mezara götürmek istememiş çünkü hep’’ götürsem ne gelir elden artık giden geri gelir mi ‘’der onu avuturmuş kendince..
Ayşe hanım onun acısıyla yanarken diğer kızının çocuk felci olduğunu öğrenmişler. Tedavi edilmiş edilmesine ama kızının bir kolu felçli kalmış anne yine sırtında hastane hastane derman aramış.
 Bir gün Osman Bey, in Genel müdürü eşini  de işe alalım seninle gitsin gelsin diye teklifte bulunmuş Osman bey bunu söylediğinde Ayşe hanım oturup ağlamış çıkışmış kocasına köylü aklıyla ‘’ sen beni besleyemedin mi, eğer  besleyemeyeceksen bindir babamın evine yolla beni ‘’demiş .
Bir kızları daha olmuş, kızlar liseyi, erkek çocuk mühendislik fakültesini bitirmiş. Büyük kızın fırtınalı evliliği yüzünden Ayşe hanım çok sıkıntılar yaşamış.. Köyden gelen erzakın yarısını, kışın ortasında biten odununu hatta kok kömürünü bile  kendi diktiği Pazar çantasıyla sırtında banliyö treniyle  kızının oturduğu semteki evine taşırmış..Yıllarca böyle devam etmiş ..üç çocukla büyük kız 18 yıllık varlıklı bir evliliği beş parasız kalarak bitirmek zorunda kalmış.
    Erkek çocuk evlenipte birlikte oturmaya karar verilince Osman beyin zor gönlünü yapıp bir daireye taşınmışlar.. Böylece gecekonduya da büyük kızı oturtmuşlar. İki sene sonra askerliğini yapan  ve işe giren büyük oğluyla  birlikte büyük kız diğer iki çocuğuyla ani bir kararla başka bir eve taşınmışlar.
    Oğlununun da kooperatif evi bitipte taşınmak istediklerinde  onlarla gitmeyi kabul etmeyip  gecekonduya tekrar gidip oturmak istemiş Osman Bey,  1998 de artık yokuşun tepesindeki gecekonduya  çıkamayan Osman bey oğlunun desteğiyle alınan yeni eve taşınacakları hafta vefat etmiş.  Ayşe hanım ın eşyaları yeni eve konmuş ama oğluyla geliniyle torunlarıyla birlikte tekrar yaşama tutunmaya başlamış. Rahatmış torunları onu, o da torunlarını çok severmiş..Oysa Ayşe hanım, her ikisine de Osman beyden bağlanan az bir maaaşla çok istemiş büyük kızıyla birlikte kendi  aldıkları yeni evde  yaşamayı. Ama artık herkesin hayatı kendine olduğundan iki kere denense de tat dökmemiş..Böylece o günlerden itibaren aralarında bir hoşnutsuzluktur  başlamış. Aslında kayda değer bir sorun da yokmuş sadece biraz empati..
 Şimdilerde  Ayşe hanım emeklerinin hiçe sayıldığını büyük kızının ve torunlarının arayıp sormadıklarını , büyük kız ise annesinin kendisini diğerleri kadar sevmediğini ona destek çıkmadığını düşünüp duruyorlarmış..

-------------------------

ELİF hanım;
    Sivaslı Elif hanım  Uzun boylu atletik yapılı ve pos bıyıklı  Hüseyin beyle evlenmiş çok sevmişler birbirlerini. Elif hanım biraz arsızmış ama sorun olmazmış aralarında. Beş erkek evlat dünyaya getirmişler, onları kıt kanaat maaşlarıyla yetiştirmişler . Büyüyüp gençlik çağına gelen  oğullardan birisi sağ sol davası yüzünden haksız yere hapse atılmış. Yirmi yıla mahkum olmuş.
     Onun küçüğü de abisinin intikamını almak için girmiş işin içine o da işlemediği bir cinayetten tutuklanmış ve karar  müebbet hapis cezası olmuş . Diğerleri evlenip her biri bir yere savrulmuş, Elif hanım üzüntüden şeker ve tansiyon hastası olmuş çok sevdiği karpuza gözü düşermiş de yemezmiş şekeri yüzünden .

    Bir zaman sonra  guatr denen hastalık yüzünden  ameliyatı olmasına karar verilmiş. Yanlış ameliyat yüzünden nefes borusu ve ses telleri zarar görmüş , sonrasında gırtlağını delmişler ve oraya takılan küçücük bir huni gibi alet sayesinde konuşmaya başlamış Elif hanım.. 
     Buna alışmaya çalışırken  banyo da başından aşağıya kaynar su dökülmüş tüm saçları olduğu gibi sıyrılıp inmiş Elif hanımın. Hep bir peruğu olsun istermiş. Çok Zengin ve varlıklı olan ablası da bunlarla ilişkiyi tamamen kesmiş. 

