Yeni Yıl

27 Nisan 2011 Çarşamba
















Bu tatlıyı bir türlü yazmak kısmet olmamıştı .Osmanlı mutfağında da önemli bir yeri olan zerde, görüntüsüyle çok zarif, hafifliğiyle ise diyet tatlısı olarak bile rahatlıkla tercih edilebilecek bir lezzet bence. Zerdenin  ana malzemesi olan safranı aşure de ve bazen de pirinç pilavında kullanıyorum bu yüzden  malzeme dolabımda bir çok  baharatı ve pasta vs. malzemesi  gibi safranı da bulundurmaya özen gösteririm.  Bazen de var olan ama o anda bulamayıp ikinci kez alınan, yahutta var diye çok eminmiş pozlarına takılıp israrla almayıp ortada kaldığım da olmuyor değil.. Neyse gelelim hafif, naif, sarışın cazibeli zerdenin tarifine..





Malzemeler:
1 çay bard.pirinç
7 çay bard. su
2 çay bard. toz şeker
2 tatlı kaşığı safran
2 yemek kaşığı nişasta
1-2 damla gül suyu

Üzeri için:
Dolmalık fıstık, kuş üzümü vs.

Hazırlanışı:
Öncelikle safranı rengini vermesi için bir fincan sıcak su ile bir kaseye ıslatın.
Pirincinizi bir bardak su ile yumuşayana kadar pişirin.
Üzerine  süzdüğünüz safran suyunu ve 5 çay bard. suyu ilave edin.
Diğer tarafta nişastayı bir fincan soğuk su ile eritip üzerine ekleyin,  hafif kıvam alana kadar pişirin. Kaselere paylaştırın ,üzerini dolmalık fıstık, kuş üzümü ile süsleyin. Soğuk olarak servis yapın. Afiyet olsun.

Not:  Bu ölçülerle 9 küçük kase zerde çıkıyor.
Çay bard. ölçüsü olarak aida bardaklardan kullandım.
Şekerin ölçüsünü kendinize göre ayarlamanızı tavsiye ederim.
Safranı biraz az tutabilirsiniz çünkü ıslatılınca oldukça şişiyor.

22 Nisan 2011 Cuma

Yarı sıcak yarı soğuk ve bol yağışlı  bir haftayı daha geride bıraktık.  İnşallah 23 nisan günü çok soğuk ve yağış olmazda çocuklarımız törenlerini açık havada,  üşümeden ve ıslanmadan kutlarlar.. Çocukluğumda çok fazla imkanımız olmadığı için sadece öğrenci olarak katılabildiğim törenlere iki kızımın da olabildiğince tüm etkinliklere katılmasını  sağlamıştım . Onlara renkli renkli elbiseler, gelinlikler, tütüler, hatta bir defasında azeri oyunları için kıyafet bile dikmiştim. hala saklarım.
Bu vesile ile
Tüm dünya çocuklarının bu güzel bayramını candan kutluyorum ve bu bayramı onlara armağan eden Atatürk'ü saygıyla yadediyorum.

  
Enginar sebzelerin şahı diyerek mevsiminde mümkün olduğunca pişirdiğimi ve severek yediğimizi yazmıştım bu sefer de farklı bir tarifle karşınızdayım. Asma yaprağında balığın çok lezzetli olduğunu bilmeyen yoktur ya,  bence en az balık kadar enginarda bu sözü hakediyor.. Dikkat etmeniz gereken birkaç püf noktası , aldığınız enginarlar eğer limonlu suda bekleyenlerdense yapacağınız limon ilavesine ve asma yaprağınızın tuzlu olup olmadığına bakmanız. 

Malzemeler:

 6 adet enginar
Asma yaprağı

İç pilav:
1 su bard. pirinç
2 su bard sıcak su
1 adet kuru soğan
kıyılmış dereotu
1 yemek kaşığı tepeleme toz şeker
1/2 limon suyu (gerekirse koyun)
Dolmalık fıstık,kuş üzümü, tuz, karabiber,
yenibahar, iyi kalite zeytinyağı

Hazırlanış:
-Asma yaprakları eğer salamura ise bir gece önceden suya ıslatılıp tuzu çıkartılır.
- Kuru soğan ve fıstıklar zeytinyağının yarısıyla kavrulur yıkanan pirinç ilave edilir bir kaç dakika daha kavrulur.  Pilav için ayrılan sıcak suyun ve yağın yarısı eklenir tuzu ayarlanır, hafif  dişe değecek kadar pişirilir.Kıyılmış dereotu ilave edilir. şekeri, baharatı ayarlanır.
-Üç adet asma yaprağı tezgağa yanyana serilip üzerine enginar konur ve içine iç pilav doldurulur


-Üzeri yapraklarla düzgünce kapatılıp fırın kabına sıralanır. 


-Pilav için ayrılan sıcak su ve zeytinyağı hazırlanan dolmaların üzerine gezdirilir. .
-Her dolmanın üzeri fırça ile ayrıca yağlanır. Sıcak fırının alt rafında  enginarlar yumuşayana kadar pişirilir. 
Afiyetler olsun..




 
Not:
-Enginarlarınızı Fırının alt rafında pişirin çünkü yaprakların yanma olasılığı var. gerekirse  önce üst ısıyı kapatın veya üzerine aliminyum folyo serin ( ben folyo kullanmdığım için bir süre pişirip fırının üst ısısını kapatmayı tercih ediyorum.)
 -Enginarların fazla limonlu olmamasına ve asma yaprağının tuzunun çıkmış olmasına çok dikkat edin. 
-Gerekirse biraz sıcak su ilave edebilirsiniz.




