Yeni Yıl

27 Mayıs 2011 Cuma

      Havaların ısınmasıyla artık bahçelerde otururken demlenen güzel bir çayın yanında veya  açık havada yapılan yürüyüşlerin sonunda atıştırmalık hazırlanabilecek bir çörek. İnanın o kadar çabuk ve lezzetli oluyor ki sizde denediğinizde şaşıracaksınız.

İşte tarifi:

Malzemeler:
2 yemek kaşığı tepeleme tereyağ
1 çay bard. sıvıyağ (büyük boy)
1/2 limon suyu
1 çay bard. yoğurt
1 çay kaşığı karbonat
2 iri yumurta ( birinin  sarısı üzerine ayrılacak)
1 tatlı kaşığı toz şeker, bir tutam tuz. 
Aldığı kadar un( biliyorum çoğu arkadaş bu un ölçüsünde takılıyor ama elim alışmış hep unutuyorum ne kadar un ilave ettiğimi. siz yumuşacık bir hamur kıvamına kadar azar azar ekleyin bence)

İç malzemesi:
beyaz peynir, haşlanmış rendelenmiş patates ve kıyılmış maydonoz , karabiber.

Hazırlanışı:
-Yumurta sarısının birini üzeri için ayırın .Fırını ısıtın.
- Cam kasede yoğurt, oda sıcaklığında yumuşamış ama tam eritilmemiş olan tereyağ sıvıyağ, tuz ve  şekeri   birbirine iyice karıştırın.
-Limon suyunu bir kaseye koyun, üzerine karbonatı ekleyin ve köpürüp kabarınca diğer malzemelerin üzerine ilave edin.
-Azar azar un ekleyerek yumuşacık bir hamur yoğurun, üzerini streçleyip buzdolabında yarım saat mutlaka dinlendirin.
- İç malzemesini hazırlayın . Hamurdan mandalina kadar lokmalar alıp ya çay tabağı büyüklüğünde açarak veya komple hamuru 1/2 cm kalınlıkta açıp  yine o büyüklükte olan bir kavanoz kapağıyla daireler kesin.
- İç malzemesini koyup yuvarlayın iki ucunu hafifçe içe bükerek ay şekli verin yumurta sarısı sürüp fırında pişirin. Afiyet olsun.

Not.
Hamurunuz oldukça yumuşak olsun ki çörekleriniz daha iyi kabarabilsin.
Karbonatla limon suyunun karışıp köpürmesi, çöreklerinizin daha gevrek olmasını sağlar.



Tuzlunun yanına  birde tatlı lazım değil mi?




Çikolatalı milföy bohçaları:

Malzemeler:
Dilediğiniz kadar milföy ve çikolata dilimleri

Oda sıcaklığında yumuşattığınız milföy karelerini köşegen olarak L şeklinde kesikler atın. içine bir dilim çikolata koyun uçların birbirine yapışması için birazcık yumurta sarısı sürün ve her bir ucu karşılıklı olarak tepede birbirine yapıştırın sıcak fırında nar gibi kızarana kadar pişirin sıcakken bol pudra şekeri serpin. Bu kadar... Dilerseniz içine  bir çok farklı malzeme koyabilirsiniz.Örn. elmalı iç, fındıklı sarelle..vs. 


Yedik içtik, hadi şimdi biraz da kalkıp bahçemde gezinelim mi?


