Yeni Yıl

29 Temmuz 2009 Çarşamba

















Hani bazen üşeniriz de işin kolayına kaçarız ya, bu tarif de öyle oldu.Ama sonuçta hem görüntüsü hem tadı çok güzel oluyor.Çok ince ve tam böreklik iki yufkadan orta boy borcamı dolduracak kadar oluyor ve dört kişilik bir aileye yetiyor.Tabi yanında zeytinyağlı yemek ve salata ile güzel bir davet yemeği olarak da düşünülebilir.Tarifimiz burada...

Malzemeler:
2 adet taze yufka (her biri ikiye bölünecek)
250 gr. orta yağlı kıyma
1 adet kuru soğan
tuz, karabiber
ince kıyılmış maydonoz veya kuru nane

Sosu:
1,5 yemek kaşığı salça
1 su bardağı kadar ilave su
2 yemek kaşığı yağ
3 kaşık süzme yoğurt(biraz su ile kıvamını ayarlayın)


Yapılışı:
Kıymaya çok ince doğradığınız soğanı, kıyılmış maydonozu, baharatları ve tuzu ilave ederek iç harcını hazırlayın ve dört eşit parçaya bölün.Yufkanın birini ortadan ikiye kesin ve kesilen kenara kıymalı harçtan boylu boyunca yerleştirin, yufkayı aynı kenarından gevşek olmayacak şekilde rulo sararak kapatın, kapatırken yapışması için yuvarlak kenarlara elinizle su sürün ve yapışmasını sağlayın kalan yufkaları da bu şekilde bitirin.Keskin bir bıçakla 1,5 cm kalınlıkta dilimlere keserek açık uçları alta ve üste gelecek şekilde tereyağla yağladığınız borcama dizin, fırınınızı ısıtın ve mantıların her tarafının hafifçe kızarmalarını sağlayın.Diğer tarafta salça, yağ ve sıcak su ile sosunu hazırlayın.Sostan kepçe ile alarak çok dikkatli bir şekilde yavaş yavaş mantıların üzerlerine gezdirin ve birkaç dakika daha fırında yumuşamasını bekleyin.Ilıyınca üzerine hafif sulandırılmış ve çırpılmış yoğurt dökerek servis yapın.Arzu ederseniz kuru nane ve sumak serpin.
Afiyet olsun...

Dikkat edilecek noktalar:
Borcam kullanacaksanız sosunuzun tarifte de belirttiğim gibi mantı ile aynı sıcaklıkta olmasına ve yavaş yavaş mantıların üzerlerine gezdirilmesine dikkat edin.Cam ve su teması camın çatlamasına neden olabilir.Eğer bunu göze alamıyorsanız başka bir tepside kızartıp, daha sonra sosunuzu dökmeden borcama veya servis yapacağınız uygun kaba alıp sonra sosu gezdirin ve kapattığınız sıcak fırında mantıların sosu çekmesini sağlayın.

27 Temmuz 2009 Pazartesi

















Ağustos ayının başında çooook özlediğimiz kuzucuklarımız gelecek.Bu kuzucuklar öyle mini mini falan değil, kimler mi? Bizim İstanbul'daki çocuklarımız Canan ve Onur. Onları aylardır çok özledik ve sabırsızlıkla bekliyoruz. Ben tabii ki haftalar öncesi misafir odasını onlar için hazırladım bile...Onların kullanacakları pijamaları, havluları terlikleri bile hazır.

Derin dondurucuya onların sevdiği şeyler yapıp kaldırdım.Giderken götürebilirlerse mantı ve bahçeden topladığım taze yaprak sarmasını da hazır ettim.
Onları beklerken, bu arada birlikteyken neler yapabiliriz, nerelere gidebiliriz programları bile yapıldı.Yine Canan'ın bebekliğinde çok emeği geçen küçük halası ve iki çocuğu da aynı tarihlerde Ankara'ya gelmeye çalışacak. Düğünlerinden beri görüşemediler.Misafir ağırlamayı da, onlarla birlikte olmayı da çok seviyorum ve becerebildiğim her tadı ve ikramı yapmaya özen gösteriyorum.Herkes için her zaman tertemiz ütülü yatak takımlarım ve samimi ikramlarım olmasına özen gösteririm. Bundan da müthiş keyif alırım.Sizler de eğer yapmıyorsanız zaman zaman bunu yapın, bunun insana verdiği mutluluğu mutlaka yaşayın. İşiniz ne kadar çok olursa olsun bunlara zaman ayırın. Göreceksiniz bakın size de o kişiler aynı özeni göstereceklerdir ya da bundan sonra gösterme gereğini kendilerinde duyacaklardır.
Temmuz sonunda Derya'nın , Ağustos'ta Canan'ın doğum günleri var, onları da birlikteyken kutlayacağız.Kendimizce hediyeler hazırladık, umarım beğenirler!









