Yeni Yıl

27 Nisan 2010 Salı

Merhabalar sevgili Blogseverler,
Sizlere bu defa yemek tarifi yerine hem bahar mevsimi itibariyle hem de fikir olması düşüncesiyle farklı bir konudan bahsetmek istedim. Şu sıralar herkes de olduğu gibi bizim evde de hem bahar temizliği için boya badana, hem de epeydir yaptırmayı ertelediğimiz çatı onarımı var. İlk aşamalarında eşim izin alıp o ilgilendi, geri kalan yerleştirme detayları ve düzenlemeleri kızımdan ve eşimden yardım alarak ben tamamlayacağım. Evle ilgili tadilat tamirat işlerinde işin erbabı ustaları bulmak ve uyum içinde çalışmak çok önemli. Biz, çok şükür böyle kişileri araştırmalarımız sonucunda bulduk. Ustalar hem çok titiz hem uyum içinde işlerini yapıp tertemiz olarak bize teslim ettiler..

Size bugün, uzun yıllardır yoğun bir tempoda çalışan evli, hem anne, hem ev, hem iş kadını olarak deneyimlerimden ve öğrendiklerimden ve keyif aldığım işlerden bahsetmek istiyorum. Bunu neden yazdığıma gelince, belki benim gibi düşünenlere ve bir şeyler yapmanın ufacık da olsa mutluluğunu tatmak isteyenlere fikir olsun istedim. Hayatım boyunca hep bana bir şeyler öğrenebileceğim insanlarla olmaya, bildiklerime yeni bilgiler katmaya, ilgi duyduğum alanlarda kendi çabalarımla onu deneyip başarmaya ve en önemlisi yaptıklarımdan büyük keyif almaya çalıştım. Bunların çoğunda başarılı oldum. Boşa geçen zamana çok üzülürüm, iskambil oyunu, tavla, okey gibi oyunlardan son derece nefret ederim. Bilgisayarda asla oyun oynamam, nasıl nereden açılır onu bile bilmem. Boş zamanlarımda müzik dinlemeyi herhangi bir elişinin tekniğini ya da bir yemeğin nasıl daha lezzetli yapılabileceğini öğrenmeye çalışırım.. Öğrenmeyi çok istediğim bir hobiyi, katılamadığım bir kursun inceliklerini mutlaka onunla ilgili kitaptan, videosundan temin edip öğrenirim..

Evimde zaman zaman ufak tefek değişikliklerle, yeni düzenlemelerle farklılık yaratmaktan çok hoşlanırım. Hiçbir eşyayı yer değiştirmeden yıllarca asla kullanamam. Bu bazen yeni ama ucuza mal edilmiş bir perde, yeni bir örtü veya bir eşyanın görüntüsünde, renginde veya yerinde yapılan bir değişiklik olabilir. Bu sefer de salondaki konsül üzerinde duran tabakları ve aile fotoğraflarını uygun bir duvara asmak, yine eşimin mesleği gereği değerli madenleri/taşları sergilediğimiz minyatür ve şeffaf bölmeli çerçeveye yer ayarlamak var. Daha önce şampanya renginde olup şimdi kar beyazına boyanan salon pencerelerine uyacak beyaz bir tül perde dikme projesi var.(daha önce kullanmadığım metrelerce beyaz bir tül kumaş emrime amade bekliyor).



Tabakları duvara asmak için kullandığımız aparatları buradan temin ettim. Sayın Mehmet Ali bey  bunları kendisi yapıyor ve dileyenler bloğundan irtibat kurup sipariş edebiliyor..Sağolsun  özenle aparat paketini hazırlayıp yollamıştı,  hatta ücretini de 23 nisan ve hafta sonu girmesi nedeniyle bir kaç gün sonra yollayabileceğimi söylediğimde hiç önemli olmadığını ve benim bunları tatilde halletmem için hemen kargoya vereceğini söyledi..Buradan kendisine çok teşekkür ediyorum.

Mutfak pencerelerine, esasen yastık olup da hiç yastık görevi yapamayan beyaz iş örtüden perde uygulaması var. Yine orta sehpa ile masa üzerine serilecek, benim için çok değerli olan kendi elişleri örtülerim olacak…



Konsül üzeri boş mu kalacak tabi ki değil, buralara da konacak birkaç aksesuar elbette kıyıda köşede var.