İnci çiçeği


Fare kulağı

Güller yavaş yavaş açmaya başladılar


Cezayir Menekşesi



Şakayık

hepinize bol güneşli güzel bir hafta sonu diliyorum, sevgiyle kalın.
,










24 Mayıs 2011 Salı

Sağlıklı neşeli ve huzur dolu bir hafta daha diliyorum sevgili dostlar, anneler gününden bir gün önce kızlar  benim her zamanki gibi değilde rahatça yatmamı ve kalkınca da işe gidecekmişim gibi hazırlanmamı hiç bir şey yapmamamı tembihlediler belli ki bir şeyler döndürüyorlardı da bana çaktırmıyorlardı. sabah saat 9_oo oldu ben hala yatıyorum ( ama bir taraftanda erken kalkmaya alışkın olduğumdan zoraki yatıyorum)  Eşim hadi hayatım kalk artık deyince bende ''banane kızlar bana, hiç bir şey yapma  yat dediler'' diyerek onu kızdırıyorum. eşim yine ''hayatım yat dediysek bu kadar da değil artık kalk ta programımızı aksatmayalım'' deyince yataktan fırladım.. Anneler günü dolayısıyla Ankara üniversitesi kampüsünde bulunan açık- kapalı çok şirin ve bir o kadar da nezih olan restoranında kahvaltıya gittik biraz serin gibi olsada güneşin güzel yüzü bizi ısıttı daha sonra Can üşür korkusuyla kahvelerimizi yudumlamak üzere  camekanlı bölmeye geçtik. uzun saatler orada keyif yaptık. Daha önce annelerin kutlama işini hallettiğimizden o günü kendime ve aileme ayırmaya söz vermiştim, çok ta iyi oldu onlarla geçirdiğim her saat bana huzur ve mutluluk veriyor. hele bir de Can aramıza katıldı ki sormayın gitsin.. O günden birkaç kareyi sizinle paylaşmak istedim.

Not: Kahvaltıo masasını fotoğraflamak nedense herşey bitince aklımıza geldi çok acıkmışız meğer.

aşkım ve ben

prenseslerim


çekirdek aile



Lalelerim (Ayrıca Canan' ın işyerime yolladığı çok güzel kırmızı güllerimde vardı ama onun resmi maalesef yok)


vanilya soslu bademli kek (bunu Derya bizim için yapmıştı)














18 Mayıs 2011 Çarşamba

  • 18 Mayıs 2011 Çarşamba
  • 5 yorum





















19 Mayıs 1919 Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başladığı gündür. I. Dünya Savaşı sonunda ülkemizin birçok yeri savaşı kazanan devletler tarafından işgal edilmişti. Yurdumuzu bu durumdan kurtarmak için Atatürk, 16 Mayıs 1919′da “Bandırma Vapuru” ile İstanbul’dan Samsun’a hareket etti. 19 Mayıs 1919′da Samsun’a vardı ve burada Kurtuluş Savaşını başlattı. Üç yıl süren savaşlar sonunda ülkemiz yabancı güçlerden kurtarıldı. 29 Ekim 1923′te Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi. Atatürk’ün, Samsun’a varış tarihi olan 19 Mayıs günü Ata’nın isteği üzerine “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanmaktadır.


Atatürk bu bayramı Türk gençliğine armağan etmiştir. bu nedenle 20 haziran 1938 tarihli kanunla “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanan bu ulusal bayramın adı 12 Eylül Darbesin den sonra “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” olarak değiştirilmiştir.

Atatürk Türk gençliğini seviyor, onlara güveniyor ve Türkiye’nin geleceğini onların ellerine bırakmaya çekinmiyordu. Gençliğe bıraktığı bu önemli görevi söylevinde şöyle dile getiriyordu Atatürk: “Ey Türk Gençliği! Birinci ödevin; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini sonsuzluğa değin korumak ve savunmaktır. Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel senin en değerli güven kaynağındır.”

Atatürk, “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur!” sözü ile başarılı olabilmenin bir koşulunun da sağlıklı olmak olduğunu, sağlıklı olmak için de spor yapmak gerektiğini vurgulamıştır.

Her yıl 19 Mayıs günü Gençlik ve Spor Bayramımız yurdun her yanında spor gösterileri ve törenlerle kutlanır.

19 Mayıs; 1981 yılından bu yana “Atatürk’ü Anma Günü” olarak da kutlanmaktadır. Bunun nedeni Atatürk’ün bir söyleşi sırasında: “Ben 19 Mayıs’ta doğdum” demiş olmasıdır.

16 Mayıs 2011 Pazartesi







Lezzet Tabağı bloglarda yaşanan olumsuzluklara rağmen paylaşımlarına devam edecektir. Tüm blog yazarları ve okurları ile yaşamın renklerini farklı pencerelerden görüp değerlendirmek dileği ile.

Not: Bu da bir tür mim. Sevgili Öykü, blogger dostluğunu pekiştirmek ve bloglarla ilgili sorunları birlikte aşabilmek amacı ile başlatmış. Yukarıdaki resmi ve bloğunuzla ilgili bir kaç cümleyi ekleyip blog sayfanızda paylaşmanız yeterli. Tüm arkadaşları davet ediyorum..