Sevgili dostlar merhaba!
Dün hiç aklımızda olmayan bir yere gittik.Gittiğimiz yer Ankara'ya tahminen 60-70km. uzaklıkta bir çiftlikti.Kuzenlerime ait olan bu çiftlik o kadar güzel bir yerdeki anlatamam.Arazi içersinde her şeyi olan yapılı bir ev, birçok yetişmiş meyve ağaçları, çiçekler, sebzeler ne ararsanız vardı. Kuzenimin çocukları da buraya bir lahmacun fırını ve tandır evi yaptırmışlar.



Ayrıca çiftliğin bekçisinin kaldığı bir küçük ev daha var.Biz giderken orada bulunmayacak yiyecek ve mangal malzemelerini aldık.Orada her türlü mutfak malzemesi zaten vardı.Hemen kolları sıvadık, salatalar, etler, pilavlar hazırlandı.Toplam 13 kişiydik. Erkek kardeşim, ablalarım, annem, babam (uzun zamandır ailece ilk defa bir arada olabildik), diğer tarafta evsahibi olarak kuzenimin çok neşeli ve muzur kızı, eşi ve çok tatlı iki çocuğu ve ablamla eniştem vardı.Herkes o kadar çok malzeme almış ki anlatamam.Bir tarafta mangallar yapıldı.Salıncakta oturan annemle babama özel servisler yapıldı.Bir masada bizler, mangal başında Adem (kuzenimin damadı ) ve sevgili eşim hem pişirdiler, hem koyu bir sohbete daldılar.O kadar çok şey yedik içtik ama inanın oranın yayla havasından mıdır nedir hiç rahatsız olmadık.Akşam üzeri çay eşliğinde yapılan sıcak sohbetler bizi çok ama çok mutlu etti.
Ben, deniz tatilinden çok doğayla içiçe olmayı seviyorum, bu yüzden de böyle mekanlar beni çok rahatlatıyor ve dinlendiriyor.Bahçeden mis kokulu ıhlamurlar, asmadan taze yapraklar topladık. Toprak o kadar verimli ki biberler, salatalıklar, patlıcanlar, kabaklar resmen coşmuş gibi fışkırmıştı.



Tabi hepsinden de topladık, evlerimize getirdik.Akşam üzeri fırında daha önce mayaladığımız ekmekleri pişirdik.Sıcakken içlerine peynir ve tereyağı koyup yedik.


O kadar çabuk akşam oldu ki, doyamadan dönüş yoluna koyulduk.Temiz hava biraz çarptı ama olsun.Becerebildiğim kadar fotoğraf çekmeye çalıştım.Hafta sonu yapılacak işler aksadı ama olsun birazcık da olsa kendimi özellikle işten güçten soyutlamayı başardım...

24 Temmuz 2009 Cuma


















Bir süredir bloğa yeni bir tarif ekleyemiyorum.Sebebine gelince yılbaşından beri annemin(anneanne) dördüncü kez felç rahatsızlığı ve ardından algılama sorununun kalması ve her hafta sonu bir günümü ona ayırmam, kalan bir günde de evimle ilgilenmem.Bunun yanında babamda da takip edilmesi gereken rahatsızlıklar nedeniyle hastane, ev, iş ve annemin yanında gece bakmak görevlerini sayarsam bana hak verirsiniz. Gündüz bir bakıcı ayarladık ve hafta sonları da ablam ve ben duruma göre gidip ilgileniyoruz. Bu koşuşturmalar beni de hem bedenen hem ruhen çok yordu ve yıprattı.Boyun ağrılarım ve buna bağlı migrenim de çoştu.Aldığım 15 seans fizik tedavi çok iyi geldi.Şu sıralar işyerinde de işlerimiz oldukça yoğun.Kısmet olursa ağustos başında iki hafta izin alacağım.İznimizde Ankara' da olacağız.Bizim istanbul'daki kuzucuklar gelecek (Canancığımız ve Onurcuğumuz).Sabırsızlanıyoruz çünkü onlar da biz de birbirimizi çok özledik.Bu sene annemlerin rahatsızlığı nedeniyle İstanbul'a sık gidip gelemedik.Ayrıca tatil programı da yapamadık.Sağlık olsun... Sizlere dün akşam hazırladığım domates kebabının tarifini vereceğim.Tarif "Yeturla Lezzet Kareleri" blogundan.Biz çok beğeniyoruz bu lezzeti, umarım siz de beğenirsiniz.Bundan sonra inşallah daha sıklıkla tarifler eklemeye çalışacağım.Aslında paylaşacağım birçok güzellik var.