Her zaman düzenli olmayı çok seviyorum çünkü bu bana müthiş bir huzur veriyor. Planlarım arasında, farklı farklı dolap içlerinde duran ve  misafirlerim için kullandığım yemek takımları, masa örtüleri ve diğer gerekli aksesuarları konsülün dolaplarına yerleştirmek ve daha işlevsel hale getirmek var.


 




Evde canlı çiçekleri çok seviyorum ama salonum fazla güneş almadığı için daha çok vazoluk çiçekleri bulundurmaya özen gösteriyorum .Sadece küçük misafir odasının penceresinde Hollanda’ dan ve Ağaçlar . net grubundaki arkadaşlarımdan hediye gelen birkaç saksı mum çiçeğim bulunuyor. Onlara gözüm gibi bakıyorum..


Bu arada unutmadan önemli bir detayı sizlerle paylaşayım. Evimde kullandığım temizlik ürünlerine ( alerjim olduğu için ve insan sağlığına çok zararlı olmasından dolayı ) çok dikkat ederim.Mutfağımda  sadece sirkeyi, karbonatı ve arap sabununu kullanırım.. Çamaşır suyunu çok ama çok ender kullanırım. Altı ayda bir evimi bize zarar vermediğini, ama olabilecek böcek ve haşereye de çok etkili bir ilaçla aralıklı olarak ilaçlarım. İlacın bir diğer özelliği de hiç leke ve koku bırakmaması. Duvarlara çekmece içlerine halı altına vs. rahatlıkla kullanabilirsiniz. Yine belirli aralıklarla evdeki yastık, yorgan, yatak ve minder gibi içinde toz, kir, mayt bulunabilecek eşyalarımı çok ucuza yaptırdığım büyük ebatta naylon bir torba içine alarak elektrik süpürgesiyle vakumlarım..Süpürgenizin su haznesinde bunları gözünüzle net bir şekilde görebilirsiniz..


Şu an  işlerin çoğunu bitirmenin keyfini yaşıyorum.  Ama tül ve beyaz iş perde dikimini  evde malzemem olmadığı için yetiştiremedim.
Eşime ait madenlerin / taşların bulunduğu şeffaf çerçeveye yer ayarlayamadım bekliyorlar.. Salonda geniş olan bir duvara Derya'cığımın işlediği kanava işi tabloyu koymayı tercih ettim nasıl çok güzel değil mi?

Sizlere daha  sonraki günlerde bahçemden ve elimizle yetiştirdiğimiz güzelliklerden bahsedip resimler ekleyeceğim..Sağlıkla kalın..

26 Nisan 2010 Pazartesi

Bu tatlıyı birkaç kez farklı lezzetlerde tattım,en son komşu günümüzde sevgili komşum Feleknaz Hanım'ın  katkılarıyla Selma Hanımlar da dondurma eşliğinde yemiştim ve aromasını çok beğenmiştim. Uygun bir zamanda elimde haşhaş tohumu varken denemek istedim.Daha önce haşhaşı hiç kullanmamıştım. Klasik revaniyi hemen hemen herkes bilir, ben de bildiğim revani  tarifimdeki yarım su bardağı unu azaltıp yerine haşhaş ekleyerek yaptım ve sonuç mikemmel oldu. Hatta evde portakal olmadığından onun yerine limon kabuğu ve şerbeti için de limon suyu koydum ve sanki daha çok yakıştı. Ayrıca kavurduğum dolmalık fıstıkları da, üzerlerinde görünmelerini istediğim için revaniyi pişirip dilimlediğimde her dilime tek tek batırarak kullandım. Siz de denemek isterseniz bu ölçüleri gözü kapalı uygulayarak hoş aromalı ve bir o kadar da iltifat alacak tatlı yapmış olursunuz..