18 Nisan 2011 Pazartesi


Merhabalar sevgili okurlar, sağlıklı ve güzel bir hafta geçirmenizi temenni ederim. Sofralarınızdaki bereket Nisan yağmurlarının bereketi gibi  daim olsun. 

Enginarı mevsiminde mümkün olduğunca tüketmeye çalışırız. Geçen gün, satıcının enginarları ayıklayıp satışa hazırladığını görünce alıp garnitürlü olarak  pişirmeye karar verdim Çünkü lokum gibi tadını ve içine giren bezelye, patates ve havuç  üçlüsünün kattığı lezzeti baklalısından daha  çok seviyoruz. Kıyılmış dereotu hem içine hem servis anında üzerine çok yakışıyor. 

Tarifi
Malzemeler:
6 adet ayıklanmış enginar
1 iri patates, 2 havuç, 1 kase  konserve bezelye

1 adet iri soğan
1 yemek kaşığı tepeleme toz şeker 1/2 limon suyu
 Tuz, karabiber, kıyılmış dereotu, iyi kalite zeytinyağı




Hazırlanışı:
Düdüklü tencereye küp küp doğranmış kuru soğan, havuç ve patatesler konup hafifçe kavrulur
Bezelye, şeker, tuz, kıyılmış dereotunun yarısı eklenir. Üzerlerine enginarlar kapak gibi kapatılır. Bir bardak limonlu sıcak su ve 1 fincan zeytinyağı ilavesiyle 10 dakika kadar pişirilir 10 dakika kadar da dinlendirilip tabağa önce enginarlar üzerlerine de garnitürden konulup kıyılmış dereotu ile servise sunulur. Afiyet olsun

6 Nisan 2011 Çarşamba

Nihayet Can için bebek mevlüdünü geçen hafta sonu okuyabildik. Aslında mart ayında okutmayı planlamama rağmen hem benim yoğun iş tempomdan hem de gelmeyi arzu eden eş dostun durumlarını göz önüne alarak nisanın ilk haftasına ayarlamak mümkün oldu. herşey tek kelime ile çok güzel ve arzu ettiğimiz şekilde planlandı ve gönlümüze göre de oldu.

Her gün düzenli bir şekilde  uyuyan Can, o gün sabahtan hiç uyumadı iyi mi. Annesi iki kez uyutup odasına götürdü bebefonu ayarladı ama o hep sanki yanımızda olmak istercesine ağladı ve her defasında yanımıza getirdik.



 Yasin okunurken de sezsiz bir şekilde dinledi ve sonrasında ana kucağında o kalabalıkta saatlerce annesinin yanında uyudu kuzucuğum, binkere maşallah . Salonum çok büyük olmadığı için  misafirlerimiz yakın dostlarımızdı .
 Önceden hazırladığımız bebek kurabiyeleri tabi yine Derya'cığıma ait.
















Patatesli ay çörekleri sevgili kuzenim Gülseren e ait.  O kadar lezzetli olmuşlar ki kelimelerle anlatılmaz.


İçli köfteler tabiki çok beğenerek sipariş verdiğim adrese ait. Evde zaten artık ellerimden dolayı yapamıyorum ve de uğraştığına değmeyecek bir ücrette. 

















Renkli patates topları patates+ kaşar+ tuz+ karabiber karışımı ile hazırlandı ve farklı malzemelere( çörek otu, haşhaş, tatlı toz kırmızı biber, kıyılmış maydonoz) bulandı. bunları renkli kürdanlarla servis etmeyi düşünmüştüm fakat kızlar da kağıt kapsüllerle sunumun daha pratik olacağı söyleyince böyle servise hazırladık. gerçektende daha iyi oldu.


Yoğurtlu fındıklı Kabak+ havuç Salatası  tek kişilik minik porselen tabaklarla sunuldu. Böylece servis tabaklarında o hiç hoşlanmadığım ıslaklık ve bulaşık izleri olmadı..






İlk kez denediğim çilekli pastanın tarifi Binbir çeşni bloğunun sahibi sevgili Saliha' cığııma ait. çok beğeni topladı ve herkes tarifini istedi. çok teşekkür ederim sevgili arkadaşım. iyi ki denemişim. İçindeki etimekler, sıcak sütle ıslatılmış olmasından dolayı normal pasta keki kadar lezzetliydi. Saliha, üzerine muz dilimleri koymuş biz çileği tercih ettik. tarifte olmamasına rağmen ara katın birisine ben iki su bardağı dövülmüş ve
kavrulmuş ceviz ilave ettim. Pastanın dilimlenmiş halini çekmek ne yazık ki mümkün olamadı.






Mevlüt şekeri yerine renkli iri bademlerden ikram edildi. 





Nefis Elmalı kurabiyeler (yakın çekim almayı unutmuşuz)










CAFEDERYA

CAFEDERYA
Tasarım pastalar,kurabiyeler, cupcakeler. Ayrıca Ev yapımı hamur işleri, tatlılar, mezeler, yöresel lezzetler...

Atam İzindeyiz

Atam İzindeyiz

Blogroll

free counters

Popüper Yazılar

Blog Arşivi

Google+ Followers

Yukarı