Yeni Yıl

28 Nisan 2009 Salı

















Bu tarif, İzmir Tire'deki arkadaşım Huriye Hanım'a ait.Annesinin yaptığı bu nefis ekmeği bizimle paylaştığı için çok teşekkür ederim.
Tarifin resimleri Huriye Hanım'ın annesinin yaptığı ekmekten alınmış orijinal resimler.Ancak bizler evimizdeki imkanlarla yapabileceğimiz için, tarifi de ona göre verdik.Orijinal resimleri için tıklayın:1.2.3.
Eskilerin çok kullandığı bir mayaymış nohut mayası.Hazır mayalar icat olunup mertlik bozukmadan önce, Anadolu kadınının elinin altındaki en temel malzemeler olan nohut ve unla yaptığı bu maya, hazırlanması için sizden istediği birazcık sabra ve vakte oranla inanılmaz bir lezzet sunar ve inanın bu zahmete fazlasıyla değer...

Açıklama: Yorum kutusuna adsız tarafından bırakılan notta bu tarifin sibelin kahvesine ait olduğu belirtilmiş,  hemen düzeltmeyi eklemek istedim, Arkadaşımın bunu bana belirtmesi gerekirdi benim de bu gaflete düşmem tabiki hata ..eminim anneside aynı yöntemle yaptığı için detaylı tarifi buradan alıp bana yollamış..Bir art niyet olmadığını hassasiyetle belirtmek isterim çünkü bir tarifi eğer birisinden almışsam mutlaka linkini de  veriyorum.

Malzemeler:
Bir avuç kuru nohut
biraz kırmızı mercimek
mümkünse demir bir havan
büyükçe bir kavanoz
bolca un (tercih ederseniz kepekli un, tam buğday unu veya 2-3 avuç kepek)

Yapılışı:

1.Aşama:
Bir avuş nohutu ve mercimeği, bu iş için kullanmak üzere ayırdığınız bir mutfak bezinin içine koyup, bezin üstünden demir bir havanın sapıyla (yoksa iri bir taş da olur, ya da kabuklu yemişleri kırdığınız aletle) vurarak kırın.Bez muhtemelen yırtılıp delinecek, kıymetli bir örtüyü bu iş için kullanmayın.Nohut ve mercimeği sağa sola dağıtmadan kırmanın tek yolu havanın içinde kırmak.İyice un ufak etmeniz gerekmiyor, ikiye ayrılmaları bile yeterli olacaktır.
Daha sonra kırık nohutları büyükçe bir kavanoza koyun.İçine 1-2 avuç un ve bir fiske tuz atın.Kavanozu yaklaşık yarısına kadar sıcak suyla doldurun.Suyun ısısı hissedilmeli ama elinizi de yakmamalı.Malzemenizi kaşıkla karıştırın ve kapağını kapatın.Daha sonra kavanozu tercihen battaniye gibi sıcak tutacak bir örtüyle örtüp bir kenara kaldırın (yoğurt mayalar gibi).

Püf Noktası:Bu işlemi öğleden sonra ya da akşama doğru yapmanız zamanlama açısından iyi olacaktır.Gece yatmadan önce kavanoza 1 çay bardağı sıcak su ekleyin ve tekrar iyice sarıp üzerini örtün.Böylece mayanızın tutması daha garanti olacak.

2.Aşama:
Ertesi sabah mayanız çok büyük ihtimalle gelmiş olur.Bunu, kapağa kadar çıkan köpüklerden anlarsınız.Bir de malesef kokusundan:)Bu maya pek hoş kokmaz, kokusunu önemsemeyin ya da bozulduğunu düşünmeyin.Ekmeğiniz piştiğinde kokudan eser kalmayacak, kesinlikle maya değil, mis gibi ekmek kokacak.
Kavanozun kapağına kadar köpürmesi şart değildir, 1-2 parmak suyun üzerinde köpük varsa o da yeterlidir.Ancak hiç köpüklenme göremezseniz mayanız tutmadı demektir, bu da çok nadir olur.Özellikle sıcak günlerde mayanın tutmaması imaknsız gibi birşey.
Kavanozdaki ılık mayayı -nohutlarını süzgeçten geçirip atarak- demlikte kaynatıp ılıttığınız suyla birlikte yoğurma kabınıza aktarın.