    Hüseyin bey ve diğer oğullar defalarca iki oğul yüzünde sorguya çekilmişler hatta sabah girdiği karakoldan gece yarısı çıkan Hüseyin bey cebinde para olmadığı için karakoldan evine defalarca yayan yürümek zorunda kalmış  yine de Allaha hiç isyan etmemiş. 20 yılı dolan oğul, 20 yaşında girdiği hapisten 40 yaşında bembeyaz saçlarla çıkmış..
    Önce yeni bir hayat başlayacak sanmışlar Elif hanımla Hüseyin bey,  ama sandıkları kadar kolay değilmiş çıkan oğul için dışardaki hayat. Önce evermişler ama iş bulamamış bu seferde..Almış karısını iş bulabileceğine inandığı başka bir uzak memlekete taşınmış.Kalmış Hüseyin beyle Elif hanım yine tek başlarına..Şimdilerde Elif hanım yine çok üzgün çünkü artık Hüseyin beyin kalbi teklemeye başlamış üstelik birde banyo da düşüp kolunu kırmış. Elif hanımın şekeri de tansiyonu da yükselivermiş üzüntüyle.

Şimdilerde 90 küsur yaşındalar, Elif hanımın da Hüseyin beyinde tek isteği içerdeki oğullarının gidebilecekleri kadar yakında  bir yere nakledilmesi, ölmeden dünya gözüyle onu görebilmeleri..  

--------------------

    
İkbal hanım;

İkbal hanım çok güzel bir Boşnak kızıymış eşi Ali bey’de boylu poslu güler yüzlü ve yakışıklı bir delikanlıymış. Ali beyin ablası ve İkbal hanımın ağabey evli olduklarından artık sıkça görüşülüyor ve aralarındaki aşk da güçleniyormuş derken evlenmişler.  Bu evlilikten iki kız iki oğulları olmuş. Büyük kız çok güzelmiş ve bu güzelliği göze gelmiş yüksek ateşle havale geçirip hastalanmış sonrasında beyinde hasar oluşmuş ve güzel kız yaşıtlarından 8-10 yaş geriden gelişmeye başlamış konuşamıyormuş da. Büyük abi ona o da abiye çok düşkünmüş.. Gel zaman git zaman Ali bey  üzüntüyle kendine çıkış yolu arayışlarına başlamış. Yanlış arkadaşlarla tanışıp at yarışlarına merak salmış ve İkbal hanımı evde sorunlarıyla başbaşa bırakır olmuş. Evini çocuklarını ihmal etmeye başlamış.

  İkbal hanım artık aşırı titiz ve oldukça asabi bir kadın olmaya başlamış. Bununla birlikte zaman zaman yüksek  tansiyon da kendini gösterir olmuş. Titizlik hastalık boyutlarındaymış . Evinin  içini dışını günde üç öğün temizler yıkar herşeyleri  kırklar yeniden serer, akşama tekrar aynı şeyleri yaparmış Liseyi bitiren büyük oğul evin geçimin neredeyse tamamen üstlenmiş. Annenin derdi oğlunu iyi bir kızla başgöz etmekmiş ve Allah gönlüne göre de gelin vermiş ..Güzel kız,  annenin dizinin dibinden ayrılmayan tır şoförlüğü yapan abinin y de yolunu gözleyen genç bir kızmış artık Annenin tek kaygısı kendisine bir şey olursa kızının ortada kalmasıymış oysa abi kendine ve annesine bu konuda büyük söz vermiş. 




 Bir gün korkulan olmuş İkbal hanım yüksek tansiyondan beyin kanaması geçirmiş. Birkaç gün sonrada gözü açık olarak hayata veda etmiş . Ali bey de bundan sonra iflah olmamış bir süre sonra o da bu dünyadan göçüp gitmiş Abi ve karısı kız kardeşi yanlarına almışlar hem maaşı da varmış güzel yüzlü kızın.. diğer kardeşler bakmak isteselerde abi vermemiş güzel kızı .

Teyzeme allahtan rahmet diliyorum elif teyzeye en kısa zamanda kırmızi bır hırka alıp ziyaretine gideceğim,  Ayşe
Hanım kayinvalidem onunda ellerinden öpüyorum..










   

CAFEDERYA

CAFEDERYA
Tasarım pastalar,kurabiyeler, cupcakeler. Ayrıca Ev yapımı hamur işleri, tatlılar, mezeler, yöresel lezzetler...

Atam İzindeyiz

Atam İzindeyiz

Blogroll

free counters

Popüper Yazılar

Blog Arşivi

Yukarı