Malzemeler:
8 adet orta boy sert domates
300 gr. kadar orta yağlı kıyma
1 adet irice kuru soğan
tuz, karabiber, kıyılmış maydonoz ve 2-3 diş sarımsak

Yapılışı:
Soğanı ve sarımsağı rondoda çekin.Kıyma, tuz, karabiber, kıyılmış maydozu ilave edin.Diğer tarafta domateslerin sap yerinden kapak keserek içlerini tatlı kaşığı ile oyun.Hafif tuzlayın ve kıymalı harçtan doldurun.Domates içlerini bir diş sarımsakla ve biraz salça yarım su bardağı su ilavesiyle kavurun.Isıya dayanıklı bir kaba doldurduğunuz domatesleri dizip üstlerine de sostan gezdirin.Arzu ederseniz yeşil biber dilimleri koyabilirsiniz.Fırında içleri pişene kadar tutun, ılıyınca servis yapın.
Afiyet olsun...

23 Temmuz 2009 Perşembe

















Bu pastayı evin küçük kızı, yani ben Derya yaptım. Baktım ki annem ve ablam uzun bir süredir işlerinin yoğunluğu ve tatil hazırlıklarından dolayı blog'a yeni tarifler eklemeyememişler. Ben de geçiçi süreliğine bu görevi devralmaya karar verdim ve Portakal Ağacı 'ndan aldığım tarife göre hazırladığım Muzlu Rulo Pasta'yı blog'a eklemeye karar verdim. Gerçekten çok güzel oldu. Tarifi Portakal Ağacı 'ndan birebir buraya aktarıyorum. Ayrıca bu tarif için Hatice Hanım'a çok teşekkür ediyorum.


Malzemeler:

Kek malzemeleri:

4 yemek kaşığı toz şeker
4 yumurta (sarılar ve beyazlar ayrı kaplarda)
4 yemek kaşığı un
1 paket kabartma tozu
Krema malzemeleri:
1 litre süt
3 yemek kaşığı un
4,5 yemek kaşığı toz şeker
2 yumurta
kakaolu isterseniz; 1-2 kaşık kakao (Ben üzerine serpeceğim damla çikolataları sıcak kremanın içine ekleyince krema da kakaolu oldu)
1,5-2 muz
hindistan cevizi
isterseniz dövülmüş ceviz

Kekin Hazırlanması:
1) 4 yemek kaşığı toz şeker ile 4 yumurtanın sarısını mikserle çırpın. ayrı bir kapta 4 yemek kaşığı un ile 1 paket kabartma tozunu karıştırın. bir başka kapta 4 yumurtanın beyazını köpükler oluşana kadar çırpın. yumurta beyazlarını şekerli yumurta sarılarına yavaş yavaş ilave edin. unu da azar azar ekleyerek yavaşça çırpın.
2) Karışımı yağlı kağıt serilmiş bir tepsiye yayın. (karışım çok azmış gibi gelebilir ama merak etmeyin bir yemek kaşığı yardımıyla yağlı kağıdın tamamına karışımı yayın.) önceden ısıtılmış 170C fırında kekin üzeri kızarana kadar pişirin. (bu işlem kısa sürede olduğu için keki bırakıp gitmeyin.) kek pişince fırından çıkarıp hala sıcakken yağlı kağıt yardımıyla gevşek bir rulo yapın ve sardığınız yağlı kağıdın üzerine ıslak bir mutfak bezi yayarak keki dinlendirin. (çok sıkı sararsanız kek yırtılır)

Kremanın Hazırlanması:
1) 3 yemek kaşığı unu, 4,5 yemek kaşığı toz şekeri, 2 yumurtayı ve kullanıyorsanız 1-2 kaşık kakaoyu küçük boy tencerede karıştırın. soğuk sütü üzerine yavaş yavaş ekleyin. devamlı karıştırarak kaynayana kadar pişirin. oda sıcaklığında ara sıra karıştırarak hafif ılınmasını sağlayın. (çok soğuk olmasın)
2) Ilınınca ruloyu açın. üzerine bolca kremadan sürün. (yaklaşık üçte ikisini içine sürmelisiniz)kekin genişliğine göre ortaya 1,5 veya 2 muzu uzunlamasına koyun ve keki iki defada rulo haline getirin. (krema yanlardan taşacak, kaşıkla alıp üzerine sürün) rulonun etrafına kremadan sürün.
3) Üzerine isteğe göre dövülmüş ceviz ve hindistan cevizi serperek buzlukta dondurun.
Afiyet olsun...