3.Aşama:
Artık hamurunuzu yoğurmaya başlayabilirsiniz.Başlangıç olarak 1/2 kg. kadar un ile bir hamur yapın.Hamur oldukça yumuşak, hafif cıvık bir kıvamda olmalı.Kepekli un kullanacak olsanız bile, bu ilk aşamada beyaz un kullanın.
Yoğurma kabınızın üzerini örtüp (yine battaniye tavsiye ederim) sıcak bir ortamda iki katı kadar kabarmasını bekleyin.Kışın sıcaklık yeterli gelmeyebilir.Bu durumda garanti mayalanma için, yoğurma kabını sıcak su dolu bir başka kap üzerine koyup üzerini örterek, buhar desteğinden faydalanabilirsiniz (ancak kabı sıcak suyun içine oturtmayın).Yazın güneşte de bekletebilirsiniz, çok daha çabuk mayalanır.

Püf Noktası:Bu ilk mayalı hamyrdan yaklaşık 3 tepsi ekmek çıkacaktır.Bu miktar size fazlaysa, 2.yoğurma aşamasına geçmeden önce (mayalandıktan sonra tabii) hamuru bölün, bir kısmını komşunuza verebilir ya da buzlukta saklayabilirsiniz.

4.Aşama:
Mayalanan hamurunuza bir miktar tuz serpip yavaş yavaş un ekleyerek yoğurmaya devam edin.Artık kepekli un ya da 2-3 avuç kepek kullanabilir, ekmeğinizi kepekli yapabilirsiniz.Tamamen kepekli un kullanmak kabarmasını engelleyebilir.Dilerseniz bu aşamada hamura keten tohumu da katabilirsiniz.Sonra poğaça hamuru yumuşaklığında bir elde edin.

5.Aşama:
Pişirmek için kullanacağınız fırın tepsisini bolca yağlayın.Hamuru tepsiye boşaltın, üzerini elinizle hafifçe düzeltin.Hamurun tepsinin yarısını biraz geçmesi idealdir.Son bekletme aşamasında tekrar kabarıp, resimdeki gibi tepsiyle bir olacak.Hamurunuz bu şekilde kabarıncaya kadar bekleyin.

6.Aşama:
Tepsiyi 175 derecede önceden ısıtılmış fırına sürün.Yarım saat sonra 200 dereceye çıkarın.Toplam yaklaşık 1 saat boyunca pişirin.
Tepsiyi fırından alınca bir müddet bekletin, hafifçe terlemesi için bezle sarabilirsiniz.Daha sonra çok bekletmeden tepsiden çıkarın.Tepsinizi iyice yağladıysanız sorunsuz olara çıkacaktır ancak çıkmazsa üzülmeyin, bir süre daha bezle kapatıp bekletin.
Artık 1 bardak çay ve en sevdiğiniz peynir ya da biber salçası eşliğinde mis kokulu ekmeğinizin sıcak sıcak tadını çıkarabilirsiniz.Ertesi gün buzdolabına kaldırın, gerektikçe çıkarıp ısıtarak ya da kızartarak yiyin.Bu ekmeğin esas tadı kızartılınca çıkıyor, söylemedi demeyin...
Afiyet olsun...

