Yeni Yıl

26 Eylül 2012 Çarşamba

  • 26 Eylül 2012 Çarşamba
  • 1 yorum
Bu yaşıma kadar gönlümde taht kurmuş sayılı sanatçı vardır, Onlar, hasreti, aşkı, sevgiyi, yokluğu, vatan sevgisini türkülerine şarkılarına bir başka yansıtırlar..Neşet Ertaş da bunlardan biriydi. Türkülerini okurken taa yürekten okurdu.. Defalarca dinlesem yeniden dinlemekten usanmazdım..Toprağı bol, mekanı cennet olsun..

















TÜRKÜ BABANIN HAYAT DESTANI ŞİİRİ

Bin dokuzyüz otuzsekiz cihana
Kırtıllar köyünde geldin dediler
Babama Muharrem, anama Döne
Dediysen Ata’yı bildin dediler
Dizinde sızıydı anamın derdi
Tokacı saz yaptı elime verdi
Yeni bitirmiştim üç ile dördü
Baban gibi sazcı oldun dediler
O zaman babamdan öğrendim sazı
Engin gönül ile Hakk’a niyazı
O yaşımda yaktı bir ahu gözü
Mecnun gibi çölde kaldın dediler
Zalım kader devranını dönderdi
Tuttu bizi İbikli’ye gönderdi
Babam saz çalarken bana zil verdi
Oynadım meydanda köçek dediler
Anam Döne İbikli’de ölünce
Tam beş tane öksüz yetim kalınca
Beşimiz de Perişan olunca
Babamgile burdan göçek dediler
Yürüdü göçümüz Tefleğe doğru
Bu hali görenin yanıyor bağrı
Üç aylık çoçuğun çekilmez kahrı
Bunlara bir ana bulun dediler
Yozgat’ın Kırıksoku Köyü’ne vardık
Bize ana yok mu diyerek sorduk
Adı Arzu dediler bir ana bulduk
İşte bu anadır buldun dediler
En küçük kardaşı kayıp eyledik
Onun için gizli gizli ağladık
Üstelik babamı asker eyledik
Yine öksüz yetim kaldın dediler
Zalım kader tebdilimi şaşırttı
Heybe verdi dalımıza devşirtti
Yardım etti Yerköy’üne göçürttü
Biraz da burada kalın dediler
Yerköy’den Kırıkkale’ye geldik
Babam saz çalarken biz çümbüş aldık
Kırşehir’e varınca kemanı çaldık
Aferin arkadaş çaldın dediler
Yarin aşkı ile arttı hep derdim
Babamı bir yere dünür gönderdim
Başlık çok istemişler haberin aldım
İstemiyor yarin seni dediler
Kırşehir’de yedi sene kalınca
Düğün düzgün hepsi bize gelince
Burada herkese yer daralınca
Ankara’ya gider yolun dediler
Ankara’da (sünnetçi) Veysel Usta’yı buldum
Epeyce eğleştim, evinde kaldım
Yüz lirayı verip bir yatak aldım
Etti isen böyle buldun dediler
Bir ev kiraladım münasip yerde
Kaldı kavim kardaş hep Kırşehir’de
Bu aşk hançerini vurdu derinde
Çaresini bulamazsan ölün dediler
Yarin aşkı ile döndüm şaşkına
Arada içerdim yarin aşkına
Canan acımaz mı garip dostuna
Bunu da içeriye alın dediler.

Bu hasretlik duygusu Türkü babanın sanatına olumlu etki yaparak, memleketin taşına,toprağına, insanına hasret ve özlemle dolu pek çok türkünün doğmasına sebep oldu.
Ana vatanımsın, baba yurdumsun
Ozanlar diyarı şirin Kırşehir
Uzak kaldım gurbet elde derdimsin
Hasretin bağrımda derin Kırşehir.
Feleğin yazdığı kara yazıynan
Çok yürüdüm bağrımdaki sızıynan
Kara kaşlarıynan, kara gözüynen
Aşık etti beni birin Kırşehir