 Malzemeler.
3 adet iri yumurta
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı  sıvıyağ
1 su bardağı  yoğurt
1 su bardağı haşhaş tohumu
1,5 su bardağı irmik
1,5 su bardağı    un
1 limon veya portakal kabuğu rendesi
1 çay kaşığı tepeleme karbonat

Şerbeti : 3 su bard. su
3 su bard. şeker
2 portakalın suyu

Yapılışı:
Yumurta ve şeker iyice çırpılır. Yoğurt eklenip biraz daha karıştırılır. Un, irmik, haşhaş tohumu ve karbonat birlikte karıştırılıp bu karışıma ilave edilir.  En son limon veya portakal kabuğu konup kaşıkla birkaç karıştırma işleminden sonra yağlanmış bu karışım tepsiye dökülür. Bu aşamada istenirse caviz, fıstık gibi kuruyemişler eklenebilir. Önceden ısıtılmış fırında,  180 derecede,orta rafta, üzeri nar gibi oluncaya  ve içi pişinceye kadar bekletilir. Revani pişerken verilen ölçülerdeki şerbet hazırlanır ve ılıması beklenir. Revani dilimlenip şerbeti dökülür ve üzeri örtülerek dinlendirilir. Ben, kavrulmuş fıstıkları içinde değil de üzerinde görünmesi için bu aşamada dilimler üzerine batırarak yerleştirdim. Afiyet olsun..


Not:
 -Bu ölçülerle büyük tepsi fırını ile dört cm. kalınlıkta bir revaniniz oluyor.
 -Fırınınızı önceden ısıtıp revaniyi koyduğunuzda ısıyı 180 derecede hiç açmadan pişirmenizi öneririm. Daha güzel kabarıyor.
 -Dilerseniz üzerine kıyılmış ceviz veya kavrulmuş dolmalık fıstık serpebilirsiniz.

19 Nisan 2010 Pazartesi


Markettin alışveriş yaparken yumuşacık ve tam sarmalık lahana bulunca mevsimi geçmeden zeytinyağlı lahana sarması yapmak istedim ve hemen tarttırıp alışveriş sepetine koydum.. Lahananın kök kısmını bıçakla temizleyip öylece sığabileceği bir tencereye oturttum ve üzerine yarıya kadar sıcak su boca ettim Haşlanan lahanayı delikli kepçe yardımı ile alıp soğuk suya oradan süzgece süzülecek şekilde ters olarak aldım iyice süzülmesini bekledim.. Dış yaprakları ile iki sıra olabilecek kadar sarmamı yaptım ama geriye kaln o körpecik yapraklar bir türlü sarılmıyor kırt kırt kırılıyorladı. Bende daha fazla heba etmemek için daha önce yine bloglardan aklımda kaldığı kadarıyla bu tarifi uygulamak istedim Bence gayet lezzetli ve bir o kadar da görselliği olan hoş bir sunum oldu.. hem lahanayı değerlendirmiş oldum hemde lahananın farklı bir sunumunu denemiş oldum. Buyurun tarifi..



Malzemeler:

1 adet küçük körpe lahana

İç malzemesi (Sarma içi gibi hazırlanır)

Zeytinyağı

Tuz, su



Hazırlanışı:

Haşlanan lahanayı içi oyuk kısmı üste gelecek şekilde pişirilecek bir tencereye koyun . iç kısmına karabiber tuz karışımını elinizle sürün ve bu kısma iç harcı gevşek bir şekide doldurun. Üzerini yine haşlanmış lahana yaprakları ile kapatın ve biraz zeytinyağı gezdirin Dağılmaması için bir tabak kapatıp orta ısıda yumuşayana kadar pişirin . ılınınca yine bir tencere kapağı yardımıyla servis tabağına ters çevirin ve dilimleyerek servis yapın..dilerseniz Üzerine sumak serpiştirin.. Afiyet olsun.

Not:
Bu tarifi uygularken lahana katmanlarının çok kalın olmamasına dikkat edilmeli, ne çok kalın ne çok ince olmalıdır.
Tamamının haşlandığından emin olunmalıdır.
lahana kubbesi için yemek tabağı çapında olan bir lahana topu daha uygun olur..