20 Nisan 2009 Pazartesi

















Malzemeler:

2 su bardağı pirinç
4 su bardağı ılık su
1 çay kaşığı tuz
yarım kilo kuzu eti (kuşbaşından küçük doğranmış)
3 yemek kaşığı sıvı yağ
1 yemek kaşığı tereyağ
taze çekilmiş karabiber

Yapılışı:
Pirinci, nişastalı suyu çıkana kadar yıkayın ve süzün.Pilav tenceresine sıvıyağ ve tereyağı koyup, yağda pirinçler şeffaflaşana kadar kavurun.Üzerine 4 bardak suyu ekleyip hafifçe karıştırın ve kapağını kapatıp pilavı pişirin.Üzerleri göz göz olunca altını kapatıp üzerine kağıt havlu koyun ve demlenmeye bırakın. (Bu arada kullandığınız pirincin ne kadar su çekebileceğini takip etmelisiniz.)
Diğer tarafta, kapaklı bir tavayla ateşe koyduğunuz etleri suyunu çekene dek pişirin.Yağ ekleyerek biraz kavrulmalarını sağlayın.Biraz sıcak su ve tuz ekleyerek etlerin pişmesini sağlayın, gerekirse sıcak su ilave edin.Demlenen pilava etleri koyup harmanlayın ve taze çekilmiş karabiber serpin, servis yapın.
Afiyet olsun...

13 Nisan 2009 Pazartesi

















Tiramisu tarifini daha önce blogumuza yazmıştık.Bu da onun gibi, sadece yapılışı biraz farklı.Tiramisunun kekini büyük borcam ile yapıp çay bardağı ile kekten daireler çıkarttım,aralarını kesip krema doldurdum.Kuplara koyarak kremasından bolca koydum. Sunumu çok hoş ve bir o kadar da pratik oldu...
Afiyet olsun...



















Bu salatayı Cafe Fernando'nun blogunda gördüğümde tadının çok güzel olacağını düşünmüştüm.Ben tarifi birazcık değiştirerek denedim.

Malzemeler:
4 adet tavuk göğsü
2 adet göbekli marul (iç yapraklarını kullandım)
1 büyük kase dolusu kruton ekmek(ben ekmekçiden hazır kruton aldım)

Sos:
1 çay bardağı zeytinyağı
2 limon suyu
yarım çay kaşığı Dijon hardal
1,5 çay kaşığı (ben Worcestershire sosu kullanmadım)
tuz karabiber
3 Diş sarımsak

Yapılışı:
Tavuk göğüslerini uzun dilimlere kesin.Bir kaşık toz şeker, bir kaşık tuz bulunan büyük bir kase su içinde 30 dakika bekletin, çıkartıp kurulama bezi ile tavukları kurulayın.
Tavaya çok az sıvı yağ koyun ve ısınınca tavuk parçalarının iyice her tarafını kızartın.Kapaklı bir kapta sıcak kalması için bekletin.Diğer tarafta 3 diş sarımsağı ezin veya incecik kıyın, az yağda hafif döndürün ve üzerlerine krutonları ilave edip sarımsakların aromasını almasını sağlayın. Göbekli marulların mümkünse iç yapraklarını irice doğrayıp servis yapacağınız salata kasesine alın, krutonları katın.Tavuk dilimlerini verevine ince dilimleyip ilave edin.Sos malzemesini iyice karıştırın ve üzerlerine gezdirin.Hepsini harmanlayıp kaseyi streçle kaplayın, servis saatine kadar tutun.(Bu salatayı servise en fazla yarım saat kala hazırlamanızı tavsiye ederim.)
Afiyet olsun...

