11 Mayıs 2011 Çarşamba


 Güzellikler içinde  bir hafta diliyorum hepinize. Birikmiş bir kaç tarifimi vakit geçirmeden yazmak istiyorum . Hafta sonları kahvaltı sofraları ailemizde çok önemlidir çocuklarımızla birlikte olmaya özen gösteririz. Kahvaltı için mutlaka akşamdan ev halkının şiparişleri alınır, sabah erkenden kalkıp onları büyük bir zevkle hazırlanır ,sonra da  mis kokular burunlarına gitsin diye odaların kapısı kibarca açılır. Bu sıralar hafta sonu başka bir keyfimden daha bahsedeceğim, Minik Can'ımız ..O artık sofralarımızın küçük prensi olarak henüz  masada yerini alamasa da oturması pek yakındır . Çünkü ana kucağına yatırdığımızda artık durmak istemiyor illaki kucağımıza gelip herkesin yediklerini ağzını dilini şapırdatarak eşlik etmek istiyor. Geçen hafta sonu,  Sütüme sarelleme karışma blogundan  sevgili Özge'nin mısır ekmeğini ve Cafe Fernando'nun bloğunda görüp ne zamandır yapmayı istediğim pastırmalı yumurtasını  denemiştim. Cafe Fernando Sevgili Cenk bu konuda süper fotolar koymuş benimki o kadar olmasada yine de çok güzel di. Pişirme aşamaları biraz teferruat istese de benim gibi pastırma severler  için sonuç denemeye değer.




Mısır ekmeği o kadar lezzetli oldu ki anında 12 adet ekmekçiğin yerinde yeller esti. En sevdiğim tarafı ise hazır mısır ekmeklerinin yediğinizde boğazınıza sert sert takılması gibi bir durum olmamasıydı buna bayıldım .

Tarifi aynen veriyorum ben de Özge gibi 12'li muffin kalıplı tepsimde pişirmeyi tercih ettim ve malzeme tam ona göreydi. Sevgili Özge tarif için  çok teşekkür ederim ,tarifine yorum yazdığımda denersem yayınlayacağımı söylemiştim .

Mayasız, pratik mısır ekmeği için
Malzemeler:


• 1 ½ su bardağı beyaz un

• 1 ½ su bardağı mısır unu

• 1 paket kabartma tozu

• 1 su bardağı süt

• 1 yemek kaşığı tereyağ

• 2 yemek kaşığı zeytinyağı

• 1 çay kaşığı şeker

• 2 yumurta





Karıştırma kabına kuru malzemeyi eleyin.

Ardında süt, yumurta ve yağı ekleyin. Önce yavaş devirde ardından hızlı devirde mikserinizin hamur karıştırma uçları ile 2 dakika süre ile karıştırın.

Önceden ısınması için fırınınızı 170°C’ ye ayarlayın.Kek hamurundan biraz daha yoğun kıvamdaki ekmek hamurunuzu dilerseniz yağlı kağıt serdiğiniz, ısıya dayanıklı bir cam kaba veya kek kalıbına dökebilirsiniz, dilerseniz de benim tercih ettiğim gibi mini kek (muffin) kalıbında yaparak porsiyonlara bölebilirsiniz.

Önceden ısınan fırınınızın orta rafında 10-15 dakika süre ile kontrollü olarak pişirebilirsiniz.

7 Mayıs 2011 Cumartesi























Dünyadaki bütün annelerin anneler gününü yürekten kutluyorum .


Anne var, yavrusunu kaybetmiş,
Anne var, annesini kaybetmiş,
Anne var, hiç anneliği tatmamış,
Anne var,  yavrusunu bir cami avlusuna bırakmış,
Anne var, itilip kakılmış,
Anne var, çocukları uğruna nelere katlanmış.
Anne var, olmaz olsun bu evlat diyen,
Anne var, başka evlatları bağrına basmış..

5 Mayıs 2011 Perşembe



















Arkadaşlar bu gün hıdrellez dileklerimizi hazırlayıp gül ağacının dalına bağlamayı unutmayalım. Herkesin dileğinin gerçeşleşmesini umut ediyorum. eminim hepimizin hayalleri umutları vardır ve bunun gerçekleşmesi içinde dilekler tutarız. Benim dileklerimin büyük bir kısmı gerçekleşti biliyor musunuz. Yüreğinizi temiz tutun ve canı gönülden dileyin ne dileyecekseniz .

