Yeni Yıl

24 Mayıs 2010 Pazartesi

Sevgili blogger arkadaşlar,
Hepinize huzurlu ve sağlık dolu bir hafta dilerim. Geçen hafta keyfimin hiç olmadığından ve aşırı yorgunluktan hiçbir şey yazmak içimden gelmedi. Hayatımız sürprizlerle dolu ve biz bunlarla galiba sınavdan geçiyoruz. Ağzınızın tadı hiç bozulmasın ve hep mutlu olmanız dileğiyle.
Size bugün Oktay Usta'nın tarifiyle sık sık yaptığım ve her defasında ufak tefek lezzetler katarak farklı versiyonlarını denediğim  irmik tatlısını paylaşmak istedim. Bence bu tatlı, hem kolay yapımı hem de hafifliğiyle farklı bir lezzet yaratıyor. Siz nasıl arzu ederseniz o şekilde ikram edebilirsiniz . Benim tavsiyem ya dondurma eşliğinde veya çikolata sos ya da meyve sosuyla ikram etmeniz..

Malzemeler:

1 lt.süt
1 su brd. şeker
1 su brd. irmik
limon kabuğu rendesi
Kavrulmuş fındık
herhangi bir meyve veya çikolata sosu( Dr. oetker marka tercihim)

Hazırlanışı:
İrmik, süt, şeker ve limon kabuğu rendesi birlikte pişirilir ve hafif kıvam tutmaya başladığında birkaç taşım kaynatıp ocaktan indirilir. Kullanmak istediğiniz bir kalıp sudan geçirilip  veya tabanına streç film  yayıp malzeme içine boşaltılır. Ilınana kadar dışarda daha sonra buzdolabının alt raflarında soğutulur. en az  iki saat bekletilmesi gerekir. Servis edilecek bir tabağa dikketle ters çevrilerek üzerine, orta kısma kavrulmuş ve iri çekilmiş fındıkları, çevresine de sos gezdirerek sunuma hazır  edilir. Afiyet olsun..

Not:
Misafire ikram için zamanınız kısıtlıysa hiç tereddüt etmeden kalıpla buzlukta daha kısa sürede sonuca ulaşırsınız.
Hazır sosu üzerindeki tarife göre hazırlayın veya evinizdeki çilek, frambuaz veya vişne ile nişasta limon suyu ve şeker ile bir sos hazırlayıp  onu rahatlıkla kullanabilirsiniz
Yanına çikolata parçacıklı dondurma da çok yakışıyor..

14 Mayıs 2010 Cuma

Ödülüm var arkadaşlar, bu Ödülü bana sevgili şeker Perisi  ve http://pembetatlar.blogspot.com/ layık göçrmüş kendilerine buradan teşekkür ediyor sevgilerimi yolluyorum..

Kurallar: 
-Bu ödül 10 tatlı blogger arkadaşa gönderilecek
-Bu ödülle ilgili post yazıp,  gönderenin linki  belirtilecek
-Ödül blogumuzda yayınlanacak
-Ödüllendirdiğiniz 10 kişi burada belirtilip ayrıca kendilerine duyurulacak
-Vee  Bence herkes kendi çabalarıyla bloğunda bu ödüle layık. Ama yine  de ben 10 arkadaşımı belirtmek zorundayım,
-http://birdilimbirtutam.blogspot.com/
-http://evde3velet.blogspot.com/
-http://filizinmutfagi.blogspot.com/
-http://sevdalitatlar.blogspot.com/
-http://lezzethane.blogspot.com/
-http://papatya68.blogspot.com/
-http://ekinmutfagi.blogspot.com/
-http://birteraziningunlugu.blogspot.com/
-http://elifsultan1.blogspot.com/
-http://nurdaninbitpazari.blogspot.com/

13 Mayıs 2010 Perşembe

Dün akşam evde yemek olmasına rağmen değişik tatlar bloğunun sahibi sevgili Mehtap'tan görüp yapmaya karar verdiğim bir tarifi paylaşacağım.sizlerle..  Mehtap, katıldığı bir etkinlikte deneyip tarifi  bloğunda anlatmış.. Hatta ona, eğer öğle saatinde balık bulursam akşama benimde yapıp resimleyeceğim yorumunu yazmıştım. Tarifte dil balığı kullanılmış, ama ben dil balığı bulamayınca  filetosu olabilen beyaz etli  levrek balığını tercih ettim ve onunla denedim.  Ben,  Tefal in  elimde seti bulunan düdüklü clipso tenceresine az miktarda su koyup üzerine buharlı pişirici olarak kullandığım süzgecini oturtum ve bunun  içine de balıkları dizip cam kapak örterek 15 dakika pişirdim. lezzeti çok güzel ve bir o kadar da hafif olmuştu. Eşim ve ben çok beğendik hatta bu yemeği açık havada yani bahçemizde hazırladığım masada yemek daha da güzel oldu..tarifi iki adet balıkla yani dört adet fileto ile yaptım sosundaki elma sirkesi sanki biraz daha az olmalıydı  bana göre, ama eşim sosun tadını da çok beğendi.. Yanına  sebze sotelemedim çünkü pişirdiğim arpa şehriye pilavım vardı ve çok az sotelediğim kırmızı biberlerle  ve taze nane eşliğinde servis ettim..Tarifi burada  denemenizi öneririm.