Malzemeler:
1 paket ambalajlı lavaş (12 adet çıkıyor)
bir orta boy kase rende kaşar
1 kg. ıspanak (sadece yapraklarını kullandım)
2 orta boy kuru soğan
tuz, karabiber ve arzu edilirse pul biber

Yapılışı:
Soğanlar ince çintilir, sıvı yağda şeffaflaştırılır, üzerine yıkanmış doğranmış ve iyice suyu süzülmüş ıspanaklar konur.10 dakika kadar ıspanakların sönmesi beklenir.Ilıyınca tuz ve baharatlarla tatlandırılır ve içine bir avucu ayrılmak üzere rende kaşar peyniri ilave edlir.Bu iç her lavaşın bir kenarına konur ve dürüm gibi sarılarak yağlanmış borcama yanyana dizilir.Fırında sadece içindeki kaşar eriyene kadar tutulur ve çıkartılır, kalan bir avuç kadar rende kaşar da üzerlerine serpilir (ben bu aşamada kenarlarının kuruduğunu farkederek fırça ile biraz süt sürdüm) ve tekrar fırında kaşar eriyene kadar tutulur.Sıcak servis yapılır.Ben her dürümü ortadan ikiye kestim, böylece 24 adet oldu.
Afiyet olsun...
















Malzemeler:
2 kg. yufka(48 adet rulo börek çıkıyor)
1 kalıp beyaz peynir
6 iri patates (haşladım ve sıcakken rendeledim)
bolca kıyılmış maydonoz
karabiber ve pul biber
yarım paket eritilmiş margarin ve sıvı yağ
4 yumurta

Yapılışı:
Önce yufka aralarını yağlamak için yumurtaları ve yağları iyice karıştırın.Haşlanan ve rendelenen patatesler ılıyınca, ezilen peyniri, maydonozu ve baharatını karıştırıp içini hazırlayın.Yufkaları ikişer ikişer grup yapıp aralarını ve üstlerini yağlayın, önce dörde, sonra tekrar dörde keserek sigara böreği gibi hazırlayıp geniş kenarına içten koyun, irice rulo sarın ve bir börek tepsisine dizin.Üzerine, yarısına kadar soğuk su doldurun, 10 dakika sonra alt üst yaparak bekletin, buradan alıp yağlanmış tepsiye aralıklı olarak dizin.İmkan varsa yarım saat soğuk bir yerde bekletin ve iyice ısınmış fırında üzerlerine yumurta sarısı ile çörek otu sürerek nar gibi oluncaya kadar pişirin.Sıcak servis yapın.
Afiyet olsun...
Merhaba sevgili blog severler, kızlarımın (Canan ve Derya) ve benim (Şükran) arka arkaya hastalanmamız ve benim devamında alerjilerimin tekrarlaması nedeniyle blogumuzu Canan boş bırakmamaya çalıştı.Zaten Derya'nın yoğun laboratuar çalışması olduğu için çok zamanı olamıyor.

Sizlere bahsedeceğim konu, benim 3 yıldır alerji hastası olmama neden olan, şu sıralarda internette ve tv ekranlarında acayip rayting yapan doğadaki ilaçların herşeye çözüm olacağı yönündeki konuşmalar, tavsiyeler ve binlerce kür tarifleri.Bütün mesele bunları çok iyi araştırıp ve öncelikle mutlaka doktorunuza danışmak şartıyla çok bilinçli kullanılması...Gelelim benim alerji olmama ve devamlı olarak ilaç kullanmama neden olan bitkiye...Hepimiz zaman zaman saçlarımızda aşırı dökülmeler nedeniyle ne yapacağımızı, ne kullanacağımızı şaşırırız.Ben de böyle bir dönemde çam terebentinin belli oranda kullandığım şampuana karıştırılıp haftada iki kere bununla saçlarımı yıkamam tavsiyesini aldım ve hemen uygulamaya geçtim.Geçtim ama bende birkaç yıkama sonrası gittikçe artan öksürük atakları başladı.O sırada yine bir ağır bir grip geçirmiştim ve onun devamında kalan öksürük diye yorumladım.Bu sıkıntım gittikçe öyle bir arttı ki günlük yaşantımı etkiler hale geldi.Nihayet bir üniversite hastanesinin alerji bölümünde bu konunun uzmanı bir doktor tarafından yapılan alerji testi sonrasında, çam türevi ağaçlara ve yabani otlara benim alerjim olduğu tespit edildi.Bu alerjim üç yıldır kasım ayında başlayıp iki ay kadar devam ediyor ve düzenli olarak kortizonu düşük ilaç almak durumunda kalıyorum.Bu dönemdeki önemsemediğim boğaz ağrısının tedavi edilmememesi sonucu yine bu sıkıntılarım başladı ve yine ben soluğu doktorda aldım.Hemen antibiyotik tedavisine başlandı, yavaş yavaş şikayetlerim de ona paralel azaldı çok şükür.