15 Nisan 2010 Perşembe

Sevgili blogseverler,
Tire'deki can dostum Huriye'ciğim taze taze otları sebzeleri yine pazardan alıp kargo yapıp yollamış. Vallahi ne yalan söyleyeyim bahar gelince bu kargonun yolunu gözler oldum.. Beni çok kötü alıştırdı..Sanki Ankara'da ot sebze yokmuş gibi ..Nedenini sevgili arkadaşımla aramızda yalın ve gösterişsiz bir dostluğun kurulmuş olmasına, gelenin sadece kargonun içindekiler olmayıp dostluğundan da birşeyler yollamış olmasına bağlıyorum Bu yaz inşallah kısmet olursa tatil gezimizde yeni evlerinde ziyaret etmeye kararlıyız..
  Kargo dan yine neler çıktı neler. kargoyu açarken inanın çocuk gibi mutlu oldum ve çok yorgun olmama rağmen her birini özenle ayıklayıp hazırladım.Taptazecik naneleri ve kekiği kurutmalık hazırladım. Bodrum katımda gölgede kurumaya bıraktım..




Enginarların saplarını kesip bir kısmını bu akşam için pişirdim.
Taze soğanları, baklaları şimdilik dolaba koydum, hafta sonu biraz annemlere götüreceğim, çok severler..

Ispanaklar ayıklandı bir kısmı yine bu akşam yemeği olacak ,diğer bir kısmını susuz hafifçe ocakta birkaç dakika kavurup soğutup daha sonra kısmet olursa ıspanaklı tart ve haşlanmış rende patatesli börek olmak üzere dolaba koydum Bunları yaptığımda tabiki sizlerle bloğumda seve seve paylaşacağım..Canım arkadaşım ellerine sağlık..








Enginarların sağlıklı olarak pişirilmesine gelince edindiğim bilgiler doğrultusunda en çok bu şekilde yararlı olacağına karar verdim.
Tarifi:
Dört adet körpe enginar
1 adet kuru soğan (dörde bölünmüş)
limon suyu
zeytinyağı
tuz,  karabiber
Birkaç diş sarımsak

Hazırlanışı:
Enginarları yıkayıp büyüklüğüne göre kesin, düdüklü tencereye alın içine diğer malzemeleri ilave edin ve sadece enginarların yarısına gelecek şekilde su ekleyin. 20 dakika kadar pişirin  Enginarların dış yaprakları  kopup geliyorsa,  ağzınıza aldığınızda yumuşamış ve dişlerinizin arasında sıyrılıyorsa pişmiş demektir,  ılık olarak bir tabağa alıp her yaprağı bu şekilde tüketin..Enginarın karaciğere çok yararlı olduğu bilinir. Bu yüzden ben taze olanlarını bu şekilde tüketmeyi tercih ediyorum. yanında zevkinize göre mayonez, acılı acısız herhangi bir dip sosla deneyebilirsiniz.

14 Nisan 2010 Çarşamba


Merhabalar , bugün size Home Tv'de her zaman takip ettiğim ünlü şef Emeril Lagasse' nin yaptığı bir tarifi vermek istiyorum. Ünlü şef şovlarında çok pratik ve enfes tarifler hazırlıyor. O kadar da güzel yapıyor ki o anda karnınız tok olsa bile canınız çekiyor. Ben, aklıma yatan ve çok lezzetli olacağına inandığım tariflerini not alarak fırsat buldukça denemeye çalışıyorum. Bu tarifin de güzel olacağına inanarak ve evde de malzemem varken denemeye karar verdim Biz ailece çok beğendik. Hatta akşam yemeğinde tavuk göğsü ile hazırladığım yalancı midyenin yanına da çok yakıştı. Beğendiğim tarifleri biliyorsunuz ki sizlerle paylaşmak beni mutlu ediyor..
Közlenmiş kırmızı biberin kendine has aromasıyla nohut ve diğer bahartaların karışımı hoş bir lezzeti ortaya çıkartıyor, bence sizde denmelisiniz.. Siz ister dip sos olarak ister meze olarak hazırlayın ve tadına bakın..

Malzemeler:
2 kase haşlanmış nohut
2 adet iri közlenmiş biber
2 diş sarımsak, limon
zeytinyağı, tuz, karabiber pulbiber ve bolca kimyon
Hazırlanışı:
Tüm malzemeyi robotta parçalayın ve tuzunu baharatını azar azar ilave ederek tadını ayarlayın.Servis yapın..Bu kadar..Afiyet olsun..
Not:

Kimyonu diğer baharatlara göre biraz daha fazla kullandım.  Çünkü nohutlu tariflere çok yakışıyor.
Evde daha önce hazırladığım  sarımsaklı köz biberlerimden kullandım.
Dilerseniz çok az miktarda tehin ekleyebilirsiniz..