Hıdrellezle ilgili bulduğum bilgiler şunlar..

HIDRELLEZ


Anadolu halk folklorunda Hızır veya Hızır-İlyas kültürü çok iyi bir şekilde yansıtılmaktadır. Hıdrellez ve Nebî (Hızır-Nebî) bayramıdır. Hıdrellez büyük bir çoğunlukla Anadolu ve Balkan'larda yaşamakta olan Aleviler arasında biliniyor. Eskiden Roze Xızır (Hızır günü) de denilen Hıdrellez, halk arasındaki yaygın inanca göre, Hızır ile İlyas'ın bir araya ya da buluştukları gündür. Hızır ile İlyas'ın buluştukları günün anısına iki ismin birleşmesinden doğan Hıdrellez kavramıda böylece ortaya çıkmıştır.

Hıdrellez 6 Mayıs günü kutlanmaktadır. Bu tarihin bir başka özelliği ise, Anadolu'da 6 Mayıs'ta yaz mevsiminin başlaması olarak kabul edilmesidir. Buna göre halk arasındaki inanca göre, 6 Mayıs'tan 8 Kasım'a kadar süren 186 gün Hızır günleri 8 Kasım'dan 6 Mayıs'a kadarı ise Kasım günleri yani kış günleri olarak kabul görmektedir. Yine 6 Mayıs'ta bülbülün güle kavuştuğuna inanılır.


Hıdrellez'le ilgili inançlara göre:

1. Hıdrellez günü ve gecesi havada hiç bulut bulunmaz.

2. Hıdrellez günü güneş doğmadan yataktan kalkmayanın işleri ters gider, veya hastalanır.

3. Hıdrellez günü işe gidilmez, uğursuzluk olur.

4. Hıdrellez günü salıncakta sallanmayanın beli ağrır.

5. Hıdrellez günü demir tutmak uğursuzluk getirir.

6. Hıdrellez'de meyve vermeyen ağaçlar balta ile korkutulursa meyve verir.

7. Hıdrellez'de ev işi gören hamile kadınların çocukları sakat doğar.


Yukarıda belittiğimiz konular Anadolu'da geniş halk kitleleri tarafından kabul görmüştür.

Bir çok araştırmacı ve etnograf Hızır ve Hıdrellez'in kökenlerini eski Mezopotamya ile Anadolu kültür ve inançlarına bağlarlar. Bugün bile Orta Asya, Suriye, Balkanlar, Irak, Mısır ve İran gibi geniş bir coğrafyada Hızır veya Hıdrellez etkinlikleri bölgenin gelenek ve görenek zenginliği olarak düzenlenen etkinliklerde kutlanmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Hızır veya Hıdrellez etkinlikleri yaygın bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Kırım Türkleri 6 Mayıs'ı dini bayram olarak kutlarlar. Makedonya'da ki Alevi- Bektaşi Ederlez olarak, Kosova'da yaşayan Aleviler ise, Hedirles adı altında 6 Mayıs'ı kutlarlar. Aynı gün tekke ve dergâhlarda kurbanlar kesilir. Burada ilginç olan noktalardan bir tanesi de, örneğin Hıdrellez etkinliklerinin süreç içerisinde Balkanlar'da ki Hırıstiyanların da katılımıyla ortak bir şenliğe, etkinliğe dönüştüğüdür.

Hızır ile ilgili olarak İran'da da çeşitli gelenekler vardır. Hızır'ın eve uğraması ve uğur getirmesi için İran'daki Aleviler, Kırk gün önceden sabah gün ağarmadan kalkarak evin önünü süpürürler. (Bu gelenek Doğu Anadolu'da ki Alevi köylerinde de Hâlâ devam etmektedir.) Yirmi gün boyunca yine erken saatlarda ibadet ederler. Kırk gün sonra evin yakınlarında, yolda, çeşme başında, tarlada veya işte derviş kılığında yaşlı, ak sakallı herhangi birini gördüklerinde Hızır'ı gördüklerine ve dileklirinin yerine geleceğine inanırlar.

Ünlü Fransız araştırmacısı, L. Massignon bu geleneğin Irak'ta ki Şiiler arasında da uygulandığına dikkati çeker. Irak'ta da Türkiye ve İran'da olduğu gibi Hızır'a adaklar adandığını, evin baştan başta süpürülüp temizlendikten sonra zerde ve sütle pişirilen yemekler dağıtılmaktadır. Hâttâ Irak'taki halk inançlarına göre Hızır'ın konuk geldiği evde hazır bulundurulan kınayı ak sakalına sürdüğüne inanılır.