7 Temmuz 2009 Salı

















Bu tarif annemin arkadaşı Oya Teyze'ye ait.Ben de öğrendiğimden beri sık sık yaparım çünkü çok hafif ve lezzetli oluyor.Bence siz de deneyin.

Malzemeler:
3 yumurta
1,5 su bardağı toz şeker
1 su bardağı süt
yarım su bardağı sıvı yağ
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
1 limonun rendesi ve suyu
2,5 su bardağı un
Yapılışı:
Şeker ve yumurtalar iyice çırpılır.Sonra yağ, süt, limon suyu ve kabuğu ve vanilya katılıp tekrar karıştırılır.En son un ve üzerine kabartma tozu eklenir, kaşıkla karıştırılır.Yağlanmış kek kalıbına dökülür ve önceden ısıtılmış fırında 180 derecede 40-45 dakika pişirilir.
Afiyet olsun...
















Malzemeler:

Salata İçin:
6-7 adet orta boy patates
yarım demet kıvırcık
yarım demet dere otu
4-5 adet yeşil biber (ben köy biberi kullandım)
7-8 dal taze nane

Sos İçin:
1 adet limonun suyu
1,5 çay bardağı zeytinyağı
1 yemek kaşığı nar ekşisi
1 çay kaşığı kekik
tuz, karabiber ve pul biber
Yapılışı:
Patatesleri soyun ve birkaç parçaya bölerek tuzlu suda haşlayın (ben hep bu şekilde kabuklarını soyarak ve parçalara bölerek haşlarım, isterseniz soymadan ve parçalara bölmeden de haşlayabilirsiniz).Patateslere çatal batırarak haşlanıp haşlanmadığını anlayabilirsiniz.
Bu arada ayrı bir kasede sos için ayrılan bütün malzemeleri karıştırıp hazırlayın.
Haşlanan patatesleri mümkün olduğunca çok fazla soğutmadan genişçe bir kaba doğrayın.Üzerine hazırladıpınız sosu dökün ve iyice karıştırın.Patatesler bir kenarda beklerken tüm yeşillikleri ince ince doğrayın ve patateslerin içine katın, tekrar karıştırın.
Afiyet olsun...
















Bu tariften 16 adet brownie çıkıyor ve çok yumuşacık bir lezzette ve hafiflikte oluyor.Açıkçası çok sık brownie yapan biri değilim.Nedenine gelince yediğim brownielerin çoğunlukla ya fazla yağlı oluşu ya da aşırı ıslak gibi oluşundandır.Sanki benim yaptıklarım da öyle bir lezzette olacak korkusu yaşarım...Ama bu tarifteki ölçüler tam benim damak zevkime uygun.Bu yüzden bu tarifi eminim daha sık uygulayacağım.Deneyip beğendiklerimi de sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.

Malzemeler:
3 yumurta
1 su bardağı toz şeker (rondoda biraz incelttim)
1 su bardağından 2 parmak eksik sıvıyağ
2,5 çorba kasesi elenmiş un (unu bardakla ölçmeyi yine unuttum!)
1 çay kaşığı vanilya
1 çay kaşığı karbonat
1 çay bardağı iri dövülmüş ceviz
1 çay bardağı soğuk ve şekerli süt

Yapılışı:
Yumurta ve şekeri iyice köpürene dek çırpın.Sırasıyla sıvıyağ, elenmiş un, üzerine vanilya ve karbonatı ekleyip çok fazla hızlı olmamak şartıyla tekrar çırpın.Cevizi ilave edince kaşıkla şöyle bir karıştırın ve içlerini fırça ile yağladığınız kağıt kek kalıplarına yarısına kadar malzemeden doldurun.Önceden ısıtılmış fırında 180 derecede pişirin.Pişirme işlemi 30-40 dakika civarında sürebilir.Bir kürdanla pişip pişmediğini kontrol edebilirsiniz.Piştikten sonra fırından hemen çıkartmayın, ılımasını bekleyin.Çıkardıktan sonra her bir keke ikişer üçer tatlı kaşığı şekerli süt ilave edin, soğumaya bırakın.
Afiyet olsun...

CAFEDERYA

CAFEDERYA
Tasarım pastalar,kurabiyeler, cupcakeler. Ayrıca Ev yapımı hamur işleri, tatlılar, mezeler, yöresel lezzetler...

Atam İzindeyiz

Atam İzindeyiz

Blogroll

free counters

Popüper Yazılar

Blog Arşivi

Google+ Followers

Yukarı