7 Nisan 2010 Çarşamba



Güzel kızım beni mimlemiş.. Böyle mim gelince ben kalakalıyorum arkadaşlar yaaa... Düşündüm taşındım ve aklıma gelenleri şöyle bir sıraladım..

1- Çiğ köfte (eskiden her gördüğüm yerde sarkardım )
2- Tereyağlı kuru fasulye + pilav
3- İçine tereyağı köy peyniri konmuş sıcacık pide
4- Konya' nın meşhur tandırı
5- Türk kahvesi

Ben de adet yerini bulsun diye yemekle arası hiç ama hiç olmayan çoook
Sevgili Gönül'ü
Sevgili Tatesal'ı ve
Damak-Tad 'ı  mimledim...

6 Nisan 2010 Salı

Merhabalar  önceki hafta sonu ablamlar ve yeğenlerle yaptığımız kahvaltı soframızdan görüntüler.. Her ne kadar o gün saatlerin ileri alınmasından kaynaklanan kahvaltı saati öğleyi bulsa da geç saatlere kadar oturup sohbet ettik  diyebiliriz.. Canım annemler de vardı ve salona iki masa hazırladım. Aslında çok uğraşıp ta yaptığım yeni bir taif yok ama daha önce sizlerle paylaştığım ekmek hamurumdan bu sefer minik ekmekler yaptım.

 Isıya dayanıklı oval tabaklarımda biberli, domates soslu sucuk güveçleri yaptım.


Bir hafta önce Eskişehir gezisinden aldığım ve derin dondurucuda bekleyen haşhaşlı cevizli katmer vardı.

Bir de eşimin Çanakkale seyahatinde aldığı Bozcaada yapımı nefis domates reçeli vardı , gerçekten harika bir lezzet... Diğerleri malum kahvaltılıklardan ibaret. Biz fırsat buldukça kahvaltıda buluşup uzun uzun sohbetleri seviyoruz. Daha sonrasında, işi olan varsa onlar içinde zamanımız kalıyor..Bir dahaki kahvaltı büyük olasılıkla bahçemizde olacak çünkü ;bahçenin artık tadı gelmeye başladı...Sevgiler..

4 Nisan 2010 Pazar

Geçenlerde bir arkadaşıma havuçlu kek yapıp götürmüş ve tarifini sizinle paylaşmıştım. Sevgili arkadaşım da tabağımı boş vermemek için bu çok lezzetli  simitleri yapıp bana göndermişti. Simitler o kadar lezzetliydi ki bu hafta ben de denemeye karar verdim ve hemen sizlerle de paylaşayım dedim.

Not:
Simitler ne oldu diye sorarsanız büyük bir kısmı Canan' cığımla İstanbul a gittiler..

Malzemeler:
1 yk. mahlep
1 paket yumuşamış margarin
1 çb. sıvı yağ
Yarım sb. suyun içine 1 yk. sirke ya da yarım limonun suyu(ben limon suyu koydum)
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı toz şeker
1 adet yumurta ( akı, simitlerin üzeri için ayrılır)
4-5 sb. un
1 tatlı kaşığı kabartma tozu

Üzeri için:
Yumurta beyazı
Susam


Yapılışı:

Yağlar, yumurta sarısı, su, mahlep, tuz ve şeker karıştırılır. Un ve kabartma tozu bu karışıma eklenerek yoğrulur. Bu hamurdan yuvarlak simitler yapılır. Simitler önce iyice çırpılmış yumurta akına sonra susama bulanarak tepsiye dizilir. Önceden ısıtılmış fırında 180 derecede üzerleri hafif pembeleşene kadar pişirilir. Afiyet olsun

CAFEDERYA

CAFEDERYA
Tasarım pastalar,kurabiyeler, cupcakeler. Ayrıca Ev yapımı hamur işleri, tatlılar, mezeler, yöresel lezzetler...

Atam İzindeyiz

Atam İzindeyiz

Blogroll

free counters

Popüper Yazılar

Blog Arşivi

Google+ Followers

Yukarı