9 Mayıs 2010 Pazar


Bütün annelerin anneler gününü kutlar, dünyanın en güzel duygusu olan annelik duygusunu tatmalarını dilerim...
Aslında bugün  yazmak istediğim birçok duygu ve düşüncemi ne yazık ki kelimelere dökemedim. Nedendir bilmiyorum, bugün içimde hep hüzün vardı...Ama eşim ve kızımın israrıyla  birlikte çok güzel bir gün geçirdik, bu da biraz olsun hüznümün azalmasını sağladı. Ayrıca bugün çok da güzel hediyeler aldım.
İlk hediyemi dün kızımdan aldım. Kızım, çok sevdiğimi ve istediğimi bildiği için bana orkide almış. Akşam bana sürpriz yaptı. Çok mutlu oldum. Eşimin aldığı bir demet papatya ve kızımın aldığı orkideyi salonumuzda sürekli görebileceğim bir yere koydum.





Bugüne, sevgili kızımın hazırladığı kahvaltıyla başladık. Kahvaltıdan sonra kızım "haydi anne, dışarı çıkalım bugün" dedi, hep beraber alışveriş merkezine gittik. Hem beraber vakit geçirmiş hem de ihtiyaçlarımız olan şeyleri aldık. Eşim ve kızım, bana asıl sürprizlerini orada yaptılar. Bugün bana fark ettirmeden, uzun zamandır beğendiğim kırmızı ve kapaklı bir cep telefonu alıp bana hediye ettiler. O an çok şaşırdım, çok da duygulandım.


Daha sonra, güzel bir öğle yemeği yiyip alış veriş merkezinden dolaşmaya devam ettik. Eşimden gelen bir diğer hediyem ise ihtiyacım olan tencereydi. Şimdilik bir tane aldık, yakın zamanda farklı boylarını da almayı düşünüyoruz.


Bu yaz tatilimiz için şort, tişört gibi ihtiyaçlarımızı aldık.

Kısacası bugün, bol bol gezip, bol bol yorulduk. Çok ta güzel bir gün geçirmiş olduk..
Bu günde tek dileğim her anne gibi evlatlarımızın ve tüm sevdiklerimizin sağlıklı ve huzurlu bir yaşam sürdürmeleri, yüzlerinden tebessümün hiç ama hiç kaybolmaması.. 

5 Mayıs 2010 Çarşamba


5 mayısı 6 Mayısa bağlayan gece Hızır günlerinin başlangıcı, yani hıdırellezdir.


Bu günde Hızır ve İlyas peygamberlerin buluştuğuna inanılır. Aslında olay Mısır panteolojisinden Anadolu'ya geçmiştir. Hathor (güneş,tarım bereket tanrısı) ve eşi Horus (neşe ve dans tanrıçası) yaz başlangıcında gökyüzünde buluşur ve günün önemine ithafen Antik Mısır halkı tarafından şenliklerle kutlanırmış.

Horus isminin Yunanca karşılığının Helios (elyos olarak telafuz edilir) olduğunu düşününce, eski bir geleneğin günümüze nasıl uyarlandığını anlayabiliyoruz. Hathor olmuş Hıdır, Helios olmuş İlyas. Kutlamalar ise aynı şekilde güneşli günlerin başlangıcında şenlikler yaparak devam edegelmiş. Çünkü biri güneş tanrısı, diğeri dans tanrıçası.

Vikipedide Hızır için şunları diyor;

Hızır; yaşam suyu (ab-ı hayat) içerek ölümsüzlüğe ulaşmış; özellikle de baharda aramızda dolanarak, bolluk ve sağlık dağıtır. Hızır bir kişiye verilen addan çok aslında bir doğasal durumu, baharla vücut bulan yaşamın tazelenmesini imgeler. Türkiye'de Hızır’a atfedilen özelliklerin bazıları:

Kalbi temiz, doğaya inanan insanlara yardım eder.

Uğradığı yerlere bolluk, bereket, zenginlik sunar.

Dertlilere derman, hastalara şifa verir.

Bitkilerin yeşermesini, hayvanların üremesini, insanların kuvvetlenmesini sağlar.

İnsanların şanslarının açılmasına yardım eder.

Uğur ve kısmet sembolüdür.

Mucize ve keramet sahibidir.

Ülkemizde Hıdrellez Bayramı 6 Mayıs tarihinde kutlanır. Bugün Hıristiyanlarca da baharın ve doğanın uyanmasının ilk günü olarak kabul edilir; bu günü Ortodokslar Aya Yorgi, Katolikler St.Georges Günü olarak kutlamaktadırlar.

Umarım sizlerin ve benimde dileklerim kabul olur..Sevgiler..

CAFEDERYA

CAFEDERYA
Tasarım pastalar,kurabiyeler, cupcakeler. Ayrıca Ev yapımı hamur işleri, tatlılar, mezeler, yöresel lezzetler...

Atam İzindeyiz

Atam İzindeyiz

Blogroll

free counters

Popüper Yazılar

Blog Arşivi

Google+ Followers

Yukarı