Gerçekten de “gönül” kelimesinin Ertaş’ın şahsi lügatinde çok özel bir yeri var. O adeta, tıpkı Yunus gibi, Hacı Bektaş-i veli gibi kendisini”gönüller yapmaya” adamış biri... “gönül”ün geçmediği türküsü yok dense yeri...
Şu garip halimden bilen işveli nazlım
Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen
Tatlı dillim, güler yüzlüm, ey ceylan gözlüm
Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen
Bir başka türküsünde:
Küstürdüm gönlümü güldüremedim
Baharım güz oldu yazım kış oldu
Gönüle yarini bulduramadım
Baharım güz oldu, yazım kış oldu
Diye dert yanar.
Bir türküsünde babası Muharrem Ertaş’ı “gönül delisi” olarak niteler:
Sazını çalarken kendinden geçen
Gönülden gönüle kapılar açan
Aşkın dolusunu nefessiz içen
Gönül delisini neyledin dünya
Muharrem Babaya ağıt
Uzak yoldan geldim hasretim için
Hani nerde babam Muharrem nerde
Yaralı bülbülüm ses vermez niçin
Yüreği yanığım o kerem nerde
O garip gönüllüm, dertli bakışlım
Feleğin elinde sinesi taşlım
Yüreği yaralım, gözleri yaşlım
Gönül evi yıkık, viranım nerde
Fetholurdu feryadını dinleyen
Feryadı içinde derdin anlayan
Kuşlar gibi viranede ünleyen
Ecinnice deli boranım nerde
Okula gidemedim bu dert benimdi
Hemi benim derdim, hem babamındı
Hemi babam, hemi öğretmenimdi
Garibim dersimi verenim nerde
NEŞET ERTAŞ
NEYLEDİN DÜNYA
Ay dost deyince yeri göğü inleten
Muharrem ustaydı bunu dinleten
Gönül kırmazıdı bilerekten, bilmeden
İnsan velisini neyledin dünya
Sazını çalarken kendinden geçen
Gönülden gönüle kapılar açan
Aşkın dolusunu nefessiz içen
Gönül delisini neyledin dünya
Garibim babamdı Muharrem Usta
Bilirim aşıktı sevdiği dosta
“sazımın emaneti...” diyen en son nefeste
Sazın ulusunu neyledin dünya,
NEŞET ERTAŞ










24 Eylül 2012 Pazartesi

       Nihayet tatilden döndük demiştim. Nasılsınız bakalım? Hepiniz iyisinizdir umarım...Tatil güzeldi, bu tatil daha çok gezme yeme içme tatili oldu.. Giderken yol uzun diye Bursa da bir gece konakladık. Konaklamaktaki esas amacımız Ömür AKKOR'un yakın zamanda faaliyete geçirdiği restorantı Bademiçi nde, güzel lezzetlerinden tatmaktı. Bursa'ya gitmeden günler öncesinden kızlar Twitter'dan Ömür Bey ile irtibat kurdular, herşey planladığımız gibi oldu ve gerçekten de muhteşem lezzetleri tattık. Sağolsun kendisi de orada olacağını söylemişti.  Akşam saatlerinde gözümüz dönmüş tıkınırken cep telefonu ve fotoğraf makinası ile çekilen resimleri ayırt etmeden burada paylaşalım istedik.










Çini tabaklar, restorandaki duvarlara dekorasyon olarak çok hoş bir hava katmış.  







Not:. Kendi sitesindeki bazı fotoları da burada paylaştık.
                                                      




                                                      


                           Humus, Muhammara, Altı cacıklı arap köftesi, Kuru dolma, Zahter salatası, 


                                       

                                                    Ezmeli kebap





              
                                                             Cennet çamuru


                                               
                                                           Elmalı baklava                                                 




                                                               
                                                                   Humus-u ala


                                   
                                                            Firik pilavlı kaburga








Humus üzerinde pancar ve salatalık turşusu, domates, roka, dereotu vardı nefis bir lezzete sahipti  Vallahi ne yalan söyleyim midemiz doydu gözümüz doymadı desem yeridir.




                                              Patlıcan salatası tam kıvamındaydı.






                                                          Cacıklı arap köfteyi ilk defa tattım, yoğurtla köfte ne de çok yakışmış.

                                        


                                                  Semsek oldukça lezzetliydi.  





                                               Yine bunları takiben muhteşem lezzette kuru biber patlıcan dolması ve minik  lahmacunlar geldi.