Kendimi iyi hisseder hissetmez, ilk işim bu hafta sonu epeydir ertelediğim akşam günümüzde yaptıklarımı sizlerle paylaşmak oldu.Daha önce bahsetmiştim sekiz komşu (eşli olarak 16 kişi) akşam günü yapıyoruz ve menüye de sadece iki tuzlu bir tatlı sınırı koymuştuk.Ben de kendi günümde denemeyi epeydir istediğim tarifleri uyguladım.Komşularım çok beğendiler, bakalım siz de beğenecek misiniz?


















MENÜ

*Peynirli patatesli rulo börek

*Ispanaklı kaşarlı dürümler

*Sezar salata

*Kupta tiramisu

Tarifleri de geliyor...

11 Nisan 2009 Cumartesi

















Malzemeler:

3 adet tavuk göğsü
1 orta boy soğan
2 patates
2-3 domates
2-3 sivri biber
2 diş sarımsak
zeytinyağı
tuz, karabiber, pul biber
1 yemek kaşığı salça

Yapılışı:
Salçayı biraz sulandırarak bir sos hazırlayın ve güveç kaplarının tabanına bu sostan sürün.Üzerine halka halka doğranmış soğanları ve küp küp doğranmış patatesleri dizin.Onların üzerine yine küp doğranmış tavukları, doğranmış biberleri ve sarımsakları koyun.En üste de doğranmış domatesleri dökün.Üzerine tuz, karabiber ve pul biber atın.Zeytinyağı gezdirin ve önceden ısıtılmış fırında 200 derecede 1-1,5 saat pişirin.Tabii isterseniz fırın kaplarının ağzını alüminyum folyo ile kapatabilirsiniz.
Afiyet olsun...

9 Nisan 2009 Perşembe

















Uzun zamandır tarif yazamadık, ne annem ne ben...Hastalıktan olsa gerek.İkimiz de peş peşe hastalanınca blog da garip kaldı tabii:) Bu nedenle, bugün de evde olmamı fırsat bilerek birşey yapayım dedim.Evde bulunan eski Lezzet dergisinde buldum bu tarifi ve hemen denemeye karar verdim.Tahini seviyorsanız mutlaka yapın derim...

Malzemeler:
1 su bardağı tahin
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı dövülmüş ceviz
1 su bardağı sıvı yağ
1 yumurta sarısı
1 paket kabartma tozu
Aldığı kadar un

Yapılışı:
Tahin,sıvı yağ, toz şeker ve yumurta sarısını bir kapta iyice çırpın.Unu ve kabartma tozunu da eleyerek bu karışıma ekleyin ve karıştırın.Son olarak da cevizi katın ve yoğurun.Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp avucunuzun içinde yuvarlayın.Kurabiyeleri, yağlı kağıt serili olan fırın tepsilerine dizin ve önceden ısıtılmış fırında 180 derecede hafifçe pembeleşene kadar pişirin.
Afiyet olsun...

CAFEDERYA

CAFEDERYA
Tasarım pastalar,kurabiyeler, cupcakeler. Ayrıca Ev yapımı hamur işleri, tatlılar, mezeler, yöresel lezzetler...

Atam İzindeyiz

Atam İzindeyiz

Blogroll

free counters

Popüper Yazılar

Blog Arşivi

Google+ Followers

Yukarı