Türkiye'de geleneksel hale gelen Hıdrellez ateşi, bugün ülkemizin bir çok bölgesinde yakılmaktadır. Uğur getirdiğine inanılarak ateşin üzerinden atlayanlar vardır.

Batı Anodolu'da yaşamakta olan Tahtacılar, Çebniler, Orta ve Doğu Anadolu'da Kızılbaşlar, Hıdrellez'i kutladıkları gibi, Hızır orucu tutar ve Hızır kurbanı keserler.


http://www.kizildelisultan.com/index...496&Itemid=264
 
Bu kadar bilgi yeterli sanımrım..

3 Mayıs 2011 Salı


Ben bahara enginar tarifleriyle başladım ama bu galiba sonuncu olabilir . Eğer yaparsamda resmini koymam artık.. Bizim işyerinde böyle sıkça kabak tatlısı çıktığında ki enfes yapılır  ''galiba kurum kabak tarlası satın aldı'' diye espiriler yapılır benim enginar da ona benzedi ama maalesef Ankara' da bahçemde denememe rağmen yetiştirmeyi başaramadım.. Bu tarifim de malzemeler aslında aynı anda pişiriliyordu fakat ben çok harmanlamayı sevmediğim için ayrı pişirip birleştirmeyi uygun buldum . Bir de pilav içine yoğun şekilde kıyılmış dereotu eklemek çok yakışıyor ama sevmeyen bir aile ferdini düşünerek sadece süslemede ve enginar içinde kullandım.. Mevsimi geçmeden bu yararlı sebzeyi mutlaka pişirip sevdiklerinize yedirin. Şimdiden afiyet olsun.    







Levrek tarifim sevgili  evcini ne ait. Onun tariflerini çok beğenerek uygularım.
Biz aromasını çok beğendik, levrek şu sıralar çok lezzetli döneminde sizinde pişirip bu lezzeti tatmanızı öneririm. Tarifi orijinal haliyle verdim.


Otlu, Fıstıklı Levrek


Malzemeler: 2 kişilik

2 adet levrek balığı  (ben tüm  balık kullandım, arasına da sos koydum))

2 yemek kaşığı (tbs) taze ekmek içi, küçücük ufalanmış

1 yemek kaşığı (tbs) maydanoz yaprağı, minicik doğranmış

1 yemek kaşığı (tbs) dereotu, minicik doğranmış

2 yemek kaşığı (tbs) fıstık içi (hafif kavurdum)

1 limonun kabuğu, rendelenmiş (çok yakışıyor)

2 yemek kaşığı (tbs) zeytinyağı

Deniz tuzu ve taze öğütülmüş karabiber

Tarif:

Levrek balığını balıkçınıza temizletin, filetosunu çıkartıp, dörder parçaya kestirin. Eve gelince balıkları tekrar kontrol edin. Geride kalmış kılçık parçalarını cımbızla çekip çıkarın. Balıkları yıkayıp, iyice kurulayın.

Bir kasenin içinde; ufalanmış ekmek içini, doğranmış maydanozu ve dereotunu, fıstık içini, rendelenmiş limon kabuğunu, 1 yemek kaşığı zeytinyağını karıştırın.

Fırın kabına, fırın kağıdı serin. Filetoları bir yemek kaşığı zeytinyağıyla yağlayın. Tuzlayıp, biberleyin.



Fileto levreklerin dört parçasını tepsiye dizin. Üzerine ekmekli otlu karışımın yarısını serpiştirin. Kalan dört parça levreği üzerlerine yerleştirin. Ekmekli, otlu karışımın diğer yarısını levreklerin üzerine serpiştirin.

Önceden 200 derece ısınmış fırında 10-15 dakika pişirin. Servis yapın

CAFEDERYA

CAFEDERYA
Tasarım pastalar,kurabiyeler, cupcakeler. Ayrıca Ev yapımı hamur işleri, tatlılar, mezeler, yöresel lezzetler...

Atam İzindeyiz

Atam İzindeyiz

Blogroll

free counters

Popüper Yazılar

Blog Arşivi

Google+ Followers

Yukarı