İçecek olarak,  içinde elma, portakal taze nane yanılmıyorsam soda ve şu an hatırlayamadığım birkaç meyveden oluşan çok hoş bir aromaya sahip içecekti. İçtikçe daha da hoşumuza gitti. Bu lezzetli yemeklerin arasında hazım için bence çok yerinde bir içecek olmuş.












                                                            
                                                                          Ali nazik





 
                                                           Ezmeli Kebap 







                                                                         Elmalı baklava






                                                                    Pannacotta




                              
                                                                 



                                                                      Limonlu Sufle






                                                 

                                                        Cennet çamuru




 GURME Şarküteri:

Giriş kattaki şarküteri titiz bir şekilde çok güzel düzenlenmiş, farklı marka ve çeşitte yüzlerce ürünlerle göz dolduruyordu. Birkaç çeşit peynir ve özellikle tavuk, et ve yemeklere kullanılan toz çeşnilerden ve minik hediyelik zeytinyağlardan aldık.













                       





Sağolsun Ömür Şef, bizim için o akşam orada olmaya çalışacağını söylemişti. Birlikte bir hatıra fotoğrafımız olsun istedik.































M. Ömür Akkor, Bursa mutfağının unutulmuş yemeklerinin yer aldığı bir de kitap çıkarmış. Bursa mutfağı isimli kitabı tabiki aldım. İçinde Bursa mutfağının unutulmaya yüz tutmuş bir çok tarif var. Hamur işlerinden  sebzelerden, yabani otlardan etlilerden, tatlılardan oluşan  yöresel tariflerle dolu dolu bir kitap. bizzat denenmiş ve fotoğraflanmış.   


İşte böyle enfes bir Bursa hatırası oldu bizim için Bademiçi. Bursa'ya yolunuz düşerse Bademiçi'ne uğramadan ayrılmayın.

19 Eylül 2012 Çarşamba




-->

     Bu tarifi raporlu olduğum günlerde  ''Soframız'' pragramından not almıştım.Yanılmıyorsam Malatya yöresine aitmiş.  İnternette araştırmalarımda  genelde hep malhıta çorbasına rastladım. Biraz sulu pilav tarzında pişirilen bu haliyle bizim çok hoşumuza gitti. Kişnişin kızdırılmış tereyağla yemek üzerinde bıraktığı lezzete şahit olduk denemenizi israrla öneririm. Bence tereddüsüz yaplabilecek bir davet yemeği..



MALHITA

Malzemeler:
1 su bard. yeşil mercimek
1 su bard. kırık buğday
500 gr. Kuzu/dana eti
1 kuru soğan
2 yemek kaşığı tereyağ

Üzeri için:
3 yemek kaşığı tereyağ
1 çay kaşığı kişniş

Hazırlanışı:

Bir gece öncesinden mercimek suğuk suyla, buğday ise bir taşım kaynatılarak  bekletilir.
Etler bir tencerede 2 yemek kaşığı tereyağda kavrulur.
Yemeklik doğranan soğan ilave edilerek biraz daha kavrulur, tuz taze çekilmiş karabiber ve birkaç kez suyu değiştirilen mercimek eklenir.
Üzerini geçecek kadar sıcak su ilave edilerek pişirilir.
Daha önceden ıslatılan buğdaylar muhtemelen biraz  şişmiş olacaklardır, etli mercimeğin üzerine ilave edilir yumuşayana kadar pişirilir gerekirse sıcak su eklenir.
Hafif sulu kalacak şekilde geniş bir servis tabağına alınan malhıtanın üzerine kızdırılmış tereyağlı kişniş gezdirilir sıcak servis yapılır.

13 Eylül 2012 Perşembe


Tatilden döndük sevgili okuyucular, nasılsınız bakalım? ben bloğa yazamadım ama bloglarınızı takip ettim bilesiniz. bloğu olmadığı halde beni takip eden değerli okuyucularımı da zaten yakından biliyorum görüyorum veya haberlerini alıyorum..sessiz okuyucularıma da hiç unutmadan çok teşekkür ediyorum.  Tatil fotolarının bir kısmı hatta büyük bir kısmı henüz düzenlenemedi.. hazır olur olmaz onlara sıra gelecek. Bu arada tatil öncesi çok sevdiğimiz dostlarla bir çay sofrasını paylaşmıştık hadi gelin birlikte baklalım .. 

    Sevgili İzgün, Ankara' dayken çocukları ve annesiyle bize geldiler. Şirin mi şirin oğlu Denizle, artık genç bir kız edasına yavaş yavaş girmeye başlayan Nehir, bizim bızdık oğlan Can' la bahçede çok güzel vakit geçirdiler. Bu sefer annesiyle de tanışmak kısmet oldu, her ikisi de çok tatlı insanlar. Aslında görüşmediğimiz zamandakileri çok fazla paylaşamasak da güzel bir gün geçirdik. Umarım onlarda bizim kadar keyif almışlardır. Ziyaretleri çok sıcak günlere denk geldiği için onlara çok ağır olmayan bir mönü hazırladık.  









Masamızdakiler:
Çin böreği
Peynirli poğaçalar                   
Köz Patlıcan salatası                
Yaprak sarması  (Beypazarı usulü )             
Maş fasulyesi salatası       
Vişne suyu + limonata +çay ( ev yapımı)     
Frambuazlı pasta 




Frambuazlı pastamızın orijinal tarifi Cafe Fernandonun ahududulu  fıstıklı tart tarifiydi . Tartı aynen uygulayacak gerekli zamanı bulamayınca yerine evde hazırda bulunan pasta tabanı kullanıverdik...Kekin kenarlarına kremayı bile ağır olur düşüncesiyle kullanmadık keşke kullansaymışız, gördüğünüz gibi öylece bıraktık. File fıstık yerine de evde yeni aldığım toz fıstıkları kullandık. (bilmeyenler de çok tutumluyum zannedecek) Sonuçta ortaya karışık bir tarif çıkıverdi. iç kreması ve frambuazla çok hafif ve lezzetli bir pastamız oldu..

Not: Üzerine parklılık vermesi için bir paket tart jöle kullanıldı. Allah için görüntü daha da hoş  oldu..


Çin Böreği:





       Böreği, İclal arkadaşımız bloğu Evcilik' te çok methetmişti denemek istedim, iyiki de denemişim. Hazırlarken  tahinin nasıl bir tat vereceği tereddütünü de yaşamadım değil ama sonuçta harika bir lezzet oldu inanın. İclal'in  bloğunda övdüğü kadar varmış yedik gördük. Kendisine çok teşekkür ederim. Bu böreği denemenizi öneririm.

Not: 
Bazı bloglarda, başka bir arkadaşın tarifini alarak ufak tefek değişiklikler yaparak aynen yazdıklarını görüyorum. Bu benim kişilik yapıma çok aykırı bir durum. Böyle tarifleri denediğimde alıntı yaptığım arkadaşın linkini vererek yayınlamaktanda hiç mi hiç gocunmuyorum, aksine çok hoşuma gidiyor. Böyle bir şey yaparsam önce kendime saygım olmaz. Bunu belirtmek istememin nedeni yine bir tarif için araştırma yaparken böyle bir olaya tanık olmamdı. yazmak istedim..



Malzemeler:
 6 adet taze yufka

Harcı için:

1 çay bardağı tahin
1 çay bardağı sıvıyağ
1 şişe soda

Ara harcı:

300 gr.kıyma 2 baş kurusoğan
1 büyük patates
birer çay kaşığı tuz +karabiber+pulbiber+kimyon


Hazırlanışı:

Sıvıyağ+tahin+soda karıştırılır..
Kıyma soğanla beraber kavrulur.Baharatlar da karıştırıldıktan sonra ocaktan alınır ve içerisine çiğ patates rendelenir..
Bir yufka serilir üzerine tahinli harçtan yayılır ve 2.yufka üzerine sürülür..Tekrar tahin sürülüp 3.yufka da serilir ve 16'ya bölünüp arasına kıymalı harçtan konularak sigara böreği gibi sarılır..


Not: Ben yufkaları ikişer ikişer grupladım, görüldüğü gibi gayet iyi oldular.

CAFEDERYA

CAFEDERYA
Tasarım pastalar,kurabiyeler, cupcakeler. Ayrıca Ev yapımı hamur işleri, tatlılar, mezeler, yöresel lezzetler...

Atam İzindeyiz

Atam İzindeyiz

Blogroll

free counters

Popüper Yazılar

Blog Arşivi

Google+ Followers

Yukarı